Yazı

Kısa Kısa
Kısa Kısa 

Etem Kutsigil

Çiftçilerimize Sitemim Var

Çiftçilerimizin içinde bulunduğu acı durumları yansıtan yazım, ne yazık ki beklediğim ilgiyi görmedi. Bundan dolayı yakındığım kişiler, seçim ortamında olduğumuz için çiftçi kardeşlerimizin ilgilenemediğini söylediler.
Çiftçi kardeşlerim,  çiftçi gençlerim; ZAMAN, SESİMİZİ DUYURACAĞIMIZ ZAMANDIR. Bu seçim geçince kimse bizi düşünmez. Tabiidir ki, bir vatandaş olarak görevini yapacaksın. Ama kendi geleceğini, tarımsal sorunlarını halledceğin günlerdir bu günler !!! Bu yüzden SEN KENDİ HALİNİ DÜŞÜN !  UYAN VE HAKKINI İSTE ! Bak tarım desteklemelerinden kesinti yapılıp, o parayla beyaz eşya dağıtıyor elin oğlu. Hem de seçim zamanında.... Bizi aptal yerine koyuyorlar.
Ziraaat Banlasına , başka banlalara ziraî kredi borcu olup, bunu bu yıl ödeyemeyecek durumda olanlar, FAİZSİZ OLARAK BORCUNUZUN ÜÇ YILA YAYILMASI İÇİN ZİRAAT ODASI BÜNYESİNDE BİRLİK OLALIM. SESİMİZİ ANKARAYA DUYURALIM. 
Sizden, –karşı fikirde olsanız da –
BİR SES BEKLİYORUM SİZDEN. FİKİR  ÜRETMENİZİ  RİCA  EDİYORUM.
 
HABERLERDEN ESİNTİLER
Günlerden beri ağız tadıyla haberleri dinleyemez olduk. Her kanalda işsiz aile reislerinin ve çocuklarının, gözyaşları var. Anlattıkları acıklı hayat hikâyeleri, bizi kahrediyor. Bunlar, Cennet vatanımızın basiretsiz, kabiliyetsiz acemi yöneticilerin elinde ne hale geldiğini ortaya koyuyor. Milletin içi kan ağlıyor. KAN !  Millet aç, millet yılgın, millet ümitsiz. Ama beyefendilerin ağzı burnuna denk, dilleri trampet çalıyor. Eski bir politikacının deyişiyle- deli dana gibi il il dolaşıp- laf ebeliği yapıyorlar. Kendisini kral yerine koyan birisi “Kanun benim!” havasında. Millet intihar ediyor. Soyulan banka ve postane sayısı günden güne artıyor. Seçim düzenine son anda yasal değişiklikler koyup, tam seçim arifesinde kaos yaratmak bunlarda. Durup durup seçim öncesi beyaz eşya dağıtılarak ve bunların seçim rüşveti olmadığını söyleyerek, halkı aptal yerine koymak bunlarda. Basında sergilenen yolsuzluklar hakkında cevap verme gibi bir zahmete girmemek bunlarda. Engelli Rehabilitasyon Merkezi için toplanan paraların, nereye gittiğine cevap vermemek bunlarda. Bir rivayete göre, Fak-fuk-fon’un gelirlerini arttırmak için olur olmaz sebepten trafik cezaları kestirmek bunlarda. Ve daha neler neler... Nereye el atsanız elinizde kalıyor.
Hatırlarsınız 12 Eylül yönetiminde bile parti liderleri Televizyonda tartışır, sorulara cevap verirdi. Şimdi “Yürek Selânik.”* İtham var, cevap yok. Tartışma yok. Bir bakıma iyi ki yok. Tekme tokat kavga bile çıkabilir, Allah esirgesin...
Diyeceksiniz ki, “Dünyada ekonomik kriz var.” Haklısınız ama, yedi yılda memleketi borç batağına sürüklemeyip, yorganınıza göre ayağınızı uzatsaydınız, aldığınız borçlarla siyasî yatırımlar değil de, akılcı yatırımlar yapsaydınız, yurdun kâr eden KİT’lerini, mâdenlerini, fabrikalarını ölmüş eşek fiyatına satmasaydınız, bu krizi çok daha hafif atlatabilirdik. O zaman sevgiyle, saygıyla sizin önünüzde ceketimizi ilikler, özür dilerdik. Ama şimdi yüzünüze bakmak bile gelmiyor içimizden.
Bir şey daha var; Nerede iktidara gelmeden, hatta geldikten sonra bile devam eden ve bu yüzden hükümetin çok değerli olan zamanını boşa harcatıp “Türkiye’nin en önemli sorunu haline getirilen “türban eylemleri”? Hanım kızlarımız şimdi de eylem yapsalar ya... İlgililer o aylarda türbanla uğraşacaklarına, yukarıda sıraladığımız sorunlara daha çok zaman ayırsalardı ve aklı başında uzmanların fikirlerini dinleselerdi, inanınız Türkiye bu krizi belki yaşamayabilirdi de. Ama inanınız, kriz fakir fukarayı, memuru, orta direği (ortadirek kaldıysa) çiftçiyi vurdu.  Zenginleri mi? ...“Hadi canım sen de derdi merhum İsmet Paşa.
Sonuç; “Altta kalanın canı çıksın
 
BİR NASRETTİN HOCA FIKRASI
Haberleri dinlerken nedense, bir anda aklıma Nasrettin Hoca merhumun güzel bir fıkrası aklıma geldi. “Bir Cuma günü Nasrettin Hoca, camide vaaz vermek için vaaz kürsüsüne çıkmış. Bir-iki dakika öylece durmuş, düşünmüş. Sonunda “Ey cemaat, aklımma söyleyecek bir şey gelmiyor.” demiş. Aşağıdan oğlu seslenmiş.
“Baba baba aklına söyleyecek bir şey gelmiyorsa, oradan inmek de mi aklına gelmiyor.”
Nereden aklıma geldi bu fıkra bilmem...
 
1960’TAN BİR AŞK MASALI
Hep karamsar şeyler yazdım. Başka şeyler de yazıp havayı değiştireyim.
Merhume Ayhan Aydan’ın vefâtı dolayısıyla, geçen hafta bütün TVler, “Menderes ile Aydan’ın Aşkı” olayını anlattı. Aşkı yücelti, adeta teşvik etti.  
Bence merhume’yi meşhur eden olay, Başbakan Menderes’le olan yasak aşkı değil, Yassıada’da Yüce Divanında, şahitler bile korku ve endişe içinde ifade verirken, sevdiği insanı hiç korkmadan, cansiperane bir tavırla korumasıydı. Takdire şâyan olan yanı buydu. Evli bir erkekten çocuk sahibi olmak istemesi değil !..
Pek bilinmeyen bir başka zamparalık macerası daha vardır Menderes’in.
O yıllarda bir fransız romancı vardı. Adı   Françoise Sagandı. Bir moda vardır ya bizde. Ünlülerimize yabancı ünlülerin adını vermek gibi... Biz de bir “Türk Saganı” îcat ettik. Hatta onu sevmeyenler ona, kinayesine “Türk Saganı değil, Türk soğanı” derlerdi. Kitaplarını okumadığım için, hanımın edebî değeri hakkında hiç fikrim yok.
O yıllarda onun da, Menderes’le ilgisi olduğu söylenirdi. Bu hanım bir kitabın Menderes’e imzalarken “Adnan’cığım her satırında sen varsın.” diye yazmışmış.
Gel zaman... git zaman ... 27. Mayıs İhtilâli oldu. Kitap, evde arama yapanların eline geçti.  Menderes Yassıada’da yargılamaya başlanınca, Başsavcı iddianameyi okudu. Rahmetlinin suçları o kadar çokmuş ki, ertesi gün büyük bir gazetemizin karikatüristi, şöyle bir karikatür çizip yayınladı. Lütfen gözünüzde canlandırın; Birinci tablo; Kitabın kapağı ve yazarının adı “TÜRK SAGANI”. Kapak açılıyor “Adnan’cığım her satırında sen varsın.” İkinci tablo. Bir kitap daha. Adı “TÜRK CEZA KANUNU”. Kapak açılıyor, Ve aynı yazı “Adnan’cığım her satırında sen varsın.”
Zamanımızda görülen, yazılan, televizyonlarda hukukçulardan dinlediğimiz o kadar olumsuzluktan sonra, bu karikatür öylesine aklıma geldi. Paylaşmak istedim. Yorum yok.
 
* “Yürek Selânik” korkak, gözü yemeyen anlamına gelirdi eskiden


2 Mart 2009  00:03:29 - Okuma: (623)  Yazdır




İstatistik