Yazı

Bakana Bakın Bakana
Bakana Bakın Bakana 

Özcan Nevres

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Antalya'da AKP seçim bürosunun açılışında yaptığı konuşmada açıkça AKP dışındaki partilere oy vermeyi düşünen seçmenleri tehdit etti.

Bakan diyor ki eğer oylarınızı başka partilerin adaylarına verirseniz, seçilen başkanlar projelerini hükümete kabul ettiremiyor. Projeler hükümetten geçmiyor. Bunu bir bakan nasıl söyleyebilir? AKP den olmayan belediye sınırları içinde yaşayanlardan vergi alınmıyor mu ki o belediyelere hükümet yatırım desteği vermeyecek? Hangi mantık bunu kabul eder?
Aslında Sayın Mehmet Ali Şahin AKP’nin yolsuzluklarının ayyuka çıktığı bir dönemde bu şekilde konuşmasın da ne yapsın? İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanlığına aday olan Kılıçdaroğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yapmış olduğu usulsüzlük iddiaları karşısında Sayın Topbaş o ekonomiden anlamıyor diyor. Peki o ekonomiden anlamıyor dediği Kılıçdaroğlu kim? Kılıçdaroğlu SSK kurumunda genel müdürlük yapmış ve oldukça başarılı olmuş olan bir değerli insan. O hesap bilmeyecek de Sayın Topbaş mı bilecek?
***
Yerel seçimlere gün sayarken seçim kazanmak uğruna nice çirkinlikler gözler önüne seriliyor. Devletin savcıları seçim yatırımı olarak beyaz eşya dağıtımı yapamazsınız diyor ama dinleyen kim?. Sosyal devlet gereği kılıfıyla yardım adı altında seçim yatırımları hızla devam ediyor. Suyu ve elektriği olmayan köylerde çamaşır, bulaşık makineleri ve buz dolapları dağıtılıyor. Yardımı alanlar ileride işe yarar diye aldıklarını ahırlarda saklıyorlar. Merak ediyorum. Bu yardım adı altında dağıtılan seçim rüşvetleri eğer oya dönüşmezse ne yapacaklar. Özür dileriz. Bunları size yanlışlıkla göndermişiz. Geri verin mi diyecekler? Bu dağıtım işinin en can alıcı noktası ise bu seçim yatırımı yardımların İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Tunceli bağımsız milletvekili Kamer Genç in doğup büyüdükleri bölgelerde dağıtılıyor olması. Kemal Kılıçdaroğlu'nu bilmem ama Sayın Kamer Genç'i ne yaparlarsa yapsınlar, yıkamayacaklarını biliyorum. Geçmişte Tunceli'nin çıkardığı üç milletvekilinin üçü de CHP den çıkardı. CHP Kamer Genç'i dışladıktan sonra bir dönem Doğruyol partisinden seçilmişti. Sonraki dönemlerde ise tek başına parti sözünü doğrularcasına bağımsız aday olarak ipi göğüsleyerek seçilmişti. Önümüzdeki genel seçimde de seçileceğini garantili olarak görüyorum. Zira onu Tunceli halkı çok seviyor.
Televizyon haberlerinde işsizler ordusuyla yapılan söyleşilerde işsizler isyan ediyorlar. Biz sadaka değil iş istiyoruz. Bizi işsizliğe ve sadakaya muhtaç edenler utansınlar diyorlar. Ülkeyi yönetenlerin bu seslere kulak vermeleri gerekir. Gerekir ama o sesleri duyacak kulaklar nerede. İşsizliğe umar deyince Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk aklıma geliyor. Ne büyük adammış ki partisinin altı oklu ilkelerinin en önemlisi olarak devletçilik ilkesini koymuştu. Zira o hayal dünyasında değil gerçeğin içinde yaşıyordu. O ekonomik birikimi olmayan bir ülkede kalkınmanın iş adamlarıyla değil devletin eliyle olacağını biliyordu. O yüzden Sümerbank, Paşabahçe, Beykoz kundura , Hereke ve şeker fabrikaları gibi ekonominin pilotu olan nice fabrikaların kurulmasını sağlamıştı. Üstelik ülkenin en fakir olduğu bir dönemde, dışa bağımlı olmadan bu kurumların tamamlanmasını sağlamıştı.
Bin dokuz yüz elli de iktidara gelen Demokrat Parti ülke ekonomisine katkıda bulunacak olan iki orta çaplı barajın dışında göze batacak Hiçbir katkıda bulunmamıştır. Ne demir yolu ne de iş alanı yaratacak tek bir fabrika kurmamış ve kurulmasına önderlik yapmamıştır. İnşa ettirdiği Kemer ve Demirköprü barajlarıdır. Bir de şimdiki yollar gibi olmasa da bazı kara yollarının yapımı gerçekleştirilmişti.
Ekonomide bin dokuz yüz otuz sekizden bu yana süren aymazlık artık sona ermelidir. CHP ne yazık ki İnönü döneminde de biraz da İkinci dünya savaşı nedeniyle önemli yatırımlar yapamamıştır. Ekonominin özel kişiler ve kurumlarca canlandırılmalı aymazlığından artık kurtulmak gerekir. Aslında bu günkü CHP den hem devletçiliğin savunulmasını hem de yok pahasına satılan CHP’nin kurmuş olduğu dev fabrikalarını geri alacağız demesini beklerdim ama nerede o CHP. Ne yazık ki CHP özelleştirme heveslilerinin dümen suyuna girmiştir. Bu yüzden böyle bir atılım bu günkü CHP yönetiminden beklenilemez.
İşsizliğin önlenmesi ve iş alanlarının açılması için iki seçenek çok önemlidir. Birincisi tarımsal kalkınma. İkincisi ise yeni sanayi kurulmasıdır. Ne yazık ki özelleştirme hevesi yüzünden elimizdeki fabrikaları da yok ettiler. Tarımı ve sanayisi yok edilmiş bir ülkede ne kalkınma olur ne de iş alanları açılır.
Uyan ey halkım uyan. Sadaka ekonomisini size yutturmaya çalışanlara isyan et. Ben sadaka değil iş istiyorum. Kendi aşımı ve ekmeğimi, çocuklarımın geleceğini kendi emeğimle kazanmak istiyorum de. Sizi sadakaya muhtaç edenlere kesinlikle oy verme. Eğer vermeye devam edersen yalnız sen ve eşin değil, çocukların da işsizliğe ve açlığa, dolayısıyla sadakaya muhtaç olur.
Özcan Nevres
www.ozcannevres.com

28 Şubat 2009  18:03:38 - Okuma: (493)  Yazdır




İstatistik