Yazı

Ekonomik krizde çiftçilerimizin acınacak hâli
Ekonomik krizde çiftçilerimizin acınacak hâli 

Etem Kutsigil

1929 yılı Dünya Ekonomik Krizinin darbesini yemiş bir ailenin ferdi olan merhum annemin, bana bir vasiyeti vardı. “Ekonomik koşulların sonucu olarak, gerekirse evini sat lâkin, SAKIN TOPRAĞIMIZI SATMA!” Çünkü bir ekonomik kriz çıkması halinde, oraya bir çadır kurar, bahçesine sebze diker, hiç olmazsa açlıktan ölmezsin.”

Aşağıya yazdıklarım, bu vasiyetteki derin anlamın bir çağrışımıdır.
Aylardan beri hem TVlerde hem de basında ekonomik kriz tartışılıyor. TVlerde konuşan insanlar, engin siyasi ve ekonomik birikime sahip (!?) Tayyip Erdoğan Beyin “Kriz bize teğet geçecek” sözünü alaycı bir bir uslûpla dillendiriliyorlar. Oysa ki gerçekte, içi yanıyor insanların. Bu kadar iktidar partisi geldi geçti hayatımda, hırsızların, dolandırıcıların, fırsatçıların fink attığı, ekonomik nedenlerle kendisini öldürenlerin, cinnet geçirip ailesini öldürüp, sonra da intihar eden kişi sayısının bu kadar çoğaldığı (ve korkarım ki daha da çoğalacağı) başka bir iktidar dönemi yaşamadım. Her kesim şikâyetçi. Her kesim isyanlarda. Her kesim yürüyüşlerde mitinglerde. Yalnız çiftçilerimiz suskun, sessiz. Sanki, Hükümetin “uysal koyunu” Ara sıra sivrisinek vızıltısı kadar bir ses çıkıyor ÇİFTÇİ ÖRGÜTLERİNDEN. Ama sonrası yok. Taban, halâ kış uykusunda. Uyuyor... Oysa ki, hemen her çiftçi “Ziraî Kredi” yüzünden Bankalara borçlu. Veeeeeeee borçların ödenme zamanı geldi geliyor.
 
MEMLEKETİN EFENDİSİ UYUMA !
 
Tüccar kredi istiyor. Hükümet veriyor. Sanayici kredi istiyor, destek istiyor. Hükümet veriyor. Sen ne istiyorsun? Ruhuna Fatiha mı? Hava alırsın bu kafayla gidersen, ekonomik destek destek yerine.                                                     Geçenlerde Yunanistan’ın EPT kanalının haberlerini izlerken, Atina ve Selânik’e giden karayolları üzerinde yalnız bir şeritte, öyle uzun traktör kuyrukları, trafik arabaları gördüm ki, bir trafik felâketi olduğunu zannettim. Meğer çiftçiler “DÜNYA EKONOMİK KRİZİ KARŞISINDA HÜKÜMETTEN DESTEK ALABİLMEK İÇİN EYLEM YAPIYORLARMIŞ. NE POLİS COPU, NE KAVGA NE GÜRÜLTÜ... Garip polisler, ancak geçişi kolaylaştıracak bir şeriti açık tutma gayretindeydiler. Eylem tarım bakanının gelip çiftçilere destekleme sözü verinceye kadar sürdü.
Bizde ise çiftçilerden çıkan tek ses, tııısssssssss...
Tek dertleri Vefa mı, Kiziroğlu Zeynel mi, Ali mi Belediye Başkanı olacak?.. Sana ne... Oy verdiğin başkan adayı, senin banka borçlarını mı ödeyecek... Sen traktörünü, âlet edevatını, tarlanı satılmaktan kurtarmaya bak! Sesini duyur! Şöyle ki;   
- ÇİFTÇİŞERİN BANKA BORÇLARI, BELLİ KOŞULLAR İÇİNDE EN AZ ÜÇ YIL VE FAİZSİZ OLARAK TAKSİTLENDİRİLMELİ,
- ÖNÜMÜZDEKİ TARIM YILI MASRAFLARI İÇİN YENİ KREDİ OLANAKLARI İSTENMELİ,
- TARIMSAL GÜBRELERİN VE TARIMSAL  İLAÇLARIN, ELEKTRİK PARALARININ FİATLARI İVEDİLİKLE DÜŞÜRÜLMELİDİR.  
- DÜNYANIN EN PAHALI MAZOTUNU KULLANAN TÜRK ÇİFTÇİSİNE, EN KISA ZAMANDA UCUZ MAZOTA VEYA GÖSTERMELİK DEĞİL, GÜNCEL KOŞULLARA UYGUN MİKTARDA DESTEKLEME PARASI ÖDENMELİDİR.
Bunları gerçekleştirebilmek için, sesimizi en üst perdeye çıkarmalıyız. BİZİM, KENDİMİZİN, “Çiftçi tabanı” olarak, bütün Tarım Örgütlerimizi KRİZ MİTİNGİ YAPMAYA zorlamalıyız.
Bu arada Hükümetin, “damlama” yöntemiyle bahçelerini sulayan çiftçiye, faizsiz verdiği kredi için de teşekkür etmeyi, hem bireysel, hem de -yeraltı sularının idareli kullanılması yönünden- evrensel bir görev biliyorum. 
 
HÜKÜMETE UYARI
Çiftçi ölürse aç kalırsınız! O çok desteklediğiniz sanayinizin, ne buzdolaplaları, ne televizyonları, ne oy umudunuz çamaşır ve bulaşık makinaları karın doyurur. Çünkü onları yiyemezsiniz. Türkiye’mizin neredeyse bütün gelir kaynaklarını satmanıza rağmen, borcumuzu çoğaltma becerisini(!?) gösterdiğinizden dolayı, paramız olmayacağı için yiyeceklerimizi de dışarıdan satın alamayacaksınız.
AKLINIZDAN ÇIKARMAYIN Kİ; ÜLKENİN ÇİFTÇİSİNİ İHMÂL ETMEK, İNSANLARIMIZI AÇLIĞA MAHKÛM ETMEKTİR.
***
ÇİFTÇİYİ SOYMAKTA USTALAŞAN BİR SEKTÖR
Yıllardan beri bu sektör vardı. “Tarım ürünlerimizi satın alan tüccarlar”! Bunlar ceplerine koydukları birkaç yüz bin lirayla, çiftçinin ürettiği mallara talip olurlar. Fiatta anlaşırlarsa, bir miktar ön ödeme yaparlar. Kalan borcu için, uyduruk bir çek veya tarihsiz bir senet verirler, malı götürürler.(!?) Çek vermişlerse, “Zarar ettim. Param yok. Gibi bahanelerle fiat kırmaya çalışırlar. Sorar çiftçi: “Umduğundan fazla kâr etmiş olsaydın, bana prim verecek miydin?” diye. “Neden vereyim ki.” diye yüzsüzce cevap verirler. Tarihsiz senet verenler “Ben on gün içinde parayı getirip seneti alacağım.” derler. Fakat beklersiniz beklersiniz. Koydunsa bul... Aradığında çiftçinin aldığı cevap “ Borcum kabulûm... Param yok...”                         
Sevgili kardeşlerim bu “kazıklardan”, en tecrübeli, en zengin çiftçiler bile muaf olamamışlardır. Bunun çaresi Selçuk Ziaraat Odası olarak, bu gibilere karşı, ÖRGÜTLENMEMİZ GEREKİYOR. Yalnız bu konu bile, Ziraat Odasında olağanüstü toplantı yapmaya değer.  
Yazımı 1960’lı yılların başlarında ün yapmış olan Âşık Nesimî’nin bir şiirinden seçtiğim dörtlüklerle bitiriyorum.
             UYAN
“Uyan aziz canım benim,
Damardaki kanım benim,
Dertli perişanım benim,
Uyan, daha daha uyan.
**
Evin, yolun, işin olsun,
Anayasa eşin olsun,
İçinde ateşin olsun,
Uyan, daha daha uyan.
**
Uyan göğü yere indir.
Çeliği toprağa bindir.
Bunlar senin görevindir.
Uyan, daha daha uyan.”
 
Bereketli, bol kazançlı yıllar diliyorum, sevgili çifçi kardeşlerim.

20 Şubat 2009  14:50:56 - Okuma: (921)  Yazdır




İstatistik