Yazı

(Mühürzade) Mehmet Nuri Demirağ
(Mühürzade) Mehmet Nuri Demirağ 

Asil S. Tunçer

Dünyaya 30 sene erken gelen sanayicimiz;

1886'da Sivas-Divriği'de doğdu. Üç yaşındayken babası Yargıç Ömer Bey attan düşerek öldü. 17 yaşındayken, Ziraat Bankası'nın açtığı sınavda başarı göstererek Ziraat Bankası Kangal Şubesi'nde işe girdi ve Koçgiri Şubesine atandı.
1909 yılında 'büyük kıtlık' baş gösterince depolarda terk edilen tahılı kişisel inisiyatifini kullanarak halka uygun bir fiyatla sattı; bu yüzden hakkında soruşturma açıldı. Gerçek ortaya çıkınca da ödüllendirildi. Bir yıl sonra Maliye Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazandı ve İstanbul'a atandı. Beyoğlu varidat memuru iken Taksim kışlası ve Talimhane'nin Fransızlara verilmesini engelledi. Hasköy Mal Müdürlüğü'ne getirildi.
Maliye Mektebi Âlisi'nde gece derslerine katılarak yüksek öğrenimini tamamladı. İşgal yıllarında zamanın Maliye Bakanlığı'nda denetlemem memuruyken 1919 yılında işgalci kuvvetlerce hakaretine uğradı ve bu sebeple memurluktan istifa etti. 1920 yılında, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Maçka Şubesi'nin yöneticisi oldu.
Nuri Demirağ'ın elindeki bütün sermayesi olan 56 sarı lira (ya da 252 kâğıt lira) ile yabancıların tekelinde olan sigara kâğıdı işine girdi. 1922'de ilk Türk sigara kâğıdını üretti. Ürettiği sigara kâğıdına 'Türk Zaferi' adını verdi.
1926 yılında, Cumhuriyet'in ilanından sonra, Fransızlar üstlendikleri demiryolu yapımını bırakınca memurluktan ayırdığı kardeşi Abdurrahman Naci'yle birlikte girdiği ihalelerde en çok indirimi yaparak Ankara'nın doğusuna ilk demiryolunu yaptı ve yıllar içinde en fazla demiryolu döşeyen işadamı oldu. Bu nedenledir ki soy ismi bizzat Atatürk tarafından 'Demirağ' olarak verildi.
1931 yılında, Asya'yı Avrupa'ya bağlayacak (ilk) Boğaz Köprüsü projesini geliştirdi. Amerika'dan uzmanlar getirtti; Amerika'nın en büyük çelik fabrikası ile de görüşerek 4 yıl süren etüt ve araştırmalarının sonucunda hazırladığı projeyi Salih Bozok, Atatürk'e götürdü. Atatürk çok beğendi ve uygulanması için hükümete gönderdi. Ali Çetinkaya'nın Bayındırlık Bakanı olarak görev yaptığı hükümeti bu projeyi reddetti. (İlk Boğaz Köprüsü 1970–1973 yılları arasında Japon Mühendisler tarafından yapıldı. Bugün hala üstünden tren yolu geçen bir boğaz köprüsüne sahip değiliz. Nuri Bey'in savunduğu "Yap-İşlet-Devret" modeli de Türk ticaret hayatına 1980 yılından sonra girmiştir).
Yıldız Sarayı önündeki yıkık tarihi çeşmeyi yeniden ayağa kaldırdı. Bu geleneğini yıllarca sürdürdü. Toplam 43 çeşme yaptırdı.
1933 yılında, Divriği'ye enerji sağlama planlarını yaparken Keban Barajı Projesi'ni ilk kez dile getirdi. (1966 yılında Keban Barajının yapılması meclis gündemine alındı).
Bursa'da Sümerbank'ın Merinos fabrikasını kurdu.
1934 yılında, Yabancıların tekel oluşturarak çimentoyu 33 liraya satmaya başladıklarını görünce çimento fabrikası kurmak istedi. 13 liraya satmayı önerdiği halde fabrika kurmasına izin verilmedi.
Atatürk ona ve kardeşine Demirağ soyadını verdi.
İzmit'te Se-Ka Kâğıt Fabrikası'nı kurdu ve İstanbul Hal Binası inşaatlarının yapımını üstlendi, kısa sürede tamamladı.
1936 yılında, Beşiktaş Nuri Demirağ Uçak Atölyesi'nin temeli atıldı ve seri üretime geçilecek ilk Türk uçak modelini geliştirdi. Türk Hava Kurumu, 24 adet eğitim uçağı, 60 planör olmak üzere 65 uçak satın almak için sipariş verdi. İlk etapta "NUD 36" ismiyle 12 adet THK siparişi hazır hale getirilir. Yalnız THK, nedensiz olarak Nuri Demirağ'a verdiği uçak siparişini iptal etti; olay mahkemeye yansıdı. İki ayrı Bilirkişi'nin olumlu rapor yazmasına karşın Ankara Ticaret Mahkemesi aleyhte karar verdi ve THK uçakları almadı. Not: Hadise 1938 yılının sonuna doğru meydana gelir ve Atatürk hayatta değildir. Türkiye'nin tek siyasi otoritesi, Milli Şef İsmet İnönü'dür. (Saatte 325 km yapabilen, 1.000 km mesafeye kadar gidebilen,5.000 fit'e kadar çıkabilen tamamen yerli yapım Nu. D 38 yaptı. Boeing ilk yolcu uçağını 1932'de üretmişti yani Nuri Bey'den sadece 4 yıl önce. II. Dünya Savaşı'nda kullanılan Dakotalar (D.C) ancak 3500 fite kadar yükselebilirken, 1970 yılında Türkiye'nin aldığı F-27'ler 6.000 fit'e kadar yükseliyordu).
Bütün çalışmaları ve yatırımları boşa giden Demirağ, yılmadan uçaklarını kendi okulunda kurduğu yatılı okulunda kullanır. Çoğu memleketi Divriği'den olmak üzere, çok sayıda öğrenciye pilotluk eğitimi verir. Bu öğrencilerin bütün masraflarını karşıladığı gibi, ayda 150'şer lira da burs verir. Yeşilköy'deki bu okulun adı "Gök Okulu" idi. Kurulduğundan kısa bir süre sonra her biri değerli birer pilot olan 9 kişi mezun olmuştur. Bu pilotları ise daha sonra yüzlerce genç pilot izlemiştir. "Gök Okulu" tam anlamıyla bir pilot okulu niteliği kazanmıştı. Ne gariptir ki THK'nın almadığı bu uçaklar senelerce uçar ve bir tek kaza dahi olmaz. Ancak, yaptığı her girişim mahkeme kararıyla engellenince, birçok makama mektuplar yazarak yardım istemiştir. Mareşal Fevzi Çakmak, çalışmalarını büyük takdirle karşılamıştır. Birçok kere İsmet İnönü'ye mektupla başvuruda bulunmuş olmasına rağmen olumlu bir cevap alamamıştır. (Tamamen devletçiliği savunan İsmet Paşa'nın serbest ekonomiden yana olan Fethi Okyar ile de zaman zaman ters düştüğü olmuştur).
1945'te ülkemizde oluşturulmaya çalışılan otomotiv endüstrisinde 'Montaj sanayi' fikrinin aksine 'Araştırma ve Geliştirme' fikrini savundu. (Türkiye ne yazık ki Ar-Ge'nin önemini 1965'dan sonra anlamaya başlamış ve 1995'te tam anlamıyla uygulamaya koyabilmiştir). 
150 yataklı öğrenci yurdu yaptırdı.
1937 yılında, Karabük'te Demir Çelik fabrikasının yapımına başladı.
Nâzım 1,5 yıl kaldığı Bursa Cezaevi'nden çıkınca, önceden olduğu gibi, gene Nişantaşı'ndaki İpek Film Stüdyosu'nda çalışmaya başlamıştı. Erenköy'den gidip gelmek bayağı zamanını alıyordu. Ayrıca yol parası da çok tutuyordu. 1936'da Nâzım, Piraye, Me(h)met, Cihangir'de Güneşli Sokaktaki Mühürdaroğlu Apartmanı'nın 7. katında Nuri Demirağ'ın Avrupa'dan gelen yabancı mühendislere tahsis ettiği küçük bir daireye taşındılar. İşadamı Demirağ, Nâzım'a çok yakınlık göstermiş, istendiğinde dairenin boşaltılacağı konusunda kâğıt imzalatmaya bile gerek görmeyerek, "bu memlekette sizin kadar dürüst kaç insan var" gibi sözler etmiş, ayrıca kirada da kendiliğinden indirim yapmıştı.
1938 yılında, Erzincan'da deprem olunca evdeki tüm giyecek ve yiyecekleri yanına alıp Erzincan'a koştu. Bölgeye varan ilk yardım ekibi onundu. 1939 yılında, yine Cumhuriyet tarihinin en büyük depremi Erzincan'da yaşandı. Nuri Demirağ kurtarma çalışmalarına atıldı. Depremde evlerini yitirenlere prefabrik evler yaptı.
İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde bir uçak mühendisliği bölümünün açılması için öncülük etti. Türkiye'nin ilk yerli paraşüt üretimini gerçekleştirdi. 1941 yılında, ilk uçuşunu pilot olarak yetiştirdiği oğlu Galip Demirağ'ın kullandığı uçakta yaptı.
1942 yılında, yapımcılığını üstlendiği Sivas Çimento Fabrikası'nı kurdu.
Mısır ve Buda valiliği yapan Divriğili Melek İbrahim Paşa'nın Edirne'de bulunan ve yok olma tehlikesi içindeki mezarını koruma altına aldırıp yeniden düzenletti.
Hükümetten gereken desteği alamayan Nuri Demirağ'ın Divriği'de yapmayı planladığı Gök Üniversitesi, 100.000 kişilik Sanayi Kenti, Örnek Köy Projeleri kâğıt üstünde kaldı.
1944 yılında, Nuri Demirağ'a ait Uçak Pisti, Fabrika ve Etüt Merkezi'nin bulunduğu alan istimlâk edildi. Ürettiği Nu. D 38 adını taşıyan çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yurt dışında büyük ilgi gördü. Dünya havacılığı yolcu uçakları a sınıfına alındı. Mısır bu uçaklarla ilgilendi ve üzerinde çalıştı.
1945 yılında, siyasete atıldı. Çok partili rejimdeki ilk gerçek muhalefet partisi olan 'Milli Kalkınma Partisi'ni kurdu. Türkiye'nin Çok Partili Yaşama geçişini başlattı. 1946 yılında, seçimlere katıldı. Ancak başarı gösteremedi. MKP'nin basın tarafından engellendiğini düşünen Demirağ, bir matbaa kurarak yüz bin satacak bir gazete planladı. 1948 yılında, MKP'nin propagandası için bir radyo istasyonu kurmak istedi ama izin verilmedi.
1951 yılında (ölümünden 2 yıl önce), evsiz ve açıkta kalan Neyzen Tevfik'e karşılıksız ev verdi.
Amerika ve Kanada'ya gitti. Türk Amerikan Dostluk Derneği'nde bir konuşma yaptı ve 1952 yılında, Pakistan'da yapılan İslam Kongresi'ne Türkiye'yi temsilen katıldı.
1954 yılında, Demokrat Parti listesinden milletvekili oldu. "Makam ve memuriyet güçlerini kötüye kullanarak kamu düzenini çiğneyen ve genel ahlakı bozanlar hakkında cezai yaptırım" isteyen yasa önerisini meclise sundu.
Çölleşme, tarım ve hayvancılıkta gerileme, enerji, barajlar, köprüler, limanlar, körfezler, uluslararası işbirliği ve dayanışmalar meclis kürsüsünden ulusun temsilcilerine aktarmaya çalıştığı gerçeklerden kimileriydi.
1957 yılında, Mecliste kötü gidişi ağır bir dille eleştiren tarihi bir konuşma yaptı. Çalışanlar arasındaki ücret adaletsizliğinin ve uçurumun kapatılmasını isteyen yasa teklifini sundu.
Nuri Demirağ, 1957 yılında İstanbul'da vefat etti. Ölümünden kısa bir süre önce kızı Mefkûre Azak'a şunları söyledi:
"30 sene erken gelmişim kızım; 30 sene sonra gelseydim, bütün projelerimi yerine getirebilirdim...".
 
http://www.nuridemirag.com/hayat.html
http://www.nuridemirag.com/kimdir.html
http://www.nuridemirag.com/vizyon.html
http://www.ogameclub.com/sairler/5930-neyzen-tevfik.html
http://montecristokontu.blogspot.com/2008_03_01_archive.html
http://www.memetfuat.com/turkish/frm_index/yasam_oykusu.html

8 Şubat 2009  22:06:17 - Okuma: (849)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik