Yazı

Davos ve Erdoğan
Davos ve Erdoğan 

Etem Kutsigil

(Sevgili Okuyucularım; Davos’taki toplantıyı canlı yayında izleyince önceki yazımı, güncelliğini korumasına rağmen, değiştirdim. Görünüşe göre, iki yazım da aylaca hatta yıllarca güncelliğini kaybetmeyecektir.)

Davos’taki paneli ne yazık ki,  en baştan izleyemedim. Fakat, TV yi açtıktan sonra sırasıyla, Perez ve Erdoğan’ın konuşmalarını ilgiyle izledim. İzlenimim o ki, İsrail Cumhurbaşkanının o uzun konuşması, tek kelimeyle olayları saptırma ve kendilerinin yaptığı soykırımı haklı çıkarma temeline dayanıyordu. O da doğaldır. Cümle âlem önünde “Suçluyuz, özür diliyoruz.” diyecek hâli de yoktu ya... Yaraladıkları çocukları nasıl tedavi ettiklerini övünme sebebi sayması da, gülünçtü. Önce çocuğu attığınız bombalarla yaralayın, sonra tedavi ettim diye övünün. Aferin! Yalnız bir eksiği var. Öldürdükleri siviller için birer cenaze töreni yapmaları, “kırkında, eli ikiside”mevlût de okutmaları, helva dağıtmaları da gerekirdi. Hatta bir anıt da dikebilirlerdi. Adını da “Utanç Anıtı” koyabilirlerdi. Perez’in yaptığı bir hata da, Hamas’ı itham ederken sürekli olarak Erdoğan’a bakması oldu. Sanki Erdoğan Türkiye’yi değil de, Hamas’ı temsil ediyormuş gibi... Futbolda genellikle karşı takımın önemli, fakat aynı zamanda sinirli bir oyuncusunu sahadan attırmak isteyen oyuncular, onu kızdıracak hareketler yaparlar ki, oyuncu saldırganlaşsın, hakem de onu oyundan atsın. Perez galiba bu taktiği Erdoğan’a karşı uyguladı. Bu oyunda bir şike daha var ki, hakem de ayarlanmış gibiydi. Erdoğan’ı konuşturmadı. Erdoğan da kızınca kendi kendisini oyundan attı.
Perez’in Hamas’ı teröristlikle itham etmesine gelince. Doğrudur! Hamas teröristtir de, İsrail melek mi? Biliyor musunuz ki biz, Güvenlik konseyi kararlarının birer tavsiye kararı olduğunu, uygulama zorunluluğunun olmadığını, İsrail’den öğrendik. Zira rumlar, Türkleri Kıbrıs’ta bombalarken yaptığımız uyarı uçuşlarını (1964 Yüzbşı Cengiz Topel olayı) Güvenlik Konseyi engellerken biz karara uyduk. İsrail-Mısır Savaşında Güvenlik Konseyi yine ateşkes kararı aldı. Fakat İsrail uymadı. Meğer bu kararlara uymamanın hiç bir yaptırımı yokmuş. Aynı şeyi ABD-Irak savaşında da gördük. Sonuç olarak ortaya şu çıkıyor ki, Hamas terörist olarak kabûl ediliyor, İsrail kabûl edilmiyor! Kaldı ki, Hamas gerçekten Radikal İslâmcı bir örgüt müdür, yoksa, atacağı füzelere, İsrail’in göstereceği sert tepkiyle, diğer Arap Devletlerini sindirmeyi sağlamak ve İsrail’in “Meğaloidea”sı olan “Vaadedilmiş topraklar” projesine yardım etmek olan, bir provökatör orgüt mü?   
Gelelim Erdoğan’a; İzlenimim o ki, Erdoğan iyi bir yazar olabilir, fakat, iyi bir diplomat ASLÂ! Çünkü, diplomaside kızmak, tezinizi savunmak için, en son başvurulacak yöntemdir. Fikrini savunmak başka şeydir, karşısındakine ısrarla ve aşağılarcasına “Sen” “Sana” diye hitabetmek, “Sesimi yükseltmeyeceğim” deyip, sonra sesini yükseltmek, başka şeydir. Orası Türkiye olmadığı gibi, karşısındaki de ne Baykal, ne de köylü yurttaştır. Çünkü o, yaşı icabıyla pek çok badireden geçmiş, kurt bir politikacıdır, İsrail’in övündüğü, büyük bir devlet adamıdır. Hele bütün dünyanın Yahudi Lobisi arkasındayken, o karşısındakinin çatık kaşlarına aldırmaz, içinden alay bile edebilir. Ama bu durum hem Erdoğan’a hem de Türkiye’ye puan kaybettirir. Erdoğan’ın şahsının siyasî alanda puan kaybetmesi umurumda bile değil, ama onun davranışlarından Türkiye saygınlığını bir nebze de olsa, kaybederse, bu dünyada ona bir şey yapamam, fakat öbür dünyada iki elim yakasında olacaktır. Erdoğan, bir de şu hatayı yaptı. Perez’e “Siz öldürmeyi çok iyi biliyorsunuz.” gibi bir cümle kullandı. Ya Perez; “Dünyada bilmem kaç tane ülke parlamentosu, sizin Ermenilere soykırımı yaptığınızı kabûl etti. Siz bizden daha iyisiniz.” deseydi ne yapacaktı? Eskiden bir deyim vardı. “Buyurun cenaze namazına.” diye...
Erdoğan, seçimleri kazandığı zamandan beri Hamas’a karşı yumuşak tavırlıdır. Oysa ki, hemen hemen bütün Arap ülkeleri Hamas’a karşıdırlar. Bu yüzden de Türkiye’yi Ortadoğu batağına ittirecek bu gibi davranışlarda ölçüyü kaçırmamak gerekir. Ölen bu kadar Filistinli çocuk, çocuk da, Irak’takiler köpek yavrusumuydular? Neden Busha da böyle kükreyemedi? Bu biirrr!
Bir Başbakan, önce Başbakanı olduğu ülkenin çıkarlarını düşünmelidir. Uluslararası arenada, bu gibi ateşli davranışlarının, ülkesi için yaratacağı yararları, zararları çok iyi hesap etmelidir. Bu da ikiiii!... İşte o zaman adama dört dörtlük “Devlet Adamı” derler. Her aklıbaşında yurttaş gibi benim de endişem Türkiye’nin içinde bulunduğu şu zor ekonomik koşullarda daha beter çamura batmamamızdır. Fakat Tayyip Bey, kendisini galiba hâlâ merhum Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanı sayıyor olmalı ki, Ortadoğu ile ilgili her konuda, Arap ülkelerini turluyor. Ama Ziya Paşa’nın bir beyti var ki, biçilmiş özel elbise gibi, kimi Türk devlet adamlarına uymakta.
“Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde.”
 (Onlar ki dünyaya lâf ile nizam verirler.
Onların evlerine gidip bakın, bin türlü
ihmal ve düzensizlik görürsünüz.) Burada kasdettiğim “Ev” Türkiyemizdir.
Bir temennim de İnşallah Tayyip Bey bunu bir seçim propagandası olarak kullanmaz. Çünkü sonunda sivrilttiği kazık yurttaşlarımıza ekonomik kazık olarak öyle bir batar ki, zehir saçan kömürler bile ona seçim kazandıramaz.
Ayrıca gönül isterdi ki, Tayyyip Bey buna benzer bir kükreyişi, Avrupa Birliği, “Atatürk’ün resimlerini indirini”, “Laiklikten vazgeçin” gibi bizim Ulusal Birliğimizi bozmayı amaçlayan pek çok tavsiyelerine, karşı aynı tepkiyi göstersin. O zaman ona şapka çıkarırım.

30 Ocak 2009  09:45:02 - Okuma: (922)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik