Yazı

10. YIL MARŞI
10. YIL MARŞI 

Etem Kutsigil

Girit kökenli ve Rodos doğumlu saf kan bir…

Türk olduğumu, babamın, Rodos’tan, karşıdaki Datça Yarımadası’nı göstererek “İşte oğlum bizim asıl vatanımız orası.” dediğini, yaptığı bir Türk Bayrağını verdiği zamanki sevinci, onu kaybedince çektiğim üzüntüyü önceki yazılarımın birinde anlatmıştım.
Bu gün de başka bir anımı nakledeceğim.
Komşularımızın arasında  az sayıda olmakla beraber, Türk aileler de vardı. Ne var ki, mahallemizde Rum aileleri çoğunluktadıydılar. Bu yüzden arkadaşlarımın pek çoğu da rumdu. O yıllarda yunancayı, türkçeden çok daha iyi konuşabiliyor olmam bundandır.  
Bu Türk ailelerinden biri vardı ki, oraya her gidişimde, onlardan türkçe konuşma pratiği kazanıyordum.
Bir gün sordum. “Ayşe bizim Milli Marşımız nasıl?” Ayşe abla hemen öğretmeye başladı. Yıl 1946’ydı. Ve üç yıl sonra Türkiye’ye geldiğimizde görecektim ki, bana Milli Marş diye Ayşe ablanın öğrettiği “10.YIL MARŞI”dır. O zamandan, yirmi beş yıl sonrasına kadar,   bu marşı hep göğsüm kabararak söylerdim.
Fakat 1970’li yıllarda Türkiye’mizin içine düştüğü ekonomik sıkıntıları, bu sıkıntıların yarattığı sosyal bunalımları, hatta sosyal patlamaları, gördükten sonra bu marşı her dinleyişimde, sicim gibi akan gözlerimin yaşlarına hiç engel olamadım.
Ne yazık ki, bu yaşlar artık gurur yaşları değil, Atatürk’ün manevî kişiliğine karşı dökülen UTANÇ GÖZYAŞLARIMDI. Zira aradan geçen yıllarda Atamızın bize sunduğu nimetler, maddî ve manevî zenginlikler, bir mirasyedi şuursuzluğuyla harcanmış, paralar eşle dostla paylaşılmış, “Her mahallede bir milyoner –şimdilerde milyarder, hatta trilyoner- yetiştirilmiş, sonunda devlet, on Amerikan   kuruşuna muhtaç hale getirilmişti.
Ve biz utanmadan, arlanmadan 10. Yıl Marşını söyleyebiliyorduk. Kendimizle değil, atalarımızın mezar taşlarıyla övünmemiz gibi..... Halâ !
Bu Marş 8-9 yıl öncesine kadar adeta unutulmuştu. Pek sık söylenmiyordu. Derken PKK’nın yaptıkları, “millî şuurumuzu” ayaklandırdı ve bir tepki olarak, millî maç olmadığı halde, maçlar İstiklâl Marşının söylenmesiyle başlar oldu. Bir süre sonra, İstiklâl Marşının yerine 10.Yıl Marşı söylenir oldu. Bu uygulama o dereceye vardı ki, her toplantı, hatta her cins düğün 10 yıl Marşıyla biter oldu. Bir zamanlar gururla, bir zamanlar da ağlayarak dinlediğim bu güzel marşın, olur olmaz her yerde ve hoplaya zıplaya ve laubalice söylendiğini gördükçe marştan tiksinir olurdum.
İzmirliler bilirler, eskiden bunun yerine “İzmir Marşı” vardı. Her cins toplantının bittiği, bu marşın çalınmasıyla belli olurdu. Cumhuriyetimizin bugün bile ilerleme hızında aşamadığımız gurur dolu ilk on yılını özetleyen bu marşı da o seviyeye indirmiştik..
Ne var ki 14 Nisandaki Tandoğan Mitingi ve onu izleyenler, mitingler sırasında söylenen bu marşa eski itibarını adeta geri verdi. Çok mutluyum ki, artık bu marşı yine ağlayarak fakat gururla söyleyebileceğim.
“TÜRKÜZ CUMHURİYETİN GÖĞSÜMÜZ TUNÇ SİPERİ / TÜRKE DURMAK YARAŞMAZ, TÜRK ÖNDE TÜRK İLERİ ! ”


24 Mayıs 2007  01:23:14 - Okuma: (913)  Yazdır




İstatistik