Yazı

Ahıska Türkleri–9
Ahıska Türkleri–9 

Asil S. Tunçer

Mustafa Kemal'in, Türkiye'de Sovyet heyetinden Upmal ve Eşba'yla görüştüğü günlerde, 2.Moskova heyeti yola çıkmıştı.

21 Kasım 1920'de Moskova Büyükelçiliği'ne atanan Ali Fuat (Cebesoy) Paşa önderliğindeki kadro, TBMM tarafından büyükelçilik boyutlarına göre çok geniş tutulmuştur. Ali Fuat Paşa'nın atanmasında asker kökenli olması büyük rol oynamıştır.  Ali Fuat Paşa heyeti yola çıktıktan sonra, Sovyet Hükümeti'nin Türkiye ile siyasal bir antlaşma yapma isteği Ankara'ya ulaşmıştı. Bunun üzerine Yusuf Kemal (Tengirşenk- İstanbul, Paris ve Londra'da hukuk öğreniminden sonra İstanbul Üniversitesi'ne öğretim üyesi olarak atanır. İstanbul'un işgalinden sonra İstanbul Hükümeti'nce Ankara'ya gönderilen uzlaştırma kurulu üyelerinden biriydi. Kurul, Ankara'da alıkonmuş; üyeleri daha sonra TBMM'ye mebus seçilmişlerdi. Yusuf Kemal, iktisat ve Hariciye Vekilliği görevinde bulunmuştur. Doğu idealinin ve Sovyet dostluğunun başlıca yandaşlarından biridir ) başkanlığında ve Maarif Vekili Dr. Rıza Nur'un da içinde bulunduğu bir heyet görevlendirmiştir. Ayrıca Ali Fuat Paşa'nın da yapılacak görüşmelerde bulunması kararlaştırılmıştır. İkinci heyet, 14 Aralık 1920 günü Ankara'dan yola çıkmış ve 7 Ocak 1921 günü Kars'ta birinci heyetle buluşmuştur.

          Sovyet Rusya'nın yeni Türkiye Büyükelçisi Budu Mdivani'de, o sırada Kars'a gelmişti. Mdivani, Türk heyetine, Moskova'daki görüşmeleri sadece Dışişleri Halk Komiserliği'nin yürütmeyeceğini, ayrıca Milletler Halk Komiseri Stalin'in de müdahalede bulunacağını belirtmiş ve Ermenistan'a Türk toprağı bırakılmasının kesinlikle söz konusu olmadığı güvencesini vermiştir. Bir güçlükle karşılaştıkları zaman da Stalin'e gitmelerini salık vermiştir.

          Heyet, 19 Şubat 1921'de Moskova'ya ulaşmış ve "Her nevi protokol ve uluslararası kaidelerin üstünde örneği az görülen bir törenle" karşılanmıştı. Görüşmelere hemen, 21 Şubat günü başlanmıştır. Sovyet tarafını Çiçerin ve yardımcısı Karahan temsil etmiştir. Esas anlaşmazlık konuları Ermeni Meselesi ve Batum konusunda yoğunlaşmıştır.
          Aslında Sovyet Rusya ve Kurtuluş Savaşı Türkiye'si arasındaki ilişkiler, inişli çıkışlıdır. İki taraf arasındaki dostluk ve dayanışma güven bunalımlarının aşılmasıyla ilerlemiştir. Bu bakımdan Tevfik Rüştü Aras'ın şu sözleri anlamlıdır: "Zaman zaman aramızda münakaşalar olmadı değil. Bir millet içinde, bir aile içinde bile böyle münakaşalar eksik olmaz. Ancak beraber olmak, beraber yürümek, her iki taraf içinde esas kabul edilmiş olduğu cihetle ortaya çıkan münakaşalar dahi daha iyi anlaşmaya ve birbirimizi daha çok takdir etmeye yaradı"
          Bunun üzerine Türk heyeti, Stalin'le görüşmüştür. Stalin, Ermeni meselesinin çözülmesinde Türkiye'ye en geniş serbesti tanıma konusunda yardımcı olmuştur.

          Lenin'de Stalin'in tutumunu onaylar bir tutum sergilemiştir. Stalin'in müdahalesi üzerine de sorunlar çözülmüştür. Ancak Rusya'daki açlıktan Sovyet halkını kurtarmak için İngiltere ile yapılan ticaret antlaşması nedeniyle, Sovyet hükümeti, 22 Şubat 1921 günü, Türkiye'nin askeri ittifak önerisini kabul edemeyeceğini resmen bildirmiştir. Sovyet yönetimi, Ankara'ya bir dostluk ve kardeşlik antlaşması yapabileceklerini iletmiş ve 26 Şubat 1921'de Moskova Konferansı bu şekilde başlamıştır.

          Daha önce ismi heyet üyeleri arasında bildirilen Ermeni asıllı Karahan, Sovyet Heyeti'nden çıkartılmıştır. Yerine ise Dağıstanlı bir komünist olan Celal Korkmazov getirilmiştir. Türkiye ise; Yusuf Kemal, Dr. Rıza Nur ve Ali Fuat Paşa tarafından, Sovyet tarafını ise Çiçerin ve Korkmazov tarafından temsil edilmiştir. Konferansa sırayla Yusuf Kemal ve Çiçerin başkanlık etmiştir. Konferans'ta bütün anlaşmazlıklar giderilmiş ve antlaşma metnine son hâli verilmiştir.
          Ruslar, Türkiye-Sovyet Rusya Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması'nın İstanbul'un işgalinin yıldönümü olan 16 Mart günü imzalanmasını önermişlerdir. Böylece emperyalistlere takvim üzerinden de bir cevap verilmek istenmiştir. Bu antlaşma ve daha önce Brest Litovsk'ta Sovyetler'in Osmanlı Devleti'yle imzaladığı antlaşma, iki ülke arasındaki ilişkiler tarihinde, bir tarafın diğerine askeri güç kullanarak dayatmadığı ilk antlaşmalar olmuştur. Bugün hâlâ yürürlükte olan bir antlaşmadır.
          Eduard Şevardnadze, Mayıs 2000'de hükümette değişiklik yaparak, kamuoyu baskısını daha da azaltmıştır. Türkiye, yapılan bu değişiklikten Gürcistan'da Şevardnadze iktidarından ve bu ikili ilişkilerden memnundur. Bu memnuniyet, Başbakan Bülent Ecevit'e gazeteciler tarafından yöneltilen bir soru üzerine şu şekilde ifade edilmiştir:

"Gürcistan'ın durumu çok kötüdür. Kaygıyla izliyorum. Sayın Şevardnadze çok önemli biri. Ona destek olmamız lazım. Böyle bir insan zor bulunur. Rusya'nın bastırması var gibi geliyor bana ". 

Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit, Ocak 2001'de kendisine yöneltilen bir soru üzerine Gürcistan'ın iç sorunlarının Türkiye için önemini şu şekilde belirtmiştir: "Bizim, Gürcistan ile çok özel ilişkilerimiz, stratejik ilişkilerimiz var. Gürcistan'ın sorunları, bizim sorunlarımızdır. Gürcistan'ın güvenliği, bizim güvenliğimizdir ".
         ...sürecek...

23 Mayıs 2007  20:11:58 - Okuma: (1174)  Yazdır




İstatistik