Yazı

Güncel Olayların Düşündürdükleri
Güncel Olayların Düşündürdükleri 

Etem Kutsigil

Günlerden beri iç açıcı bir yazı yazmak ümidiyle bekledim.

Yok, yok. Yok
“Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur” dedim ve şu temenniyle başladım yazmaya. “Sevinçli yazılar yazma günlerinin gelmesi için dua edelim.”!
ERGENEKON OLAYI
Bu olay, gözaltılar başladığından bu yana çeşitli yorumları ve çeşitli zıtlıklarıyla zihinlerimizi altüst etti. Bir tarafta Atatürk Devrimlerine, Hukuka, Bilime yıllarını vermiş Profesörler,  Atatürkçü olarak bilinenler, Türkiye’nin korunması, birlik ve beraberliğinin sağlanması için ömrünü adamış Komutanlar, diğer tarafta, yasa dışı işlere karışmış kişiler ve Türkiye’nin kaderini etkilemeye çalışan, dışarıda yaşayıp dini bile belli olmayan ne idüğü bilinmez biri. Akıl alacak işler değil. Bu konuda söylenecek tek söz; hukuku zedelememek için başta bazı Hükümet üyelerinin, yandaş medyanın, savcılıktan gizli bilgileri alıp medyaya verenlerin büyük bir sorumluluk içinde olmalarının gereği ve önemi... Hukuku zadelememeli, zira HUKUKA BİR GÜN BAZILARININ DA İHTİYACI OLACAK !
---------------------------------------
VAHŞi SOYKIRIMI HİTLER’DEN, SAVUNMASIZ SİVİL HALKI KATLETMEYİ BUSH’LARDAN ÖĞRENEN İSRAİLYÖNETİCİLERİ.
Türkiye’de yaşayan,  Musevi yurttaşlarımızı, İzmirli Musevi dostlarımı, arkadaşlarımı va hatta İsrail’de yaşayan insan evlâtlarını konu dışında tutarak, düşüncelerimi yazdığımı özellikle belirtmek istiyorum.
II. Dünya Savaşında Rodos’ta şahit olmuştum yahudilerin maruz kaldığı Nazi zulmüne. İçimiz yanardı şehrin ortalık yerindeki bir binaya balık istifi tıkıldıkları yerden geçerken. Metrelerce uzaktan duyulurdu feryatları. Almanya’daki yahudilerin Nazi kamplarındaki görüntüleri daha da tüyler ürpertici... Yurtsuz, topraksız, her gittiği yerde aşağılanan bu millet, dişiyle tırnağıyla çabalayarak, parayla satın aldıkları arazilerin üzerinde bir devlet kuruyor. Allah’ın çölünü her yönüyle ileri bir ülke durumuna getiriyor. Teknolojide, tarımda, askerî teknolojide, endüstride...
Bir de Ziya Paşa’nın gözüyle İslâm dünyasına bakalım.
Gezdim diyar -ı küfrü beldeler, kâşneler gördüm.
Dolaştım mülk ü İslâmı bütün viraneler gördüm.”
 Ne var ki, o yıllara kadar yaşadıkları yerlerde taş taş üstüne koymamış, para için toprağını, vatanını satmış adamlar (Bizden bir Bakanın kulakları çınlasın. “Yabancılar bizden toprak veya ev satın alırsa, sırtlayıp memlektine mi götürecek?” demişti. O efendiye sormalı, İncirlik’e elini kolunu sallayarak her istediğinde girip dolaşabilir mi? ) sonradan o çöllerin “beldelerle kâşanelerle” dolduğunu görünce akılları başlarına geldi. İsrail’i oradan atmak için savaş üstüne savaş açtılar. Her seferinde birlik olup önları yenemediler. İsrail ise can derdinde. Binlerce yıldan bu yana VATAN diyebileceği bir toprak buldu, tabii ki savunacaktı. Bugün ise, bu uğurdaki mücadelesi, acımasız bir büyük “soykırım”a dönüşürse, insan gini her insan, “DUR BAKALIM” der. Biz sana buraya kadar hak veririz. Kendine gel! Şu var ki, halkları bazan gaflet basar ve onları seçme engelli yapar. (Örnekleri çoktur) İsrail halkı da yıllardan beri Nazi subaylarını aratmayacak körleri şaşıları öyle önemli görevlere getirmiş ki, hepsi arkalarında kan ve ızdırap izleri bırakarak gittiler. Oysa ki, İsrail canı istediğinde can düşmanı Hamas’a öyle ince operasyonlar yapabilir ki, aklımız almaz. Meselâ bir seferinde İsrail’den kalkan jetler, yalnız bir evi bombalamak için Tunus’a uçtu. Oradaki bir Filistin liderini öldürdü. Başka bir seferinde Güney Amerika’nın bir ülkesinden, eski bir Nazi subayını kaçırdılar. İsrail’e getirip yargıladılar. İdam cezası verdiler. O zamanlar yeryüzünden “idam” cezası henüz kaldırılmamış olduğu için adam idam edildi. Cesedi yakıldı ve küllerinin bile İsrail’de kalmaması için bir uçağa konup, İsrail Karasularının dışında denize atıldı. Şu sırada İsrail’in boy hedefi Hamas. Yapabilirsen git onları bombala. Teknolojinin ustası sensin. Nokta atışı yap. Ama günahsız halka sırf onları yıldırmak için bu acıları yaşatma! Zira gün gelir, bu acıları sen de yaşarsın.
Diğer Arap ülkelerine gelince tık yok. Çünkü hepsinin dizginleri ABD’nin elinde. Hani bir söz vardır. “Taş var köpek yok. / Köpek var, taş yok. / Köpek de var taş da var. / Sıkıysa at taşı köpek Padişahın köpeği.” Arapların karışmamasının bir nedeni de, Radikal İslâmcı Hamas’ı üzerlerine sıçratmamak. Tavırlarına bakarsanız, neredeyse İsrail’in Hamas’ı çökertmesine sevinecekler. Ama ya arada can veren bunca insan, perişan olan aileler ne olacak?... Nerede o insan hakları koruyucusu Avrupa ülkeleri? Onlar yalnız menfaatlerine dokunulduğu zaman, yaptıkları planlar bozulduğu zaman, yeri göğü inletirler. Ümidim o ki, aklı başında İsrailliler, hükümetlerine bir balans ayarı yaptırcak eylemler gerçekleştirsinler ki, bu katliam sona ersin ve kalıcı bir barış yapılsın.
------------------------------------
KREDİ KARTLARI VE BAŞBAKANIN TAVSİYELERİ
Tayyip Bey televizonlarda “Kredi kartı borçlularına mağdur denmez. Ayaklarını yorganlarına göre uzatsalardı.” buyurmuş... Eğer kart mağdurları bu borçları, evlerine olur olmaz, gönüllerinin istediği herşeyi alarak yapmışlarsa doğru söylüyor. Fakat madalyonun diğer tarafı da var. Bu kişiler belli bir gelir diliminin sahibi iken, işine son verilen bir özel sektör çalışanı ise, açılan bunca süpermarketin işlerini etkilediği, bunların adım başına açılmasıyla iş yapamaz hale gelen bir esnaftan birileriyse, Ziraat Bankası’na borçlanmış bir çifçi olup, kabzımalların, tüccarların alacağını vermediği bir çiftçi ise, “Yarına Allah kerim.” diyerek borçlanmayıp ne yapsın...
Bu sözü söyleyen, bir eli yağda bir eli balda olan bir ailenin bireyi olsa, “Fakirin halinden anlamıyor” deriz. Ama o da, ekonomik sıkıntıyı bilen bir ailedenmiş. Ve anlaşılıyor ki, insan zenginleştikçe, fakirin halinden anlamıyor.
Ona şu soruyu da sormak isterdim. Devlet bir anlamda çok büyük bir ailedir. Birinin maaşı varsa devletin de “milli gelirleri” vardır. Birinin bütçesi “bin”li TL’ler ise devletin bütçesi bilmem kaç milyar TL dir. Tamam mı? Tamam. Gelelim “yirmi puanlık uzman sualine.” İktidarınız, memleketin seksen yılda yokluk, sıkıntı ve fedakârlıkla oluşturduğu bunca zenginliği, “özelleştirme” adı altında ve ne yazık ki bir çoğunu şaibeli bir şekilde satarken, altı yılda iki misline çıkardığı devletin borcunu, devletin hangi gelirleriyle ödemeyi düşünüyor? Geçenlerde internetten gelen bir Türkiye haritalı sunum, gözlerimi yaşa boğdu. Harita yurdumuzda yabancılara satılan fabrikaları, limanları, madenleri, bankaları gösterip, onları satın alan ülkelerin bayraklarıyla doldurulmuştu harita. Ne yapıldı bu paralarla, kaç fabrika açıldı? Kaç işsize iş bulundu? Dağıtılan sadakalar dışında devlete kâr sağlayacak ne gibi yatırımlar yapıldı? Ve en önemlisi kredi kartları mağdurlarına “Ödeyemeyeceğiniz alışverişleri yapmayın.” derken, Türkiye’yi gırtlağına kadar borcun içine sokup, olanca gelir kaynaklarını yabancılara satarak, nasıl ödenecek milyarlarca dolar borç?
İktidarınızın pek çok şeyi söylemeye hakkı var ama, kredi kartı borçlularına akıl hocalığı yapmak hakkı yok!.

16 Ocak 2009  00:50:53 - Okuma: (585)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik