Yazı

Eczanelerin yok oluş dosyası
Eczanelerin yok oluş dosyası 

Ümran Songun

Eczanelerin yok oluşu Türkiye’nin yok oluşuna örnek midir?

Son günlerde, eczacılar ve hükümet arasında çıkan anlaşmazlık halka çarpıtılarak anlatılıyor.
 
Sanki tüm olanlardan eczacılar sorumlu imiş gibi eczacı ve halk karşı karşıya getiriliyor. Oysa ki sağlığın özelleşmesi ve yabancı sermayelere satılması konusunda büyük oyunlar oynanıyor.
                İlaçta üretim kanalı yabancı sermayenin eline geçmiş durumda. Türkiye’de mevcut on üç Türk ilaç şirketi, yabancı şirketlere satıldı. Şimdi görünen o ki; ilaçta dağıtım kanalları da önce şirkete dönüşecek daha sonra özelleştirilip yabancı sermayelere satılacaktır. Eczaneler şu an batma noktasına getirilmiştir.         
                “Eczanelerimizin erimesi ve yok oluşa sürüklenişinin başlangıcı 2004 yılında 6781 karar sayılı, BEŞERİ İLAÇLARIN FİYATLANDIRILMASINA DAİR  Bakanlar Kurulu Kararı ile başlamıştır.
                ECZANELERİMİZİN BU SÜREÇTE NASIL YAVAŞ YAVAŞ VE  DEĞİŞİK YÖNTEMLERLE ERİTİLDİĞİNİ VE NASIL YOK OLUŞA SÜRÜKLENDİĞİNİ MADDE MADDE İNCELEYECEĞİZ. ECZACILARA, NASIL KURBAĞA DENEYİ *  YÖNTEMİNİN UYGULANDIĞINI GÖRECEĞİZ.
                *(Sıcak su dolu  kazana konulan Kurbağa, sıcak suyla temas eder etmez hemen tepki verip zıplayarak kurtulur. Ancak soğuk su dolu kazana konulan Kurbağa ise, suyun yavaş yavaş ısıtılması esnasında suyun ısınmasına tepkisiz kalır, değişimin farkına varamaz. Farkına vardığında ise iş işten geçmiştir. Zıplamak ister ama kasları yetersiz kalır. Zıplayamaz. Kötü sona razı olmak zorunda kalır.)
      
BEDELSİZ KAMULAŞTIRMA
 
                   Yeni fiyat kararnamesine göre, ruhsatlı tüm ürünlerin fiyatları en ucuz iki ülke ve azaltılmış yeni eczacı kâr oranlarına göre yeniden tespit edilmiş ve düşen fiyatlar 15 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe sokulmuştur.      
                Bir ilacın kaç liraya satılacağını, eczacının bundan kaç lira kâr edeceğini, ilacın perakende satış fiyatından daha az veya daha fazla fiyatla satılmasının yasal olmadığı kurallarını koyan Sağlık Bakanlığı, hiç yasal olmamasına rağmen  Eczacının yüksek fiyattan bedelini ödeyerek rafına koyduğu ilacın satış fiyatını  indirerek ve düşük fiyattan satmasını zorunlu tutarak yani Bedelsiz Kamulaştırarak eczacının zarar etmesine ve erimesine neden olmuştur.
 
Örneğin:
 
Eczacının 34 liraya alıp rafına koyduğu, 46 lira perakende satış fiyatı olan ZOCOR 10 mg adlı ilacın fiyatını bir gecede 11 liraya indirmiş ve bu fiyattan satmaya zorlayarak eczacıyı 23 lira zarar ettirmiştir.
                Yani eczacının cebinden 23 lirasını kanunsuz olarak Bedelsiz Kamulaştırmıştır. Buda yetmezmiş gibi eczacının 23 lira zarar ettiği bu ilaç için, sanki 46 liraya satmış da 12 lira kar etmiş gibi birde KDV ve Vergisini ödemek zorunda bırakılmıştır.
                Bu  tüm ilaçlardaki fiyat indirimi esnasında eczaneler büyük bir bedelsiz kamulaştırmaya maruz kalmışlardır. Bu  tüm ilaçlardaki büyük fiyat düşümü esnasında eczane zararlarının telafisi tamamen firmaların insiyatifine bırakıldığından, firmalarca tamamen keyfi uygulamalar yapılmış ve büyük bir başıbozukluk yaşanmıştır. Kimi firmalar zararı karşıladığını söylemişler, eczacıya kuruşlu paralar ödemişler, kimi firmalar eczacı zararını ödemeye hiç yanaşmamış kimi firmalar ise eczacının raf stokunu sayıp zararını karşılayacağını duyurmuş ama sadece duyurmakla kalmışlardır. Eczacının sermayesi bir günde yasal olmayan şekilde yaklaşık % 18 erimiştir.. Uygulamanın yasal olmaması nedeniyle Sağlık Bakanlığına halen devam etmekte olan birkaç dava açılmıştır. Bu bedelsiz kamulaştırmalar halen devam etmektedir.
                Daha sonra yayınlanan 2007/12325 karar sayılı  BEŞERİ İLAÇLARIN FİYATLANDIRILMASINA DAİR  Bakanlar Kurulu Kararında bu erimeye çözüm getireceği düşünülerek bir madde eklenmiştir. Bu madde de, fiyatların yürürlüğe girmesi için listelerin yayınlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girinceye kadar 45 günlük bir süre verilmiş ve bu sürede eczacının elindeki tüm stoğu eritmesi ve zararının önlenmesi varsayımı yapılmıştır. Eczanenin rafındaki tüm ilaçlarını sıfır düzeyine çekmesi mümkün değildir.  Zaten bu 45 günlük sürece de asla uyulmamış, Bakanlık tüm uyarılara rağmen fiyat düşüşlerini iki gün içinde bilgisayar sistemine yansıtılmasını sağlamıştır.
                Eczacının yasal haklarının çiğnenme olayı firmalarca da sürdürülmüştür. Kararnameye göre 45 günlük yasal süreyi beklemeden eczane stoklarındaki zararı karşılamak şartı ile, düşen fiyatlarını hemen yürürlüğe sokabilecekleri hükmüne rağmen, eczane stoklarındaki zararları karşılayacaklarını beyan etmişler ama sadece beyan etmişlerdir.
                Yine kararnameye göre, avro değerlerinin değişmesi nedeni ile tüm ruhsatlı ilaçlarda    %7 oranında ikinci  genel bir fiyat düşüşü olmuş, eczacının sermayesi erimeye ve hızla yok oluşa  sürüklenmeye devam etmiştir. Yine bu esnada da 2004 genel fiyat düşüşünde olduğu gibi tam bir karmaşa yaşanmış her firma farklı keyfi uygulamalar yapmış, ya firmalar farkları karşılamamış ya da depolara aktarmış ama depolar eczacının bu hakkını gasp etmiş ve eczacıya yansıtmamıştır
                Eczacıların çoğunluğunun faturalarını, iskontalarını fiyat düşümlerini, karlılıklarını içine düşmüş oldukları kırtasiye yoğunluğu içerisinde boğulduklarından takip edememesi ve işletme bilgilerinin kısıtlılığı, bu kötü tabloyu görmelerine engel olmuştur.
                Bazı örnek ilaçların 2004 ve 2008 tarihli fiyatları alttadır. Her bir kalem ilaçtaki fiyat farkı, eczacıdan bedelsiz olarak kamulaştırılmıştır. 24 bin eczane göz önüne alındığında Toplamdaki Bedelsiz Kamulaştırma rakamı KORKUNÇTUR.
 
İLAÇ ADI                               14 .06.2004 FİYATI              10.01.2008
AUGMENTİN 1000 MG TB               29,22                                     18,24
SEREQUEL 100 MG 30 TB             78,98                                     56,83
KLASİD 125 SÜS.                           20,64                                     13,52
PROZAC 20 MG TB                         31,33                                     18,11
MONOPRİL 10 PLUS                       36,61                                     21,35
HYZAAR TB                                     42,49                                     28,93
 
ECZACI İSKONTOLARI:
 
                Eczaneler her yıl TEB ile Maliye Bakanlığı arasındaki yapılan protokollere göre PERAKENDE SATIŞ FİYATI ÜZERİNDEN bir eczacı iskontosu yapmaktadır. Eczanelerimizin erimesi ve yok oluşa sürüklenişimizin başlangıcı olan 2004 ilaç fiyat kararnamesinde ve daha önceki kararnamelerde ise Eczacı Karlılığının hesaplanması, DEPOCUYA SATIŞ FİYATI ÜZERİNDEN yapılmaktadır. En büyük yanlışlık burada başlamaktadır. Bu iki farklı hesaplama şekli mali tabloyu net olarak görebilmemizi engellemektedir.Tabloyu daha net görebilmemiz için depocuya satış fiyatı üzerinden hesaplanan eczacı kârlılığımızı, perakende satış fiyatına göre olan kârlılığımıza çevirmemiz gerekir.
                Şubat 2005 yılındaki TEB Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı arasında imzalanan protokolle, zaten azalan eczacı kârlılığı sonucu fazla gelen % 2,5 eczacı iskontosu karlılıkta hiç bir artış yapılmadığı halde %3.5'e çıkarılmıştır. %9.1 kazandığınız bir ilaca % 3.5 iskonto. Bu tablo eczane sermayelerinin içten içe ve farkedilmeden erimesine neden olmuştur. Daha sonra Haziran 2006 tarihinde bu seferde Rekabet Kurulunun isteği gerekçesiyle, eczanelerin bir yıl önceki cirolarına göre kademelendirilmeye gidilmiş ve % 3,  % 3,5  % 4  ve %4,5 eczacı ıskontosu  gibi sınıfsal gruplara ayrılmıştır. Eczaneleri sınıflara ayıran bu ıskonto %3 ıskonto grubuna giren eczanelere %0,5 ıskonto avantajı getirmiş gözüksede, genel eczacı iskontolarının artırılmasına neden olmuştur. 
                %9.1 kâr edilen bir ilaca %4.5 eczacı iskontosu yapmak, o ilaçtan kazandığınız toplam Brüt  kârınızın  net % 50 sini geri vermeniz demektir.
                Bu grup ilaçlar için oda payını ve ciroyu artırması nedeniyle vergi matrahınızın yükseldiği düşünüldüğünde, gerçekten bu işi hayır için yaptığınız ve büyük sevap kazandığınız aşikardır!...
                Eczacının kârlılığının en yüksek olduğu 1. Kademedeki % 20 kazandığı ilaç için  %4.5 eczacı iskontosu yapması demek,  eczacının brüt kârının   net %23 ünü geri vermesi anlamına gelmektedir
 
                Bu nedenle Hastane karşısı olan yada kemoterapi, hemofili gibi ilaçları sıkça karşılayan ve yüksek cirolar yapan Eczaneler, sanılanın aksine hızla erime sürecine girmiş ve hastane karşısındaki eczane kapanmaları artmıştır. Küçük cirolu eczaneler ise zaten hepten batmıştır.  Resmi verilere göre 24 bin eczanenin  8000 adet küçük cirolu eczanesi bu durumda ve batık vaziyettedir. Geriye kalan eczanelerin çoğunluğu da "GİZLİ İFLASTA" dır. Ama tabloyu genel anlamda göremeyen eczacı, ancak kurumdan paralarını alamadığı zaman durumunu görmekte yada kurumdan  aldığı  paranın depo ödemelerine yetmediği durumlarda durumunu sorgulamaktadır. Aldığı paraların ödemelerine yetmediği durumlarda, birikimi varsa cebinden yoksa bankadan kredi alarak karşılamakta yada depoya olan ödemesini erteletip iskonto iptaline razı olmaktadır. Zaten azaltılmış olan  kârlılığını son kuruşuna kadar dağıtmaktadır. 
                İlaç kararnamelerinde resmileşmeyen, verilip verilmemesi tamamen firmaların iki dudağı arasında ve keyfiyetine kalmış ticari iskonto ya da özel iskonto adıyla eczacıların faturalarına yansıyan %7 lik bir iskonto vardır. Novartis gibi bazı firmalar bu rakamı tüm ilaçlarında %3.5 lara çekmiştir.  İlacın perakende satış fiyatından diğer iskontolar düşülerek hesaplandığı için bu %7 rakamı, perakende satış fiyatına göre net % 5 dir.
                Novartis gibi firmaların %3,5 iskontosu ise perakende satış fiyatına göre net %2.5 dir. Son 3 yıldır firmalar bu iskontoyu bir çok ilaçta eczacıya duyurmadan kaldırmıştır. Duyuran, yani iskontoyu kaldıracağını açıklayan firmalar eczacıların tepkisiyle karşılaşınca kaldırmayı durdurduklarını açıklamakta ama bir süre sonra yine ilaçlarda teker teker iskontoları kaldırmaktadırlar. Faturalar incelendiğinde bir çok ilaçta bu iskontoların sıfıra indirilmiş olduğu görülecektir.
                Bu kötü kârlılık tablosu karşısında hala yüksek Eczacı İskontolarının yapılması sonucu, eczane kapanmalarının artması kaçınılmazdır. İlacın fiyatını ve kârlılığını tamamen devletin belirlediği bir sistemde, serbest piyasa kurallarını uygulayıp birde kendisine eczacı iskontosu adı altında indirim istemesi saçmalıktır.   Eczanelerin bir yıl önceki cirolarına göre, devlete yapacakları iskontolarının sınıflara ayrılması, ikinci bir sınıflandırmaya tabi tutulmalarından dolayı  yasalda değildir. Çünkü eczaneler zaten ciroları ve  kârlılıkları oranında, vergilerini kademeli olarak sınıflandırılarak ödemektedirler.
                Bu eczacı kârlılığı ile bu eczacı iskontolarının yapılması sürdürülemez. Eczacılık mesleğinin yokoluşunun durdurulması için Eczacı iskontolarının tamamen kaldırılması gerekir.
 
KAMU KURUM İSKONTOLARI:
 
                14.12.2004 tarihinde TEB, Maliye Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı arasında bir protokol imzalanmıştır. 10.02.2005 yılında yürürlüğe giren Protokole göre  Firmalarında Kamu Kurum İskontosu adı altında bir iskonto yapmasına karar verilmiş ve bu yük, eczacı ile hiç bir ilgisinin bulunmamasına rağmen eczacının sırtına yüklenmiştir. Zaten en büyük hata protokolün imzalanması esnasında yapılmış, olayın asıl tarafı olan ilaç firmaları masaya oturtulmamış ve sorumlulukları imza altına alınmamıştır. Eczacıyı hiç bir şekilde ilgilendirmediği halde, tepe örgütü TEB masaya oturmuş ve eczacının erime ve bitiş sürecine katkı yapacak protokolü imzalamıştır. Protokole göre firmalar devlete yaptıkları  (%4 - %11) Kamu Kurum İskontolarını  eczanenin faturasına yansıtacaklar, eczacınında kuruma ilaç verirken bunu aynen  aktaracağı için, hiç bir zararı olmayacağı hesapları yapılmıştır. Eczacının bu hamallıktan hiç bir zararı olmayacağı gibi, nakit olarak satışlarda bu iskonto eczaneye kalacağı için kârlı bile çıkacağı düşünülmüştür.
                Ama karşılaşılabilecek problemler düşünülmeden, çevreden yapılan uyarıları dikkate almadan atılan imzanın geri dönüşü, eczacılar açısından çok ağır yükler getirmiştir. Firmaların depocuya satış fiyatı üzerinden yaptıkları kamu kurum iskontosunu, aracı olan eczacı devlete aktarırken, perakende satış fiyatı üzerinden yapmak zorunda bırakılmıştır. Eczacı hiç mi hiç kendisini ilgilendirmeyen bir konuda, hamallık yaparken %3 gibi ek bir fatura  ile karşılaşmış ve bu farkı kendi kârından karşılamak zorunda kalmıştır.. Herkesin sigortalı olması, yeşil kartlıların çoğalması, aspirinin bile reçeteye yazdırılması gibi nedenlerle nakit satışları iyice azalan eczacı, hiç söylendiği gibi olmadığını, peşin satışlarda cebine kalacağı söylenen iskontonun, cebinden götürdüklerinin yanıda devede kulak kaldığını görmüştür. (EK-3)***
                Firmaların devlete yapması gereken Kamu kurum iskonto oranları Ek-2/D listeleri ile yayınlanıp yürürlüğe girmektedir. Listelerin yürürlülük tarihiyle birlikte provizyon sisteminde de bu oranlar anında uygulamaya girmekte ve sisteme reçeteyi giren eczaneler otomatikman bu iskontoyu uygulamak zorunda kalmaktadırlar.
                Firmaların devlete yapması gereken Kamu kurum iskonto oranları Ek-2/D listeleri ile yayınlanıp yürürlüğe girmektedir. Listelerin yürürlülük tarihiyle birlikte provizyon sisteminde de bu oranlar anında uygulamaya girmekte ve sisteme reçeteyi giren eczaneler otomatikman bu iskontoyu uygulamak zorunda kalmaktadırlar.
                Firmaların bazen bu iskonto oranı üzerinde devletle uzlaşamaması veya  başka nedenlerle itirazı olması nedeniyle, ya bu iskontoyu eczacıya hiç aktarmamakta yada daha az oranda aktarmaktadırlar. Ama firmanın itiraz ettiği liste yürürlüğe girdiği için iskonto oranı provizyona anında işlenmekte ve provizyon sistemince firmanın yapması gereken iskontolar her reçete girişinde otomatik olarak eczacıdan kesilmektedir.  Yani eczacının dışında gelişen ve eczacıyı ilgilendirmeyen, devletle firmalar arasındaki anlaşmazlığın faturası herzamanki gibi yine eczacıya çıkmaktadır. Eczacı almadığı ve faturasına yansımayan iskontoyu peşin olarak ve zorunlu olarak devlete yapmak zorunda bırakılmaktadır. Bu işin asıl tarafı olan ama protokolde imzası bulunmayan firmalara ise hiç bir yaptırım söz konusu değildir.
                Alttaki tabloda görüldüğü gibi, Eczacı %0 kamu kurum iskontosu ile aldığı ANTEPSİN TB i kuruma verirken Bilim firması adına, kendi cebinden  % 11 kamu kurum iskontosu yapmaktadır.
                Yine  Eczacı depodan % 2.30 kamu kurum iskontosu ile aldığı ROVAMYCİNE 3MİU FİLM TB i kuruma verirken Eczacıbaşı Firması adına kendi cebinden % 11 kamu kurum iskontosu yapmaktadır.
                Eczacıyı maddi olarak eriten başka bir nedende, firmaların ilaçlarının ödenebilir limitler içerisinde kalması için sık sık devlete yapacakları kamu kurum iskontolarını artırması sırasında yaşanmaktadır. Sık sık  bununla ilgili EK-2/D listeleri yayınlanmaktadır. Firmaların devlete yaptığı her kamu kurum iskonto oran artırımında, olayın dışında olması gereken, olayın tarafı olmayan eczacı rafındaki ilaç için zarar etmektedir. Çünkü rafındaki ilaç içinde artırılan iskontoyu uygulamak zorundadır. (EK-4)****
 Örneğin
 
EBIXA 10 MG 100 FTB  %4 kamu kurum iskontosu ile alıp rafına koyan eczacı, firmanın iskonto oranını artırması nedeniyle   %11,61 kamu kurum iskontosu yaparak devlete vermiş ve ekstradan %7.61 zarar etmiştir.    (28.12.2007 Ek-2/D)
                HYZAAR 50/12.5 MG 28 FTB %11 kamu kurum iskontosu ile alıp rafına koyan eczacı, firmanın iskonto oranını artırması nedeniyle %20 kamu kurum iskontosu yaparak devlete vermiş ve ekstradan %9 zarar etmiştir.     (24.12.2007 Ek-2/D)
                FERPLEX FOL FLK %0 kamu kurum iskontosu ile alıp rafına koyan eczacı, firmanın iskonto oranını artırması nedeniyle %11 kamu kurum iskontosu yaparak devlete vermiş ve ekstradan %11 zarar etmiştir.    (24.12 2007 Ek-2/)
                Eczacının kendi  iskontosuna ek olarak yaptığı bu % 3 Hamallık İskontosu ve  üstte anlatılan eczacının dışında gelişen ama eczacının yapmak zorunda bırakıldığı iskontolar, eczacıyı tam bir darboğaza sokmuştur.
                10.Şubat.2005 tarihinden beri eczacıyı eriten ve sırtında kambur olan Kamu Kurum İskontolarının acilen eczacının sırtından kaldırılması  gerekir. Firmalar kendilerini ilgilendiren bu konuda çözümü kendileri bulmak zorundadır. Basit bir çözüm yolu eczacıya yeni bir bedelsiz kamulaştırma yapmadan fiyatları iskonto oranında ucuzlatmak olabilir. Bunun yararı ise her  ilacın devlete verilen fiyatı ve vatandaşa verilen fiyatı gibi iki farklı fiyatın ortadan kalkmasını sağlamasıdır.
 
İLAÇ ADI                      FİRMA İNDİRİMİ   KURUMLARIN ALIŞ FYT.  VATANDAŞIN ALIŞ FY
AUGMENTİN 1GR 10 TB  % 48.37                9.42                               18.24
PROTONEX  28 TB           % 52                    22.78                             47.46
ERDOSTİN SÜS.               % 50                     9.17                              18.33
 
Kamu kurum iskontolarının eczaneler üzerinden geçirilmesi mali yöndende problemler yaratmaktadır. Maliye tarafından yapılan genel incelemelerde, faturalar üzerinde gösterilen kamu kurum iskontoları eczacı kârlılığı olarak gözükmekte ve eczacı kârlılığını çok yüksek oranlara çekmektedir. Kurumlara kestiğimiz faturalar üzerinde bu çıkışın gözükmemesi de bu iskontoların eczacının cebinde kaldığı görüntüsü vermektedir.  Bu durum mali denetimlerde eczacıyı çok zor durumlarda bırakmakta ve eczacıların cezalar almasına neden olmaktadır.
 
          İLAÇ KATILIM PAYLARI:
 
                Eczacının kârlılığındaki azalmalar, düşen kârlılığına rağmen yapmak zorunda bırakıldığı yüksek iskontolar, sırtına yüklenen kamu kurum iskontolarından uğradığı zararlar sonucu, elinde net  kar olarak kaldığını farzettiğimiz %10 ilaç katılım paylarıdır. Onada devlet el koymuştur.
                Emekli sandığı ile başlayan Bağ-kur ve Konsolide bütçeye kurumlar tarafından devam edilen katılım paylarının maaştan kesilmesi uygulaması, 15 Haziran 2007 tarihi itibarı ile tüm SGK sigortalılarına  uygulanmaya başlamıştır. 15 Hazirana kadar, Emekli Sandığı, Bağkur ve Konsolide bütçe tarafından ne olduğu belli olmayan, tamamen kurumların kendi  insiyatifine kalmış katılım payları tutarları eczacıların hesabına yatırılmış ve bunların hangi aylara ya da hangi faturalara ait olduğuyla ilgili hiçbir bilgi verilmemiştir.
                Hiç bir eczacı bu katılım paylarını takip edememiştir. 15 Haziran 2007 öncesi kestiğimiz faturalardaki katılım payları toplamı ile kurumların ödediği katılım payları toplamı arasında büyük farklar vardır. Kurumların kendiside bu hesapların içerisinden çıkamamakta ve büyük bir karmaşa yaşamaktadır. Katılım payları ile ilgili SGK Bilgi Edinmeden sorduğumuz sorulara bile garip, kaçamak cevaplar verilmektedir. Emekli Sandığı ve Bağkurun devredilmesi nedeniyle 15 Haziran 2007 öncesi katılım payları ile ilgili bilgi alınamamaktadır. 15 Haziran 2007 öncesi katılım paylarımız  emeklinin maaşından kesildiği halde kamulaştırılmıştır ve eczacıya ödenmemiştir.
                Sonuç olarak  sokaktaki iki insan bile ticari ilişkilerinde, birbirlerine olan borçlarını, ne zaman alacaklarını veya ne zaman vereceklerini kayıt altına alırlar ve her iki tarafda hesaplarını bilir. Ama ne yazıkki SGK ile yapılan ticari anlaşmada, diğer taraf yani 24 bin eczacı kurumdan ne kadar katılım payı alacağı var ne zaman alacak bilememektedir. Tek taraflı olarak kurum ne yatırırsa eczacı kabul etmek zorunda bırakılmıştır. Ödenecek rakamlar ve katılım payı ödeme zamanı, tamamen kurumun keyfiyetine bırakılmıştır.
                Kuruma  güvenmemiz ve ne yatırırsa kabul etmemiz beklenmektedir. Ama güvenmemiz beklenilen kurum, bizimle hiç ilgisi olmayan ve emekli sigortalılarının maaşından kesmesi gereken Haziran 2007 dönemine ait muayene ücretlerini bile, kanunsuz olarak bizlere yaptığı fatura ödemelerinden kesmiştir. Uyarılarımız üzerine (Ek-5) uygulamaya devam etmemiş ama bizlerden  kestiği emeklilere ait muayene ücreti bedellerini de hala geri ödememiştir.
                Hesaplar öylesine karışmıstır ki bizlerden kesmesi gereken 6 aylık muayene ücretlerini de hala kesememiş dolayısı ile kurumla aramızdaki katılım payları hesapları, içinden çıkılmaz bir hal almıştır.
                Eczacının asıl kârlılığı olan ve yaşamını sürdüreceği, bu %10 kârlılığına da da devletçe el konulduğundan eczacı bitirilmiştir. Eczanelerin şu anki işlevi devletin  ilaca  verdiği parayı depolara ve ilaç firmalarına aktarmak bir anlamda sadece aracı yani bir dişli olmak pozisyonudur. Verdiğimiz hizmet ve yaptığımız angarya işlerde yanımıza kâr olarak kalmaktadır.
 
POLİKLİNİK MUAYENE KATILIM PAYI:
 
T.C. ANAYASASI
 
II.  Zorla çalıştırma yasağı
 
MADDE 18. – Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
 
Poliklinik muayene katılım payı. Adından da net olarak anlaşılacağı üzere yine eczanelerle hiç mi hiç ilgisi olmayan ama anayasanın 18. Maddesine aykırı olarak eczanelerin sırtına ANGARYA olarak yüklenilen bir yüktür.
                Şubat 2005 tarihinde SSK reçetelerinin eczaneler tarafından karşılanmaya başlanması sonrası, 80 kuruş poliklinik muayene katılım paylarının hastanelerde kuyruklara neden olması nedeniyle eczanelerin bu angaryayı da yüklenebilecekleri düşüncesiyle eczacılık yaşamımıza girmiştir. Angarya yı kabul eden zamanındaki TEB'in savunması, eczacının bu işten hiç bir zararı olmayacağı, aksine SSK adına peşin olarak alınan paranın eczacıya nakit girdisi sağlayacağıdır. 15 Haziran 2007 tarihindeki SUT'la beraber Bağ-Kur'lularda sisteme dahil olmuştur. Sağlık Bakanlığı’nın "tüm sağlık ocaklarımız tüm hastahanelerimiz ücretsizdir, bir kuruş ücret ödemeyeceksiniz" söylemi doğrultusunda, işi yapması gereken, asıl sorumlularından alınarak, angarya olarak tamamen eczanelerin sırtına  yüklenmiştir.
                Sağlık sisteminin tamamen ücretsiz olduğu söylemi ile eczanelere gelen hastalardan, muayene ücreti istenmesi birçok eczanede, eczacı hasta tartışmalarına neden olmuş bunun yanında geri ödemelerde tutarını bilmediğimiz muayene katılım paylarının, fatura bedellerinden kesilmesi, hesapların karışmasında büyük bir rol oynamıştır. Hala eczanelerin faturalarından kesilmeyen poliklinik katılım payı olduğu gibi, eczanelerden kesilmemesi gereken emeklilere ait muayene ücretleri kanunsuz olarak eczanelerin ödemelerinden kesilmiş ve hala geri ödenmemiştir. En kötüsüde, hesapların iyice karışması ve içinden çıkılmaz bir hal alması  nedeniyle, eczacı bunun farkında değildir.
                Mali olarak ta eczanelerin kasalarına her giren nakite fiş ya da  fatura kesmesi zorunluluğudur. Hastalara bu işin bizimle ilgisinin olmadığını, özel hastahanelerin ya da kamu hastahanelerinin sorumlu olduğu ve hizmet sahibi olarak onların yapması gereken işi,  angarya olarak bizim yaptığımızı, onun içinde fiş veremeyeceğimizi anlatmanın zorluğu bilinemez. Mali denetimlerde de, parasını aldığınız halde hastaya vermediğiniz poliklinik katılım payı tutarının fişini, resmi olarak hiç bir yerde yazmadığı ve imza altına alınmadığı halde, TEB  söylediği için verdiğiniz gerekçesinin arkasına sığınmanın zorluğu bilinemez.
                İlaç katılım payları eczanelerin sorumluluğunda olduğu gibi, poliklinik katılım paylarıda poliklinik hizmetini kim vermişse onun sorumluluğundadır. Devletle onun arasındaki bir konudur ve eczacıları hiç ilgilendirmez.
                POLİKLİNİK KATILIM PAYLARININ ECZANELERCE TAHSİLİ OLAYI ECZANELER İÇİN TAM BİR ANGARYADIR. ANAYASAYA GÖRE DE ANGARYA SUÇTUR. “
                ECZACI METİN SEVAL

13 Ocak 2009  16:55:10 - Okuma: (1904)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik