Yazı

Çok Yazık Oldu Çok
Çok Yazık Oldu Çok 

Özcan Nevres

Ankara'nın Çankaya ilçesinde bir evde yaşları on sekiz yirmi arası olan yedi gencimiz doğal gaz ile çalışan şofbenin gaz kaçırması yüzünden öldüler.

Bu nasıl ihmaldir? Akıl alacak gibi değil. Gaz kaçağını çok şiddetli ses çıkararak haber veren cihazlar var. Fiyatları da ortalama otuz lira civarında. Bunlardan banyoya, mutfağa ve ısınma doğal gaz sobasıyla sağlanılıyorsa her birine birer tane takılacak olsa gaz kaçağı yüzünden ölüm kesinlikle olmaz. Ne yazık ki bu cihazın varlığından bir çok kimsenin haberi bile yok. Kimileri de ihmal edip takmıyor. Tıpkı benim gibi. Büyükçekmece'de yaşarken hem kendi evimin mutfağına takmıştım, hem de apartman yöneticisi olduğum için merdiven boşluğunun en üstüne takmıştım. En üste takmamın nedeni doğal gaz havadan hafif olduğu için kaçan gaz yükseğe gider. Tüp gazda ise tamamen tersidir. Havadan ağır olduğu için yerde yığılır. Her iki kaçak fark edildiğinde kesinlikle elektrik düğmelerine dokunulmamalıdır. Kapılar pencereler açılıp gaz vanadan kapatılmalıdır. Tüp gaz kaçağı yerde biriktiğinde pencere açmakla yetinilmemeli kapılar mutlaka açılmalıdır. Tüm gaz ile çalışan cihazlarda gaz kaçağı önlemi olsa da güvenmeyip gaz kaçağını haber veren cihazlardan mutlaka takılmalıdır.
İlginçtir. İlginç olduğu kadar da ders alınması gerekir. En üst kattakiler yarı baygın bir durumda durumu kavrayıp itfaiyeyi aramışlar. İtfaiye görevlileri o yarı baygın olanları evden çıkarmışlar ama hiç birinin aklına diğer dairelere bakmak gelmemiş. İşe göre adam alınmazsa ve adama göre iş verilirse bu sonuca şaşmamak gerekir.
Kombim hermetik ve bodrumda olduğu için kombiye takmak gerekmez ama ben yine de bir gaz kaçağı cihazı takacağım. Mutfağa takacağım ise bodrumdaki çekmecelerin birinde duruyor. Az sonra aşağı inip cihazı bulup mutfağımıza takacağım. Ne demiş Nasrettin hoca? Sen eşeğini sağlam kazığa bağla sonra Allah'a havale et. Bu gaz işi ihmale gelmez. Başa gelen çekilir diyerek kadere bırakmaya gelmez. Gençliğinin baharında ölüme giden yedi insanımızın ölümü hepimize ders olsun. Ailelerine ve yakınlarına Allah sabır versin.
***
Seçim tarihi yaklaştıkça adayları büyük heyecan sardı. Aday adayları delegelerin ve genel başkanlarının kimi seçeceğini heyecanla bekliyorlar. Sözde demokrat partilerin genel başkanları kendilerine yakın gördükleri adayları onaylayacaklar ve vatandaşın önüne çok demokratik bir seçme zorunluğunu koyacaklar. Adayları delegelerin seçemediği partilerde delegeliğin ne işe yaradığını anlamakta güçlük çekiyorum. Ben bir partide başkan ve yöneticisi olsam partinin aday listesine paraşütle inen hiçbir aday ile çalışmam ve derhal görevimden istifa ederim. Nitekim Halkçı Parti Menemen ilçe başkanıyken genel başkanımız Necdet Calp Menemen e geldiğinde yaptığı toplantıda İzmir valisi iken çok iyi anlaştığı İl Genel Meclisi eski üyesi Cevdet Yiğitoğlu na “ben seni parti başkanı ve belediye başkan adayı olarak görmek istiyorum dediğinde hemen toplantıyı terk etmiştim. Aliağa'ya gidecekler arasında beni göremeyen İzmir millet vekillerinden üçü parti merkezine geldiler. Parti merkezindeki arkadaşlar benim eve gittiğimi söylediler. Evim parti merkeziyle aynı binadaydı. Nevres apartmanında. Kapımın zili çaldığında kapıyı açıp kim o diye sorduğumda biri aşağı gelir misiniz dedi. Sesi tanımıştım. Ses Profesör Mahmut Akkılıç ın idi. Kusura bakmayın gelemeyeceğim dedim. Koşar adımlarla yukarı çıktı. Hayrola ne oldu? Sizi neden darılttılar dedi. Genel başkanınızın ne dediğini duymadınız mı dedim? Yok duymadım. Ne dedi? Cevdet Yiğitoğlu nu partinin başkanı ve belediye başkan adayı olarak görmek istediğini söyledi. Ben de adayının önünü açmak için istifa mektubumu yazıp dosyaya koydum. Olmaz öyle şey dedi. Benim için başkanlık bitmiştir. Paraşütle indirilecek Hiçbir adayı onaylamam. Bu nedenle yollarımızın ayrılması gerekiyor dedim. Bu arada diğer iki millet vekili de yukarıya geldiler. Israr üzerine Aliağa'ya gitmek zorunda kaldım. Hatipleri dinlemeden Menemen e gidecek bir arkadaşımın arabasıyla geri döndüm. Ertesi gün sabah erkenden Durcan Emirbayer arabasını gönderdi. İçinde Mahmut Akkılıç da vardı. Onun ısrarıyla Torbalı daki toplantıya katıldım. Genel başkan benden özür diledi ama içim bir daha genel başkana ısınmadı. On bin oy almış bir partinin(seçime katılmış olan diğer iki partinin toplam oyu kadar) başkanı olarak başkanı olduğum partinin seçime girememesini içime sindiremediğim için, partililerin ısrarıyla belediye başkanlığına aday oldum. Başkan adayları birbirlerini yerken ben köylerde İl Genel Meclisi adaylarıma destek arıyordum. Ben belediye başkanı seçilirsem neler yapabileceğimi bastırdığım sekiz bin seçim beyannamesiyle halka duyurmuştum. Nedenini de şöyle açıklamıştım. Seçileceksem hiç kimseye vefa borcum olmamalı. Seçilemeyen adaylar kahrolurlarken ben seçilmediğim için çok mutlu olmuştum. Zira daha seçilmeden yüzlerce kişi benden oyları karşılığında iş garantisi istemişti. Daha sonraki seçimde DSP yönetiminden bazı arkadaşlar belediye başkan adayı olmamı önermişlerdi. Mümin Karaman arkadaşımız çok ısrar etmişti. Kesinlikle kabul etmedim. Zira o günkü DSP yi demokrat bulmuyordum.
Şimdi önümüzde çok önemli bir seçim var. Ülke değerlerini yabancılara satmaktan başka ve bir de kaldırım söküp yenilemekten, duble yollar yapmaktan başka Hiçbir çalışması olmayan, davul zurnayla gelen ekonomik krizi önemsemeyen ve bu yüzden yüz binlerce insanımızın işsiz kalmasına neden olan AKP ye başarısızlıklarının bedelini oylarımızla ödetmemiz gerekir. Belli ki yine bu seçimde oyumuzu yine kerhen daha güçlü gördüğümüz bir partinin adaylarına vereceğiz. İçimize sindiremesek de bunu yapmak zorundayız. Seçime gün sayılmaya başlanıldığı bu günlerde dahi yollar caddeler delik deşik. Ne kadar zormuş bu çukurları asfalt ile doldurmak? Yollarımızın bakımını yapmayı unutan bir belediyeye oylarımızla hak ettikleri dersi vermeliyiz.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com


7 Ocak 2009  18:59:32 - Okuma: (855)  Yazdır




İstatistik