Yazı

B. Menderes Havzası Tehlikede
B. Menderes Havzası Tehlikede 

Asil S. Tunçer

Karagöl Kuruyor

Ege Bölgesi’ndeki sulak alanlar birer birer yok oluyor. Son olarak Söke’ye bağlı Serçin Köyü sınırları içerisinde Karagöl’de de su seviyesi düştü. Yaz-kış su tutan küçük bir lagün gölü olan Karagöl’de meydana gelen kuraklık, balıkçılıkla geçinen Serçin köyü sakinlerine zor durumda bıraktı. Daha 5-6 yıl öncesine kadar yaz-kış su tutan Karagöl’ün sazanı çok meşhurdu hatta yöre halkı bu balıktan “kılçık seçmesi” adından çok enfes yemek yapardı. Ayrıca kefali ve yılan balığı da bulunan göl şimdilerde neredeyse kurumak üzere.
 
Karagöl’ün kurumasının başlıca sebepleri arasında gölün kuzeybatısında yer alan ana kaynağındaki potansiyel suyun kuraklık ve yeraltı sularının yetersizliğinden dolayı çok az olması sayılabilir. Öte yandan zaten sığ olan Karagöl’de artan hava sıcaklığına bağlı olarak aşırı buharlaşma da etken olarak gösterilmekte.
 
Şimdi bu coğrafya da yer alan birçok gölün ortak sorunlarına gelelim: soruna son yılarda Gediz gibi oldukça fazla oranda kirlenen Menderes’ten başlamak gerekiyor. Büyük Menderes Nehri çıkış itibariyle Uşak’ta Yaver Deresi ve Banaz Çayı’ndan beslenir. Özellikle Uşak’taki deri fabrikaları bu Yaver Deresi’ni kirletiyorlar. Banaz’da da başka türlü bir kirlilikle su daha başından kirlenmeye başlıyor. Doğu’daki kollarından Küfi Çayı sayesinden Afyon’un dağlarından kar suyu alan Büyük Menderes Çivril’den sonra Çal’ı yalpalayarak Adıgüzel Barajı’nda bir araya geliyorlar.
 
Güney’in güneyinden tekrar yola çıkan Büyük menderes Sarayköy’ün az üstünde bir başka kolla buluşuyor. Honaz’ın yükseklerinden akan buz gibi su maalesef Honaz Sanayi Bölgesinden geçerken kirletiliyor. İşte Uşak ve Honaz atığıyla kirlenmiş sular Sarayköy-Buharkent istikametinden devam ederek ve bu bölgedeki sanayi kuruluşlarından da kirlilik yönüyle nasibini alarak Kuyucak önlerine geliyor. Burada da başka kirletilmiş bir akarsu koluyla buluşuyor. Dandalaz (Vandalaz) Çayı, Karacasu ve çevresindeki çöplükleri yalaya yalaya tüm pisliğiyle Nehre dâhil oluyor. (Karacasu’dan Afrodisyas istikametine dönüldüğünde çöplüğün bir kısmı görülmektedir). Bu nehre bir tek Çal Dağı’ndan boşalıp Burhaniye açığında karışan kol kirlilik getirmez ya da en az orandadır.
 
Aynı nehre Atça ve Aydın’da da büyük oranda pislik ve atık karıştığından zaten su artık bu noktalardan sonra temiz akmaz, akamaz. Hele Çine’ye geldiğinde leş gibi akan Çine Çayı ile kirlilik neredeyse ikiye katlanır. Çine Çayı’nın bazı yerlerinde yazın kokudan durulmaz. Çevredeki zeytinyağı fabrikaları tüm pisliğini nehre boşaltmaktadırlar. Litrede 10 mg olması gereken oksijen miktarı 4 mg.ların altına bile düşmektedir. Menteşe Dağları’ndan doğup Yatağan’da Menderes’e dâhil olan bir diğer kol da Dipsiz Çayı olup aynı şekilde bölgedeki mermer, gübre ve zeytinyağı ile diğer zirai kuruluşların atıklarını filtre etmeden direk nehir suyuna boşaltmaları sonucu Büyük Menderes Nehri’nde kirlilik had safhaya ulaşmaktadır.
 
Nehir son olarak Germencik’te Aydın Dağları’ndan gelen bir kolla birleşerek su kaynaklarını sonlandırır. Geçen yaz aylarında kuruyan Büyük Menderes son yağışlarla yeniden kendine gelirken özellikle Köşk ve Sultanhisar’dan başlayan ve İncirliova ve Germencik’te yoğunlaşan İncir ve diğer paketleme tesislerinin nehri besleyen dere ve çaylarına bıraktığı ambalaj atıkları da başka bir kirlenme kaynağı olmaktadır. Yerleşim birimlerinden çay ve derelerle Büyük Menderes'e ulaşan katı atıklar da nehir üzerinde adeta adacıklar meydana getirmektedir.
 
Kirlilik, başta Büyük menderes havzası ve civarında bulunan irili ufaklı birçok akarsu ile gölü çok ciddi vaziyette tehdit eder duruma gelmiştir. Tonlarca plastik ambalaj, zeytinyağı fabrikasının asitli atıkları, mermer tozu ve yüzey temizleyicileri ile sanayi bölgelerindeki diğer benzeri atıklar maalesef doğal su kaynaklarımızı, nehirlerimizi, göllerimizi ve denizlerimizi kirletmektedirler. Dolayısıyla buradaki canlı hayatı da yok etmektedirler. En sonunda da doğal zincir bizlere kadar ulaşmaktadır. İçtiğimiz sudan, yediğimiz balıktan bu suların zirai kesiminde kullanılmasından da sebze-meyve hatta buralarda beslenen hayvanlar sayesinde de soframıza kadar ulaşmaktadır. Bu kirlilik nihayetinde Ege Denizi'ne ulaştığında ise telafisi olmayan tehlikelere yol açılmakta ve geri dönüşümü zor zararlar bırakmaktadır.
 
Havzadaki belediyeler başta olmak üzere muhtarlıklar dâhil tüm yerel yönetimler, kaymakamlık ve valilikler ayrıca ziraat odaları ve tarım müdürlükleri ve her kim konuyla uzaktan yakından ilgiliyse bütün kamuoyunu acele duyarlılığa ve çok kesin kalıcı önlemler almaya davet ediyorum. Hem de hiç gecikmeden…

5 Ocak 2009  22:58:36 - Okuma: (690)  Yazdır




İstatistik