Yazı

Yeni Yıl Selçuk
Yeni Yıl Selçuk 

Nuri Gökgöz

Yeni Yıl Selçuk

Solgun neşeler yeşeripte dal verir mi?
Can pınarlarından akan narlı sulardan.
Yeni yıl kutlu olsun mevsim kanlı hazan
Seven yürekler dinlesin nemli buluttan.
Nuri Gökgöz (Toprağın Sesi)
 
TÜRKÜLERLE YENİ YIL
 
Evet değerli okuyucularım, acılarla sıkıntılarla, zaman zamanda araya sıkışan neşelerimizle, bir yılı daha geride bırakıyoruz. Hoş gelir boş gelmez diyerek, taze hayallerle, beklediğimiz 2009 yılını karşılıyoruz. Bakalım türkülerimiz neler söylüyor. 
 
“Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı buna ilacı.
Baştabip geliyor, zehirden acı
Garip kaldım, yüreğim dert oldu”
 
Çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. Halen Fransa’da işçi olarak çalışır. Mehmet Soysal. Bu türküyü ne zaman birlikte dinlesek çocuklar gibi ağlardı. Bende bu türküyü dinlerken, sözlerin aralarında hep O’ nun ağlayan gözlerini görürüm. Zaten türküler değil midir bizi bizlere anlatan? Dertlerimizi neşelerimizi paylaştığımız, bir ekmek gibi yediğimiz, bir su gibi içtiğimiz türkülerimiz değil midir?
 
 Bir türkümüz bakın ne diyor bizlere.
 
“Gayrı dayanamam ben bu hasrete,
Ya beni de götür ya sende gitme.
Ateşin aşkına canım, yakma çıramı,
Ya beni de götür ya sende gitme”
 
Gurbetin acıları yakıyor yürekleri ve yakarken de, dumam duman bu türküler çıkıyor nefeslerimizden. Sonbahar yaprakları gibi, rüzgarlara kapılıp her birimiz bir köşeye savruluyoruz ve her yıl yüzlercemiz bu kaderi paylaşıyor. İşte şu türkümüz; bu dört bir yana savrulmaların nedeni nasıl anlatılıyor bizlere.
 
“Ekmeği mi çeken, yoksa suyu mu?
Öldürecek beni bu zalim Gurbet.
Unutturdu vatanımı yurdumu,
Öldürecek beni bu zalim Gurbet”
 
Ne zaman davul zurna sesi duysak dalar gözlerimiz gökyüzüne. Rüzgarlarla dans eden bulutlardan, resimler yaparız gözlerimizle. Çocuklaşırız, ilerleyen yaşımıza bakmaksızın. O an bulutlarda çocukluğumuzu yaşarken bir an irkilir çocuk olmadığımızın farkına varırız ve başlarız bulutlarla konuşmaya.
 
 
 
“Gidin bulutlar gidin
Yarime selam edin
Yarim uykuda ise
Uykusun haram edin”
 
Sonra turnalar görünür bulutlara doğru kanat vuran. Yüksek sesle çağırırız onları.
 
“Gitme turnam bizim elden
Dön gel allahın seversen
Ayrılık ölümden beter
Dön gel allahın seversen”
 
 Duyarlar mı duymazlar mı bilemem ama, uzaklaşıp giderler geldikleri gibi. Bir türkü daha söylemeye başlarız o an. Türküler susmaz, türküler anlatır gözlerimizdeki bakışları.
 
“Bir nefesçik söyleyim
Dinlemezsen neyleyim
Aşk deryasını boylayım
Ummana dalmaya geldim”
 
İşte türkülerimizle dalarız böyle hayalde olsa Ummanlara. Orada, demirden evlere rastlarız, türkülerdeki sevdalımızı ararız o  demir evlerde.

“Denizin dibinde Hatçam demirden evler
Ak gerdanın altında da çiftedir benler
O kınalı parmaklar da o beyaz eller
Yolcuyu yolundan eyleyen dilber
Dalga dalga dalga dalga dalgalanıyor
Hatçayı görenler sevdalanıyor”
 
Orada gördüğümüz sevdalı, memleketimizdir bizim. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, yedi bölgesiyle aşık olduğumuz memleketimiz. O demirden evlerde, özlem kokan gönül dostlarımız oturur. İşte, o gönül dostlarımızla 2009 yılını karşılamak için hazırlandık. Yazıma şiirimin ilk dörtlüğü ile başladım son iki dörtlüğümle sonlandırmak istiyorum.
 
Solgun neşeler büyütülürse sevgiyle,
Gözler verir baharda açan her güneşte.
Kırık umutlarını, yükle son cemreye,
Can bulan ağaç, dallansın nemli topraktan
 
Umutlar yeşerdi dal olup çiçek verdi,
Yedi bölgeden her rengi yüreğe serdi,
Geçen yıllara yükleyin, tasayı derdi,
Bu açan gonca güller, iki bin dokuzdan.

Yeni yılınız kutlu olsun. Yeni yılınız türkülerle dolsun. İncir ağacı ocağımıza değil, bahçelerimize dikilsin.
Nuri Gökgöz (Toprağın Sesi)

27 Aralık 2008  00:38:29 - Okuma: (1251)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik