Yazı

Yerli malı haftası üzerine
Yerli malı haftası üzerine 

Etem Kutsigil

Kutlanması gülünç hâle gelen bir hafta: Yerli Malı Haftası

Sayın Bekir Coşkun’un köşesinden aldığım ve Sayın Harun Yiğit’e ait olan bir taşlama ile bilgisayarıma gelen bir e-sunumu köşeme almamın yazdıklarımı daha da anlamlı kılacağına inanıyorum.
Saygılarımla
 
YERLİ MALI OSMAN
"Casio marka saat sesiyle
Gözlerini açtı Osman
Puffy yorganını fırlattı yana
Gülücükler saçtı Osman...
***
Adidas terlikle gitti çişine
Colgate macununu sürdü dişine
Clear şampuan döktü başına
Banyosuna geçti Osman...
***
Proteks sabunla yıkandı
Hugo Boss'la kurulanıp bakındı
Bill's gömleğe Joop kravat yakıştı
Lipton çayı içti Osman
***
Citizen kol saatini takındı
Gitmek için artık vakit yakındı
Karısına "çav" deyip yekindi
Hyundai'siyle kaçtı Osman...
***
Mega Center'daki ofisine yöneldi
Ağzına attı bir Polo şekeri
Blaupunkt radyoda rock müziği
Hafif bir dansla coştu Osman...
***
Sony PC'sini eğilip açtı
Microsoft Excel'e hızlıca geçti
Daving'den Nescafe'sini içti
Tadına hep şaştı Osman...
***
Arada koştu karısının siparişini
almaya
Sprite gazoz ile Johnson kolonya
Raflarda Persil ile Ace bulmaya
Market market koştu Osman...
***
Palmolive sabunu bulunca
Gala WC káğıdı alınca
Alışveriş arabası dolunca
Bonus kartla şişti Osman..."
Harun Yiğit,
............................
Bu taşlamadan sonra yazımmın daha anlamlı olduğuna inanıyorum. 
Olay, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit zamanında, yazar ve bestekâr Ahmet Rasim Beyin başından geçmiş.... Yazar, gazetesine yazdığı bir makalesinde “Dün Yortu günüydü. (*)
Beyoğlu’na dolaşmaya çıktım. Dükkânlar kapalı, kapalı, kapalı... Bir açık, muhallebici. Kapalı kapalı kapalı kapalı... Bir açık dükkân daha. Leblebici. Kapalı kapalı kapalı... Açık, kahveci.” diye yazar. Vurgulamak istediği şey, lüks ve pahalı malların satıldığı dükkânlar hristiyan azınlıkların, el emeği ve ufak tefek kârla çalışan diğerleri ise Türklerin dükkânlarıydı.
 Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda ekonomik durumumuz perişandı. Osmanlı döneminde halka ticaret yapmanın ayıp olduğu aşılanıyordu. Türkler ya çiftçidir, ya askerdir, ya memurdur, ya da örnekteki gibi ufak tefek zenaat erbabıdır. Fabrikalarımız yok denecek kadar azdı ve ürettikleri, Avrupa malları kadar kaliteli değildi.. Dışarıdan gelen mallar, yerli sanatkârların ve fabrikalarımızın ürettiklerini satamamasına sebep oluyordu. Bu yüzden yerli malların tüketilmesi ve yerli üreticilerin desteklenmesi gerekiyordu. Böylece onlar da kendilerini geliştirecekler, Avrupa ölçüsünde mallar üreteceklerdi.
İşte bu mecburiyetten dolayı “YERLİ MALI YURDUN MALI HER TÜRK ONU KULLAMALI” ve “VATANDAŞ YERLİ MALI KULLAN” sloganlarıyla bir kampanya başlatıldı.
O yıllarda tutumlu olmak, bir vatanseverlik göstergesiydi. Bizler ayakkabımızın altı delindiğinde defalarca pençe yaptırırdık. Elbisemiz solarsa ters yüz eder giymeye devam ederdik. Gömleklerimizin en çok yıpranan tarafı, yakaları ve manşetleri olduğundan, hazır dikilen bu gömleklere ek olarak, yedek yaka ve manşetler verilirdi. Fabrikaların ürettikleri belki kabaydı, fakat en çok önem verilen şey sağlamlığıydı. Yıllarca dayanmalıydı. SÜMERBANK halka en çok kundura, bez-basma ve çeşitli kumaşlar üretir tüccarlardan daha ucuza satardı. BUGÜN YABANCILARA BİR MİRASYEDİ TAVRIYLA, HARAÇ-MEZAT SATILAN ZENGİNLİKLERİMİZİN BİR ÇOĞU, O ZAMANKİ FEDAKÂRLIKLARIMIZIN GURUR DUYUĞUMUZ ESERLERİYDİ. Unutmamamız gereken şey, Türkiyemizin halâ kırılamayan yıllık kalkınma oranı, o yoksul yıllarımızda oldu.
Bu düşünceyi geliştirmek ve yeni yetişen kuşağa da aşılamak için, okullarımızda YERLİ MALI HAFTALARI uygulaması başlatıldı. Bu haftalar yıllarca gerçek bir sevinçle ve bir bayram havası içinde kutlandı.Turgut Özal’ın “Benim vatandaşım Avrupalıların tükettiği her şeyi tüketmeye lâyıktır” anlamına gelen sözleri, Avrupalıların Türkiye’yi 70 milyon kişilik “PAZAR” gözüyle görmesini tetikledi. İşler tersine döndü. Toplum, bir “tüketim çılgınlığına” özendirilip, ÜRETMEDEN TÜKETMEYE, birbiriyle (affınıza sığınarak yazıyorum) “sidik yarıştırmaya” şartlandırıldı.
Sonuç; Türkiye’nin bugüne kadar hiç görmediği ölçüde bir kredi kartı borçlusu toplum, ülkemiz yine hiç görmediği oranda bir “DIŞ TİCARET AÇIĞI” ülkesi oldu...
Şimdi gelelim bugüne; Geçenlerde bir ilköğretim öğrencisinin velisi, çocuğunun “Yerli Malı Haftası” için, okula dört mandalina, on kadar ceviz, bir portakal, bir avuç leblebi götürmek istediğini söylemiş. Kepazeliğe bakın. Marketler, supermarketler yabancı ülkelerin ürettiği gıdalarla tıklım tıklım... Yabancı ülkelerden gelen ayakkabılar, oyuncaklar, spor malzemeleri, giyim kuşam ürünleriyle dopdolu... Ve yok denmeyecek kadar da yerli ürünler... Ve okullarımızda kutlanan “Yerli malı Haftası” Tam Aziz Nesinlik bir uygulama. On beş yıl önce besin maddeleri yönünden kendimize yeten birkaç ülkeden birisiydik. Şimdi kendi tarımsal ürünlerimizi satamazken ve çiftçilerimiz günden güne fakirleşiyorken, büyük mağazalar dünyanın çeşitli yerlerinden gelen meyveler, baklagiller, jambonlar, çikolatalar, kedi-köpek mamaları vs. ile dolup taşıyor. Milâttan Öncesi gibi geliyor insana, on yıl kadar önceki “mercimek yeyin” kampanyası. Sıkı durun şimdi mercimek de, dışarıdan geliyor. Ve ne yazık ki, muhtemelen dışardan gelen bu ürünlerin çoğu, kimyalarıyla oynamış, yendiğinde kanser ve benzeri hastalıklara yakalanabileceğimiz ürünler olabileceği ihtimâli... Şimdiiiii !                                                                                                                    
GÜNÜMÜZDE YERLİ MALI HAFTASI KUTLAMAK GÜLÜNÇ MÜ DEĞİL Mİ? Karar sizin.
 
(*) Yortu: Hıristiyanların dini bayramlarının genel adı.
 
Sayın Bekir Coşkun’un köşesinden aldığım Sayın Harun Yiğit’in bir taşlamasını köşeme almadan edemedim.
 
AYNI KONUDA BİR ELEKTRONİK İLETİ GELDİ DÜN GECE.
AZİZ NESİN GÜLDÜRÜYÜ “AĞLAYAMADIĞIM İÇİN GÜLÜYORUM” DİYE TANIMLARMIŞ. HATIRLAYACAKSINIZ YAZMIŞTIM  
AŞAĞIYA ALDIĞIM e-İLETİYİ DİLERSENİZ GÜLEREK, DİLERSENİZ AĞALAYARAK OKUYUN. FAKAT MUTLAKA OKUYUN LÜTFEN 
 
Başbakan medya aracılığıyla açıklama yapmış;
"Krizden kurtulmak için yerli malı kullanın!"
* * *
Ben de dedim ki amenna, başbakanımız doğru söylemiş...
Başbakanı cepten arayıp tebrik edeyim dedim...
Meğerse Turkcell'in bir kısmına el koyup, Finliler'e Ruslar'a satmışlar...
***
Telsim'den arayayım dedim...
El koyup İngilizler'e satmışlar...
***
AVEA'dan arayayım dedim...
Lübnanlı'ya satmışlar...
***
Ev telefonundan arayayım dedim...
Araplar'a satmışlar...
***
E bari internetten e-posta yollayayım, maksat yerli malı kullanmak olsun...
O da Araplar'a gitmiş...
***
Ne diyelim....
Arab...
Sen bizi kurtar Ya Rab...
* * *
Bari dedim bineyim otomobile, başbakanın yanına gidip öyle tebrik edeyim...
***
Uzun yola çıkmadan önce araç muayenesi yaptırayım dedim...
Araç muayene işlerini Alman'a vermişler...
***
Sigortasını yaptırayım dedim...
Başak Sigorta'yı Fransa'ya vermişler...
***
Benzin alayım desem...
Zaten direk Irak'a dolaylı olarak ABD'ye gidecek param...
Ondan da vazgeçtim...
***
Madem dedim, başbakanı yerli malı kullanma sevdasından dolayı tebrik edemedik..
E bari gidip bir bankadan kredi çekeyim de yüzde yüz Türk sermayeli bir iş kurayım...
Maksat, başbakanın gözüne girmek...
***
TEB'e gittim, Fransızlar kapmış...
Deniz Bank'a gittim Danimarkalılar almış...
Oyak Bank'a gittim, Hollandalı oturuyor patron koltuğunda...
Finans Bank'ı da vermişiz Yunan'a...
Hani, Türk Bankası olduğu için Ziraat Bankası'nın Atina'da şube açmasına izin vermeyen Yunanistan...
Ama Allah'ı var sayın başbakanımızın, Garanti Bankası'nın hepsini değil sadece yarısını vermişiz Amerikalılar'a...
Valla tebrikler...
* * *
Dedim ki kendi kendime, bu da olmadı, en iyisi mi açayım bir radyoyu da kafamı dinleyeyim...
Açtım... Süper FM...
Kanadalı'ya satmışlar...
* * *
Valla nasıl olur bu iş dedim kendi kendime...
Ne var ne yok elin ecnebisi kapmış....
Cep delik tava delik... Nokta nokta nokta üstelik...
* * *
Hemen bir 70'lik rakı açtım büyüğünden... Hani Türk içkisi ya. O bakımdan.
Efkar dağıtmak için...
Onu da Amerikalılar'a satmışlar meğerse...
* * *
Bir tek kömür madenlerini satmamışlar...
Seçim zamanlarında işe yarıyor çünkü...
Demokraside devrim yaptık ya hani...
Kömür demokrasi düzenine geçirdik ülkemizi...
O bakımdan...
* * *
Hadi bakalım...
Durmak yok yola devam...


26 Aralık 2008  18:52:14 - Okuma: (779)  Yazdır




İstatistik