Yazı

Lugat-ı Tarihiyede Efes
Lugat-ı Tarihiyede Efes 

Ali Can

Öğrencilik yıllarını üniversite sıralarından daha çok sahaflarda geçirmiş biri olarak, çok sayıda Osmanlıca kitap edindim. Özellikle içeriğinde Efes, Selçuk(Ayasuluğ), Tire ve Kuşadası ile ilgili bilgiler bulunan Osmanlıca eserleri (öğrenci bütçesi çerçevesinde) toplamaya çalıştım.

Dokuz günlük bayram tatili de kitaplığımdaki Osmanlıca eserleri tekrar gözden geçirmem için iyi bir fırsat oldu.
Şimdilerde bu kitapların birçoğunu bulmak gerçekten “mesele” dir.  
Kitaplığıma ait, biri 1883 diğeri ise 1897 yılında basılan iki lugat, bu yazının konusunu oluşturmaktadır.
Biri, Divan-ı Muhasebat Azası Ahmet Rıfat Efendi’nin, 1883 yılında Mahmut Bey Matbaası’nda basılan ve Padişah II. Abdülhamid’e hediye ettiği Lugat-ı Tarihiyye ve Coğrafiyye’si diğeri ise Coğrafya Muallimi Kol Ağası Ali Cevad’ın, 1897 yılında yine Mahmut Bey Matbaası’nda basılan Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lugatı’dır.
Bu eserlerin ilçemiz tarihi açısından önemi ise her ikisinde de “Efes” maddesinin bulunmasıdır. Ayrıca Ali Cevad’ın eserinde ilçemize ait bir de fotoğraf bulunmaktadır.
 
(Ayasluğ veya Efes şehr-i kadimi harabesi)
Pek meşhur olan bu fotoğrafın çekildiği tarih, daha önce yayınlanan pek çok çalışmada  (bilimsel makale, katolog, takvim,broşür,sergi vs) 1902 olarak gösterilmiştir. Ancak bu fotoğraf, basım tarihi 1897 olan (ALİ CEVAD,Memalik-i Osmaniye’nin…) bir kitapta yer aldığına göre  1902’den önce çekilmiş olmalıdır.
 
Ahmet Rıfat Efendi’nin Lugatı’nda ise Efes maddesinin sonlarına doğru bir olaydan bahsedilmektedir. İlkçağ’da meydana gelen bu olay (her ne kadar çalışma alanımın çok dışında olsa da) bu lugatta geçtiği için dikkatimi çekti.
 
AHMET RIFAT EFENDİ’NİN KİTABINDAN… EFES MADDESİ…
Kısaca: (efes) İzmir ile aydın arasında… bir şehr-i kadimdir…(eski şehirdir) muahharen(sonradan) limanı sıglaştıgından yahud İzmir ve kuşadası taraflarına daha   ziyade ragbet hasıl olduğundan itibarı kalmamış idi…ahalisi kamilen etrafa dağıldı şimdi arazi-i haliye(boş arazi) hükmündedir…
 
Yukarıdaki metnin sonlarına doğru Ahmet Rıfat Efendi “Ayasuluğ Haydutluğu” diye bir olaydan bahsetmektedir. Kanaatimce metinde geçen olayın adı Efes Haydutluğu (Latrocinium Ephesinium) olmalıdır.
Daha önce de ifade ettiğim gibi bu alan benim çalışma alanım değildir. Ancak; Ahmet Rıfat Efendi’nin Lugatı’na aldığı bu olayı kısaca açıklamakta fayda olduğunu düşünüyorum. Elimdeki kaynaklara göre:Antakyalı Nestorius, Meryem’in “tanrı anası” değil, Hz. İsa’nın, yani bir insanın anası olduğunu kabul ediyordu. İskenderiye Başpiskoposu ise Meryem’in “tanrı anası” olduğunu iddia ediyordu. Efes’te Meryem Kilisesi’nde 431 de konsil toplandı. İskenderiye’lilerin “Meryem tanrı(nın) anasıdır” tezi galip geldi. Ancak, tartışma bitmedi. 18 yıl sonra Efes’te bir konsil daha toplandı ve İskenderiyeliler fikirlerini zorla kabul ettirdikleri için bu konsil tarihe Efes Haydutluğu olarak geçti.
Şüphesiz bu olayı çok ayrıntılı biçimde anlatan değerli araştırmacılar ve eserler mevcuttur. Ahmet Rıfat Efendi’nin Lugatı’na aldığı bu olayı biz de bu şekilde anmış olduk.
Bu konsilin ilçemiz tarihi açısından en önemli sonucu ise St. Jean ve Meryem Ana’nın burada öldükleri ve gömüldüklerinin tutanaklara geçmesidir.
Ahmet Rıfat Efendi’nin dediğine göre bu ifade yani Ayasuluğ(Efes) Haydutluğu o dönemde darb-ı mesel (meşhur söz, atasözü)  olmuştur. ALİ CAN-2008


19 Aralık 2008  01:27:45 - Okuma: (1310)  Yazdır




İstatistik