Yazı

6. spor şurası ve getirecekleri
6. spor şurası ve getirecekleri 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

Çin de yapılan 2008 yaz olimpiyatlarından sonra ülkemiz adına Olimpiyata katılan Sporcularımız aldıkları sonuçlar herkesçe çok tartışıldı bu nedenle Spordan sorumlu Devlet Bakanlığımız ve Gençlik Spor Genel Müdürlüğümüz Türk sporunun yeniden masaya yatırmak amacı ile 26-28 Kasım 2008 tarihleri arasında Ankara da 6. Spor şurasını yaptılar.

Şura’ya Spor bilimcileri, Spor hukukçuları, Spor medyası, Spor yöneticileri, Spor kulüpleri, Spor dernekleri, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün merkez teşkilatının farklı birimleri ve Gençlik ve spor müdürlüğünün taşra teşkilatı (81 ilin gençlik ve spor il müdürleri), ve daha sayamayacağım iki bin kişiye yakın insan davet edildi.
 
İlk gün açılış nedeniyle sise takılan ve inemeyen uçakların dışında hemen hemen herkes vardı şurada çoğu Türkiye’den, parmakla sayılacak kadarı da yurt dışından katıldı.
 
Futbolcu seçimi ve tercihi yapılırken %30 civarında sporcuların yurt dışından seçilmesine evet ama şura’ya davette ise sadece  % 0,1 gibi az kişi ile çok zayıf kalmıştır. Kısacası İsviçre’den 4 kişi ve Almanya’dan tek kişi yani ben katılma fırsatını buldum. İlgililere buradan davet için içten teşekkürlerimi sunuyorum
 
Bu şura sonucunda ülkemizde sporun farklı beş alanında bazı değişikliklerin yapılması ön görüldü ama ne var ki 1960 yıllarında yapılan ilk şurada da sözü edilen ve ülke sporuna yarar getirecek konular aynen bu günde tıpkı o günkü gibi tartışıldı.
 
Sırası ile;
 
  1. Spor teşkilatımızın yeniden yapılanması,
  2. Spor Hukuku,
  3. Spor kültürü ve Sporla Eğitim,
  4. Sporda Sağlık ve Sosyal Güvenlik ve
  5. Engellilerde Spor
 
Üst ana başlıklı maddeler 3 gün boyunca tartışıldı. Yeni yasal düzenlemeler getirilmeye çalışıldı. Ama bana göre çok eksik yönleri vardı! Neden mi? Daha önce her beş alanda da seçilen spor bilimcisi ve uzmanlar bir ön çalışma yaparak zaten her şeyi hazırlayıp gelmişlerdi, ilk günkü çalışmalardan sonra çalışmalara eklenen çok şey olmasına rağmen hala eksikliği vardı.
 
Şura’nın biz Avrupa da yaşayan Türkleri en çok ilgilendiren konusu bana göre; Yurt dışında yoğun olarak yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları yerlerde gençlik ve spor temsilciliklerinin kurulmasına dair kanun teklifinin kabul edilmiş olmasıdır.
 
Bu maddeye göre şayet yasallaşırsa, artık özellikle Almanya da yaşayan 3 milyona yakın Türk insanının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüzle ve dolayısı ile tüm Federasyonlarımızla daha sıkı bir işbirliği içerisine girecek ve Türkiye ile daha sağlıklı iletişimler sağlanacaktır. Bunu tüm vatandaşlarımla paylaşmak isterim.
 
Ülkemizdeki Spor politikamız aslında öylesine çok kolay bir şekilde zirveye taşınabilir ki uygulamalardaki yanlışlıklar ve ilgili alanla yeterli bilgisi olmayanlarla yönetilmesi sayesinde bir türlü yerine oturmamıştır. Kısacası Sporumuzun belirgin bir politikasının zapılandırılması yerine sporu ve sporcuyu politikalarda kullanmak daha kolay geliyor sanırım.
 
Dünyada böylesine bir genç nüfusa sahip çok az ülke olmasına rağmen bu potansiyeli tam anlamı ile kullanamıyoruz şayet zaman kaybetmeden, Türkiye genelinde yetenek ve zeka taramasını gerçekleştirebilirsek ve boşta gezen iş bulamayan Beden Eğitimi ve Spor okulları mezunlar ordusunu bu amaca hizmet doğrultusunda eğitebilsek, ülkemizi 2020 yılı olimpiyatlarına her dalda yeteri kadar Avrupa ve dünya çapında sporcu yetiştirmede hayli yol kat edeceğimize inanıyorum oldukça kolay olduğunu düşünüyorum.
 
Herhangi bir suçlu aramıyorum ama kendimizi Avrupa da yaşayan bilim adamlarından ve spor adamlarından uzak tuttuğunuzu hatırlatmak isterim. Çünkü bu gün Avrupa da yaşayan Türk insanının dolayısı ile gençlerimizin her türlü olanağı var sadece eksiklikleri, onların Türkiye bağlantılarının yeterli düzeyde bu güne kadar sağlanmamış olmasıdır, bu alanda uzun yıllar çalışmalar yapan birçok arkadaşımızdan yararlanma yolları araştırılmalıdır.
 
Sonuç olarak; şura’ya katılan katılımcıların çoğu, genel anlamda kendi çalışma alanlarını bir tarafa bırakarak başka alanlarda yoğunlaştıklarını izledim, Kısacası;
 
  1. Spor Bilimcileri Bilimsel araştırmaları bırakmış federasyon işlerine ve yönetim işleri ile uğraştıklarını,
  2. Yöneticilerin kendi işlerini bırakıp Bilimsel çalışmalar başlattıklarına şahit oldum,
  3. Federasyon Başkanlarının her ne olursa olsun sadece ve sadece seçim kazanma savaşında bulunduklarını gördüm,
  4. Saygı değer bazı Valilerimizin spora yakınlıkları sevindiricidir sporla ağırlıklı ilgilendiklerini hep birlikte izledik inanın ülkemizdeki birçok spor bilim adamından daha eğitimli olduklarına şahit oldum, bu çok güzel bir gelişmedir,
  5. Ama yerel yönetimlerden hiç kimse yoktu diyebilirim! Söz konusu futbol olunca da hepsinin birer profesyonel takımlarının olduğunu ve bu kulüplerin bünyesinde bulunan futbolculara bu ülkenin paralarını savurganlıkla kullandıklarını da biliyoruz,
  6. Spor kulüplerimizin ünlü başkanlarının ve Federasyon başkanlarının çok azı şuraya katılarak yerlerini almışlar ama çok azı görüş belirtmeden geri dönerek hiç katkı koymamışlardır, hele hele Kulüpler birliği başkanı Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı sazın Aziz Yıldırım beyefendinin hiç bir katkı koymadan dönmesi! Benim için çok düşündürücü idi!
  7. Spor bilimiyle ilgili, ilgili üniversite ve müdürlerinin spor bilimine ilişkin hiçbir önemli çalışmayı buraya getirmediğini ve yeniden yapılanmayla ilgili pek katkı koymadıklarını gördüm,
  8. Spor kulüplerinin standart hale getirilmesi bir yana gerek kulüplerdeki branşların yetersizliği ve gerekse lisanlı sporcu sayılarının azlığı çok üzücü bir düzeydedir,
  9. Ülke düzeyinde faaliyet gösteren kulüp ve sporcu sayısının ülke nüfusuna göre çok alt düzeyde olduğunu gözlemledim ve Almanya da ki örneği karşılaştırınca ülkemizde sporun adeta olmadığı gibi bir kaygıya kapıldım,
  10. Özellikle Temel okullarda yani ilkokullarda beden eğitimi ve spor ders saatlerinin artırılması ve bu derslerin sınıf öğretmenleri yerine daha iyi eğitilmiş beden eğitimi öğretmenleri tarafından verilmesi ve üzerinde hassasiyetle durulması gereğini bir kez daha hatırladım.
 
Hani ağaç yaşken eğilirdi! Kim bilir belki bir kaç yıl sonra bu sorunlarımızı çözmüş olacağız ve yahut daha çok şuralar yaparız gibi geliyor bana. Son söz olarak ta saygı değer Bakanımızın, Sayın Başesğioglu’nun spora olan ilgisi, yakınlığı ve çabası beni en çok mutlu eden olaydı. Ama işi yürüten insanların yetersizliğini nereden bilebilsin ki!
 
En içten saygılarımla
Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

1 Aralık 2008  21:52:03 - Okuma: (1505)  Yazdır




İstatistik