Yazı

Çanakkale Ruhunu Hissetmek –III-
Çanakkale Ruhunu Hissetmek –III- 

Ümran Songun

Gelibolu muharebeleri, yaşanışı, kahramanları ve gündelik siper hayatıyla hem çok kanlı hem de çok renkli bir dizi olaya sahne oldu.

Gerek Türk tarafı gerekse Müttefik kuvvetler açısından benzersiz biçimler ve unutulmaz hatıralar yaratan bu muharebeler, insani ve milli duyguların en üst düzeye çıktığı olağanüstü bir dönem olarak tarihe yazıldı. Süngüye göğüs gerildi, kurşuna kafa atıldı...
      Bir devrin battığı yer...
      20. yüzyılın en büyük kara savaşlarından biri burada, Gelibolu Yarımadası’nda yaşandı. Dokuz ay boyunca, bu topraklarda tam bir milyon asker savaştı. Türklerden 250 bin, müttefiklerdense 284 bin şehit verildi. Burası aynı zamanda Mustafa Kemal’in Arı burnu- Ana Fartalar cephesinde kazandığı kesin zaferle tarih sahnesine çıktığı yer oldu.
     İlk çıkartmanın yapıldığı yerde günlerce direnen 20 kişilik vatan evladının kahramanlık destanını hangi şiir veya yazı anlatabilir.
     Çanakkale muharebeleri sırasında şehit düşenlerin gerçek mezarlarını bulabilmek çok güç. Pek az Mehmetçiğin gerçek mezarı var. Ama asıl vahimi, çoğunluğunun isimlerinin bile yazılı olmayışı. Mezarlara yazılan isimlerde kayıplar arasından tesadüfü şekilde seçildi. Onların her biri her bir yandan kopup geldiler; Bursa’dan, Antep’ ten, Tunceli’ den, Nusaybin’den, Saraybosna’dan, Aydın’dan, Kars’dan...
      Seyit Onbaşı gibi pek çok kahraman canla başla savaştı. Nice türküler yazıldı Çanakkale için “ Ölmeden toprağa koydular beni...” bu türkünün hikâyesi de şöyledir. Müttefik gemilerinin top atışından sonra toprak altında kalan siperlerden birinde iki subay birbirine sarılmış halde bulunur. Bu subayların ölmeden önce bir birbirleri ile boğuştukları tahmin edilmektedir. Bu subaylardan birisi Erzincanlı üsteğmen Mustafa Asım, diğeri ise İngiliz Kolordusundan L.J Woilers’e ait olduğu künyelerinden saptanmıştır.
     Çanakkale Savaşı sürerken boğaz tabyalarında görev yapan mahir bir topçu onbaşısı Müstecip, 30 Ekim 1915’te Nara Burnu yakınlarında bulunan 1318 tonluk Fransız denizaltsı Turquoise’ i vurdu ve onu saf dışı bıraktı. Daha sonra İstanbul’ a götürülen denizaltına Müstecip Onbaşı’nın ismi verildi. Orduda ve kamuoyunda büyük moral yaratan bu olay, denizaltı ile beraber ele geçirilen belgeler sayesinde bir başka müttefik gemisinin de yeri tespit edilerek batırılmasıyla iyiden iyiye önem kazandı. O sıralar müttefik denizaltları Marmara Denizi’nde ve İstanbul kıyılarında terör estiriyordu.
      Karada Türk istihkâmları beklenen saldırıya hazırlanırken, Müttefik donanması da boş durmuyordu. Üç günde İstanbul’u almayı planlayan müttefikler boğazın akıntılarını inceliyorlar, mayınlara takılmadan Marmara’yı geçmenin hesaplarını yapıyorlardı. Müttefik donanma komutanı amiral Carden hemen bir denizaltı ile deneme yapılmasını emretti. Bu emir müttefiklere savaşın ilk başarısını getirecekti.
       İngiliz denizaltı B-11 Sarısığlar önlerine geldiğinde denizaltı da heyecan doruktaydı. Çünkü karşılarında Osmanlı donanmasının en yaşlı Mesudiye, sabit bir batarya olarak demirlemişti. B-11’in Avustralyalı komutanı ateş emrini verdi. Ters dönen Mesudiye’nin direkleri 15 metre derinlikte kumlara çakıldı. Karinası suyun üzerinde kaldı. 13 aralık 1914 de batırılan Mesudiye 34 Türk denizcisini de beraberinde götürdü. Kurtarma sırasında gemiden sökülen toplarla oluşan Mesudiye bataryası savaş boyunca Çanakkale savunmasında önemli rol oynamıştır.
      18 Mart 1915’teki büyük saldırıdan bir gece önce, Çanakkale Boğazı ağzına yakın Erenköy Koyu’na 26 adet mayın döşendi. Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey komutasındaki geminin döşediği bu mayınlar, 18 Mart zaferini sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Bu yokluk döneminde bu mayınlar nasıl ve nereden gelmişti. İngilizlerin Marmaris koyunun önüne döşedikleri mayınları bir çoban görünce kolluk kuvvetlerine haber verir ve onlarda bu durumdan İstanbul’u haberdar eder. Ve gönderilen dört görevli bu mayınları bir gecede Çanakkale’ye götürür. Bu arada tamir edilen bir Türk uçağı keşif yaparken Müttefiklerin Çanakkale’deki mayınları temizlediklerini görür. Marmaris’ten getirilen 26 mayın 17 Mart gecesi tekrar boğaza döşenir. Bu arada boğazın temiz olduğundan emin olan İngiliz ve Fransız donanmaları boğaza girer, mayınlara çarpan pek çok gemi sulara gömülür ve bir kısmı da ağır hasar görür.  
Devam edecek...

24 Kasım 2008  01:44:07 - Okuma: (2008)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik