Yazı

Durmak Yok Yola Devam
Durmak Yok Yola Devam 

Özcan Nevres

Önce Sayın Baykal’ın CHP si nereye gidiyor diye sormak mı gerekir bilemiyorum?

Televizyon haberlerinde çok onurlu bir iş yapıyormuş gibi türbanlı ve çarşaflı kadınlara rozet takışını esefle izledim. Yıllardır oy kaygısıyla Atatürk ilkelerinden ödün vermesine rağmen bir türlü iktidar olamayan CHP yöneticileri nedense ben nerede yanlış yapıyorum diye düşünmeyi akıl edemiyorlar. Ağaların ve elitlerin partisi olmayı sürdürmekle iktidar olamayacaklarını bir türlü algılayamıyorlar. Seçimlerde başarılı olmak için en gerekli olan halkın ayağına gitmek ve halkın isteklerini dinlemek ve her konuyu açıkça tartışmak gerekir. Buna bir de hitabet yeteneğini eklemek gerekir. Elli yıllık politik hayatımda mizah gibi politika yapan nice politikacılar gördüm. Nedeni ise partisinin propagandasını yapacağı yerlere giderken gittiği yerlerdeki insanların beklentilerinin ne olduğunu bilmemeleridir. Örneğin geçimi pamukçuluk olan bir köye gittiğinden pamukçuluktan değil, işçi haklarından, işçilerin nasıl ezildiklerinden ve onları ezilmekten nasıl kurtaracağını anlatırken lastik gibi uzatır da uzatır. Oysa o pamukçular her hasat mevsiminde işçi çalıştırmanın büyük sıkıntılarını yaşarlar. Pamuk hasatı günlerinde büyük işçi sıkıntısı çekerler. İşçiler de bunu bildiklerinden on yaşındaki çocuğunu bile tam yöğmiye almak şartıyla işe getirir. Pamukçu itiraz edemez. Zira ederse işçilerin birçoğunun ertesi gün başka bir pamukçunun işine gideceklerini çok iyi bilirler. Bu durum o uzun konuşmayı yapan ve dinleyenleri bıktıran politikacı için fiyaskodur. Bir başka köyde hayvancılık ve bağcılık vardır. Politikacımız bunu öğrenme gereği duymadığından pamukçuluktan uzun uzun söz eder. Bizim insanımız dinler ama içinden de bana ne senin pamukçuluğundan diye geçirir ama bunu dışa vurmaz. Politikacı konuşur konuşur ve sonra da ben konuştum siz lütfedip dinlediniz. Şimdi siz konuşun ben dinleyeyim deme gereğini duymaz. Zira çarıklı erkânın kendisini mat edeceğini bilir ve bundan korkar.
Siyasi partiler çok partili hayata geçildiğinden bu yana hep aynı çizgide ilerlemişlerdir. Din ve merhamet istismarcılığıyla. Halkı gerçekleşme olasılığı olmayan vaatlerle kandırırlar ve oylarını alırlar. Bu durumdan ise en büyük zararı demokrasimiz ve insanlarımız çekmişlerdir. İşte o kafalar aydınlanmanın ve çağdaşlaşmanın öncüsü olması için kurulmuş olan köy enstitülerini, halk evlerini kapattırmışlardır. Oysa işe göre adam yetiştirmenin öncülüğünü ve uygulayıcılığını yapmıştı köy enstitüleri. Yetiştirmiş olduğu öğretmenler ve eğitmenlerin görevi yalnızca okuma yazma öğretmek değildi. Aynı zamanda tayin edildikleri köylerin sağlık memurları, tarım teknisyenleri, marangozları ve duvar ustalarıydı. Daha doğrusu köylülerin her dalda yol göstericileriydiler. Ne yazık ki dünyada hayranlık yaratan bu eğitim sistemi politikacıların çıkarları yüzünden heder edilmişti. Zira politikacı için insanların bilinçlenmesi değil sürü gibi güdülebilinmesi önemliydi.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının kurmuş olduğu cumhuriyetin ilk yıllarında eğitimde, demiryolu yapımında ve sanayide dev adımlar atılmıştı. Nice dev fabrikalar kurulmuştu. Ta ki Atatürk’ün aramızdan ayrılmasına kadar. Atamızın zamansız ölümü bu dev hamlelerin durmasına neden olmuştu. Fabrikaların halk yararına işletilmesi için Kamu İşletmeleri Teşkilatları kurulmuştu. Buna da kısaca KİT denilmişti. Yatırımların durmasıyla işsizlik de artmıştı. Buna umar olarak da KİT lere baskı yapılmış adama göre iş olanakları sağlanmıştı. Bu nedenle de KİT ler işe yaramayan sözde işçilerle doldurulmuştu. Kadroları şişirilen kuruluşlar sürekli zarar etmeye başladılar. Bu açığı da devlet para basarak kapatmaya çalışmıştı. Ne yazık ki siyasiler ellerini KİT lerden çekmedikleri için durum içinden çıkılmaz bir durum aldı. Bunun üzerine devletin sırtına kambur olan bu KİT leri satalım dediler. Ne yazık ki CHP nin kurmuş olduğu bu kurumların satılmasına CHP gereken direnci göstermedi. Onları satmayalım. İyileştirelim diyemediler. O dev tesisler çekirdek nohut parasına özelleştirildi. Özelleştirmede tesislerin işletilmesi ve işçi, çıkarılmaması şartı vardı ama bunu uygulayan olmadı. Fabrikalar beton yığınları uğruna kapatıldı ve işçileri sokağa atıldı. Bu oluşumun en acı tarafı o büyük tesisleri tekrar kurma gibi bir şansın olmamasıdır. KİT ler satıldıktan sonra ekonomi çökmüş ve sıcak paraya muhtaç bir duruma düşürülmüştür. Sıcak para yatırıma uygun olmadığı için yatırım yapılamamakta ve işsizlik çığ gibi büyümektedir.
Geri kalmış ülkeler ilerlemesi ve zenginleşmesi için çok önemli iki faktör vardır. Eğitim ve üretim. Bu iki faktörde başarılı olunmazsa kalkınma hayal olur. Ne yazık ki bu konuda hiçbir siyasi partinin programı yoktur.
Hiçbir partinin gündeminde kara çarşaf ve türban olmamalıdır. Olması gereken eğitim ve üretimdir. Çağdaşlaşmadır. Bu konuda en büyük görev CHP ye düşmektedir ama….oy, oy anam oy. Oy uğruna çiğ tavuk bile yenir. Böyle bir durumda siyasi partilerden ne beklenir.
Özcan Nevres
www.ozcannevres.com

22 Kasım 2008  09:24:21 - Okuma: (617)  Yazdır




İstatistik