Yazı

Değerli Okurlarım,
Değerli Okurlarım, 

Özcan Nevres

Hepiniz mirasyedi görmüşsünüzdür.

Hani şu babadan kalma malları kumarda, hovardalıkta kısa zamanda tüketen mirasyedileri. Sonları hep sürünmek olur. AKP aldığı mirasların neredeyse tümünü tüketti. Koskoca ülkede satacak hiç bir şeyi kalmadı. Nasıl ki mirasyedilerin sahte dostları terk edip giderlerse AKP için de aynı kural geçerlidir. Hey vatandaş! Satacak hiç bir şey kalmadı. Bunlardan daha ne bekliyorsunuz? Herkes yerli yerine dediler mi AKP barajı çok zor aşar. Bunca satılanlardan sonra o paralarla ne yaptılar? Fabrikalar mı? Tarımı mı kalkındırdılar? Yoksa hayvancılığı mı geliştirdiler? Pancar ekicileri ne durumda? Tüm bunlara rağmen barajı aşabilirlerse ne mutlu onlara. En azından tesellileri barajı aşmak olur.
AKP uyguladığı sakat ekonomi yüzünden işsiz kalmalarına neden olduğu insanlardan birkaç poşet yiyecek ve üç beş torba kömür ile kandırıp oy alabileceğini sanıyor. İki gün önce sağlık ocağına gittiğimde sağlık ocağı ile karşı karşıya olan Sevgi(siz) Pınarından türbanlı bir bayan ile genç bir erkek ellerinde poşetlerle çıktılar. Belli ki bu aldıkları yardımın utancı içindeydiler ki kimsenin yüzüne dahi bakmadan koşarcasına merdivenlerden inip gözden kayboldular. İçlerinden mutlaka bizi bu yardıma muhtaç duruma düşürenler utansınlar diyorlardı.
On yedi, on sekiz ve on dokuz mayıs günleri Silivri de Kültür ve Sanat Festivali yapılıyor. Geleneksel hale getirilmiş olan yoğurt festivalinin yapılıp yapılmayacağı henüz belli değil. Silivri’de henüz kazılmadık tek yer deniz kenarındaki araçlara kapalı olan yol. Orası da Boğluca deresinin boğucu kokusu yüzünden nefes almayı dahi zorlaştıran bir yer. Sanat ve kültür için değil de festival olduğu için insanlar, dışarıdan gelenlerle o caddeyi ve geniş alanı dolduracaklar. Bir iki Arabeskçi ve türkücü festivalde yerini aldı mı deymeyin insanlarımızın keyfine. Kültür ve sanat mı? O da nesi? Neyin kültürü, neyin sanatı? Önemli olan eğlence.
Bir yerel gazetede verilen habere göre Enver Paşa köşkü olarak bilinen ahşap binanın restore edilmesine başlanmış. Bu habere ne kadar sevindiğimi anlatamam. O binaya köşk diyorlar ama ben yalı demekte ısrarlıyım. Zira o bina denize sıfır bir noktadaydı. Zamanla önündeki olabildiğince sığ olan deniz dolmuş, E-5 karayolu önünden geçirilirken daha da dolgu yapılmış. Çevreciler henüz bu kadar etkili değilken şimdiki o boş geniş alan doldurularak ahşap binanın denizden daha da uzaklaşmasına neden olmuşlar.
Ahşap binanın tinerciler tarafından üst tarafı yakıldığında ve panjurlarının yakacak olarak sökülüp çalınmasına karşı Manşet gazetesine defalarca haber yaptım ve binanın korunması gerektiğini yazdım. Binanın eski konumuna uygun olarak yeniden denize sıfır bir noktada inşa edileceğini ve bu yüzden yağmalanmasında her hangi bir sakınca olmadığını söylediler. Ortada büyük bir tutarsızlık vardı. Zira bir ihale yapılmış ve bir firma restorasyon işini üstlenmişti. Etrafını demir perdelerle çevirmiş ve binanın korunması için de bir bekçi tutulmuştu. Daha sonra ihaleyi alan firmaya ödeme yapılmayınca firma demir perdeleri alıp götürmüş ve bina yine korumasız kalmıştı. Bekçi ise vaat edilen aylığı bile alamamıştı.
Aylar sonra binanın aslına uygun olarak restore edilmesi için yeni bir anlaşma yapılmış. İşi alan firmanın mimarı bana İnternet’ten ulaşmıştı. Çok acı bir gerçeği dile getirmişti. “Ben o binanın restore çalışmalarında görevli mimarım. Binayı aslına uygun restore edebilmemiz için bize yanmadan önceki durumunu gösteren resmi gerekiyor. Ne belediyede ne de kaymakamlıkta bulamadım. İnternet’te yaptığım bir araştırmada sizin tarihi eserlere karşı duyarlı biri olduğunuzu gördüm. Sizde bu binanın yanmadan önceki haliyle çekilmiş bir resmi var ise ve bana gönderirseniz çok memnun olurum” demişti. Evet, resim bende vardı ve hemen vermiş olduğu mail adresine gönderdim. Resmi net olarak aldığını bildirdi ve teşekkür etti. Ya o resim bende olmasaydı diye düşündüğümde irkiliyorum. Bu güzel ülkenin insanları nasıl oluyor da tarihi ve görsel değeri olan değerlerine sahip çıkmıyor. İşte bunu anlamak olası değil.
Festival düzenlemek güzel de restore edileceği günü beklerken yıkılıp yok olacak olan binalar ne olacak? Silivri’de kaç bina tarihi değeri ve örnek mimarisi nedeniyle restore edilmeyi bekliyor? İşte bunun yanıtını vermek çok zor.
Özcan Nevres 


17 Mayıs 2007  23:30:58 - Okuma: (652)  Yazdır




İstatistik