Yazı

“Kemal” adını veren benim
“Kemal” adını veren benim 

Ali Can

Merhaba Ayşe, merhaba Mehmet, merhaba adını bilmediğim sarı saçlı kız.

Çocuklarım merhaba… Acınızı acım, mutluluğunuzu mutluluğum bilmeye, gözyaşlarınızı ellerimle silmeye geldim. MERHABA…
 
         1948 yılının Eylül’ünde eğitim ordusuna bir nefer daha katılıyordu. Yakup Ziya TAN…
         1928’de Burgaz (Gökçealan) Köyü’nde doğmuştur. Altı çocuklu fakir bir ailenin üyesidir.
Eğitim aşığı bir babanın tazyikiyle, Kızılçullu Köy Enstitüsü’nden mezun olur. Artık öğretmendir.
         Kuşadası Kirazlı Köyü İlkokulu, Acarlar Köyü İlkokulu, Gökçealan Köyü İlkokulu, Kuşadası Mahmut Esat Bozkurt İlkokulu’nda çalışır.
30 yıl öğretmenlik yapar.
Resmi bayram kutlamaları çok özel günlerdir Yakup Öğretmen için. Böyle günlerde duygu sağanağı yaşamaktadır.  Ve her kutlamada babasını da anmaktadır. Hem de gözyaşları sel olana dek…
YAKUP ZİYA TAN
1928-1996
 
Acaba babası kimdi?          
Yakup Ziya TAN hakkında anlatılanları uzun uzun dinledikten sonra babasını araştırma gayesiyle harekete geçtim. (bana büyük bir sabırla, bildiklerini tekrar tekrar anlatan ve kamera kaydı yaparken değme aktörlere taş çıkartan, çevredekileri gülme krizlerine sokan, Acarlar Köyü’nün, Gökçealan Köyü’nün ve Kirazlı Köyü’nün “ihtiyar delikanlılarına” minnettarım.)
 Değerli okur, hikâyenin bundan sonraki kısmına inanmamak serbesttir.
         II. Abdülhamid’in Osmanlı tahtında son yıllarıdır -saltanatı (1876-1909)-
O yıllarda, bir delikanlı Burgaz(Gökçealan) Köyü’nden askere gider. Ama ne gidiş…20 yıl sürecek, bir uzun bekleyiştir onun ki. Yusufoğlu Ahmet veya arkadaşlarının tabiriyle Berber Ahmet’ den başkası değildir bu. (Öğretmen Yakup Ziya TAN’ın babası)
1301 ( miladi 1885) Burgaz (Gökçealan) doğumludur. 6 yılı Balkanlarda olmak üzere 20 yıl askerlik yapmıştır. Keskin kılıcın üzerinde durmaya çalıştığımız “felaket yıllarında” askerdir. Balkan Savaşları’ndan gazi olarak çıkar. Ancak, I. Dünya Savaşı patlak vermiştir. (1914-1918) İtilaf ve ittifak devletleri safları sıklaştırırken, Yusufoğlu Ahmet Basra’da bir Osmanlı neferidir. Basra’da İngilizlere esir düşer. Binlerce Mehmetçik ile birlikte Birmanya’ya (Burma) gönderilir.(esaretine dair belgeler elimdedir.).
30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’ne kadar sürecek bir esaret dönemi başlar Yusufoğlu Ahmet için.
 
Yusufoğlu Ahmet (Berber Ahmet) Birmanya’da Esir Kampında(1917)
ŞİRİNCELİ YAŞAR ADIYAMAN ALBÜMÜNDEN
(Bu kişinin Yusufoğlu Ahmet olduğu tarafımdan tespit edilmiş ve bu tespit, hayatta olan çocukları tarafından doğrulanmıştır.)
 
30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından maceralı bir yolculukla Burgaz’a(Gökçealan)döner.  Daha sonra, Kurtuluş savaşı yıllarında çıkar karşımıza. Sakarya Savaşı’nda Yunan Ordusu’nu perişan eden Kahraman Türk Ordusu’nun, mağrur ve madalyalı bir neferidir. Nice savaşlara girmişti. Kaç kez yaralanmıştı, kaç kez kan içinde kalmıştı naif bedeni belli değildi. Ancak vatanlaştırdığı topraklar için şehadet şerbetini içmeye hazırdı.
Kurtuluş Savaşı’nın ardından Burgaz’a(Gökçealan) döner.  Çınarlı Köyü’nden Karaahmetlerin Emine ile evlenir ve altı çocuğu olur, çocuklarından biri Yakup Ziya TAN’dır.
Yusufoğlu Ahmet (soyadı yasası çıktığında TAN soyadını almıştır) cumhuriyete giden zor yılları yaşadığı için, çocuklarına cumhuriyet değerlerini aktarma konusunda çok titiz davranır.
Büyük oğlu Mehmet Nuri TAN anlatıyor (1926-Gökçealan doğumlu):
 
Yusufoğlu Ahmet’e ait Balkan Savaşı Tezkeresi
Kızı Lütfiye ÖZER’den alınarak tarafımdan okunmuştur.
 
“Babam eğitime çok önem verirdi. Biz düşmanı kovduk. Ancak en büyük düşman cehalettir. Siz de cehaleti kovacaksınız derdi.” İngilizlerden çok eziyet görmüş olmasına rağmen çocuklarını daha o yıllarda, İngilizceyi  öğrenmeleri için teşvik etmiştir. Yakup Ziya TAN öğretmen olduğunda, zafer kazanmış bir komutan kadar gururludur Yusufoğlu Ahmet (TAN) Çocuklarının hepsi onun izinde yürür, özellikle de Yakup Ziya TAN.
Seni, artık çok iyi anlıyorum Yakup Ziya Öğretmenim.  Şimdi, eski kağıtlara düşülmüş bir not, ibret vesikası olarak önümde duruyor: “Bir sabah, şafak vakti aydınlanır vatan toprağı ve şanlı bir kumandanla kucaklaşır memleket .  O   şanlı kumandana “Kemal” adını veren benim.   Evet bildiniz! ben bir öğretmenim.”
ALİ CAN-2008
Öğretmenler günü kutlu olsun.


19 Kasım 2008  19:09:38 - Okuma: (1797)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik