Yazı

Manisalı Çiftçiler Ankara’da
Manisalı Çiftçiler Ankara’da 

Özcan Nevres

Büyük Millet Meclisi eski başkanı Bülent Arınç AKP nin Turgutlu ilçe kongresinde halini anlatmak için söz alan çiftçiye hakarete varan sözler söyledi.

Bey efendi salonun tam dolu olmadığını gördüğünde sinirleri çok bozulmuş da….. Sayın Arınç siz insanların ne demesini istiyorsunuz. Gelişmekte olan ülkeler sıralamasında on yedinci iken yirmi yedinci sıraya düşmesinden büyük mutluluk duyduklarını mı? İnsanlar bu yalanı nasıl söyleyebilirler? Sayın Arınç’ın çiftçi kardeşimize yapmış olduğu hakaretin ucu haliyle bütün çiftçilerimize dokunduğundan soluğu Ankara’da aldılar. Beraberlerinde getirdikleri kendi elleriyle yetiştirdikleri sebzeleri meclisin önüne attılar. Böylesine tepki göstermekte yerden göğe kadar haklıydılar. Zira ürettiklerini satamıyorlar. Satsalar da emeklerinin karşılığını alamıyorlar.
Piyasada arz ve talep diye bir kural vardır. Üretilen ne olursa olsun o üretilene talep yetersizse üretilen az satılır veya hiç satılmaz. Satılmayanlar ise üretenlerin zarar hanesine yazılır. Arza karşı talebi yok eden ise genelde ürünün pahalı oluşudur. Örneğin bu yıl tüketici aşırı fiyatı yüzünden doya doya karpuz yiyemedi. Karpuz yetiştiricilerinin yetiştirdikleri ürünlerinin ellerinde kalmasının birinci nedeni mazotun pahalı olması yüzünden artan nakliye fiyatlarıdır. İkincisi ise malı pazarlayanların aç gözlü olmalarıdır. Az kara kanaat getirmemeleridir. Karpuz bolluğunun yaşandığı günlerde Menemen’de idim. Sapı yeşil ve cam gibi parlayan sağlıklı karpuzun kilosu yirmi beş kuruştu. Silivri’de ise sapı kurumuş, bayatlıktan rengi bozulmuş,, hatta yumuşamış karpuzların fiyatı mağazasına göre kırk dokuz kuruş ile atmış dokuz kuruş arasında değişiyordu. Bu fiyatlarla dar gelirlilerin karpuz almaları olası mı? Alamadıkları için de karpuzlar mağazalarda bayatlıyor ve sağlığa yararlı hiçbir şeyi kalmıyor. Mağaza satamadığı karpuzların yerine yeniden karpuz alır mı? Bu yalnızca karpuz için değil, tüm ürünler için de geçerlidir. Mazottaki fiyat artışı hem üreticiyi kötü vurdu. Hem de ürettiklerini. Elbet de hukukçu olan Sayın Arınç’tan tarımdan anlıyor olması beklenemez. Bu durumda bu çiftçi neden böyle feryat ediyor diye söylediklerini dikkatle dinlemesi ve doğruluk payını araştırması gerekirdi. Çiftçiyi salondan attırmaması veya atılmasına göz yummaması gerekirdi. Mazot fiyatı güneş gibi çiftçinin çarığını yakmış. Çarık da çiftçinin ayağını. Bu insanlar feryat etmesinler de ne yapsınlar?
Şu işe bakın. Ana kız bir evin kapısını paravana ile açıp evde çalınacak nesneler ararlarken ev sahibi uyanmış. Ev sahibinin bağırmasıyla kaçmışlar. Eşkâl üzerine kısa zamanda yakalanmışlar. Nasıl yakalanmasınlar ki? Kadın on yedi, kızı da on üç kez hırsızlıktan sabıkalı. Akla şu soru geliyor. Bu ana kız bunca hırsızlıkların karşısında ne kadar ceza almışlardır? İşte bu bilinmiyor. Eğer hak ettikleri kadar ceza almış olsalardı ya içerde olurlardı. Ya da bir daha hırsızlık yapmaya cesaret edemezlerdi.
Günün konusu Mir Dengir Mehmet Fırat ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki düelloydu. Düellonun hakemi ise Uğur Dündar. Düello saatinde Zonguldak’tan İstanbul’a dönüyorduk. Bu nedenle düelloyu izlemediysem de haberlerden ve İnternet’ten bir hayli bilgi aldım. Anladığım kadarıyla Mir Dengir Mehmet Fırat’ı zor durumlarında Uğur Dündar bir hayli kollamış. AKP yandaşı gazete ve televizyonların Fırat’a verdikleri destek pek fazla etkili olmamış. Zira yapılan ankette Kılıçdaroğlu’na yüzde yetmiş dokuz, Fırat’a ise yüzde yirmi bir destekleyici çıkmış. Bu da geçtiğimiz seçimde şaibeli de olsa AKP nin aldığı yüzde kırk yedi oyun gerilediğini ve yüzde yirmi bire kadar düştüğünü gösterir.
Silivri’nin bir Sevgi Pınarı var. Ben ona sevgisiz pınar diyorum. Zira fakirliğin belini kırmak için insanlara sadaka gibi yardımlar verilmesinin hiçbir yararı yoktur. İnsanların aldıkları yardımlarla yaşama tutunmaya çalışması geleceğe ait hiçbir sorunu çözmez. İnsanların yoksulluk sorununu o insanları iş sahibi yapmakla yok edilir. İşi olan insanın evinde her zaman aş pişer. Kimsenin yardımına gereksinimi olmaz. Ne yazık ki sadakaya muhtaç edilmiş insanlar neden sadakaya muhtaç duruma düştüklerini anlayamıyorlar. Anlasalardı iş istiyoruz diye ayaklanırlardı. Özgürlük ve demokrasi için nice mitingler yapıldı. Siz hiç fakirlik ve işsizlik için meydanlara çıkıp haklı davalarını haykırdıklarını gördünüz mü? O insanlar halen fakirliği kader olarak algıladıkları sürece meydanlara çıkamazlar. Kaderim böyleymiş deyip boyunlarını bükerek gelebilecek yardımları beklerler.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

7 Kasım 2008  11:31:58 - Okuma: (862)  Yazdır




İstatistik