Yazı

Aliağa’da Bölge Halkından Tepkiler
Aliağa’da Bölge Halkından Tepkiler 

Özcan Nevres

Aliağa’da Menemen ovasını da etkisi altına alan hava kirliliği yetmezmiş gibi, şimdi de bir değil, birkaç tane termik santral kurulması gündemde.

Termik santralına karşı Çakmaklı, Horozgediği, Kozbeyli ve Helvacı beldesine bağlı tüm köyler kurulacak olan santralarla karşı her an patlamaya hazır durumdalar. Bu konuda halkın nabzını tutmak isteyen SKY televizyonu Helvacı beldesi Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Şengül ile bir röportaj yaptı. Menemen’de kurulmak istenilen Organize Plastik Sanayi Bölgesi için benim de SKY televizyon ekibiyle randevum vardı. Randevuyu Sayın Hüseyin Şengül’ün makamında gerçekleştirdik.
Söyleşide dinlediklerim gerçekten yürekler acısıydı. Kurulacak olan termik santral için henüz tam onay çıkmadığı halde kurulması düşünülen alanda tam üç yüz zeytin ağacı kesilmiş. Sayın Hüseyin Şengül Aliağa Ziraat Odası Başkanı olduğu halde ağaçların kesimi için bırakınız izin almayı, haber bile verilmemiş. Zeytin ağacı kolay yetişmeyen, ama yetiştiğinde bin seneyi aşan ömrüyle insanlığa katkısı olan en önemli ağaç türüdür. Yağıyla, sofralığıyla, ilaç sanayisinde kullanımıyla büyük bir mucizedir zeytin ağacı. Buna rağmen acımadan kıymışlar bu üç yüz zeytin ağacına. Oysa tarihin babası Herodot Ege bölgesinin kalkınmışlığını bakın nasıl anlatıyor. Ege bölgesi öyle bir yer ki; onun dağlarından yağ, ovalarından bal akar ve o bölgede on sekiz milyon insan refah içerisinde yaşar. Her ne kadar o tarihlerde on sekiz milyon insanın Ege’de yaşıyor olması abartılı olsa da, refah konusundaki gerçek yadsınamaz. Sahil kesimlerindeki döneminin en lüks taş evleri bölgenin zenginliğini anlatmaya yeter. SKY televizyon ekibi bana mikrofonu uzattığında kısaca fikrinizi alalım demeseydi tüm bu yazdıklarımı aynen söyleyecektim ama söyleşi kısa olunca zeytin ağaçlarının kesilmesi cinayettir demekle yetindim.
Sayın Hüseyin Şengül Çakmaklı’da, Horozgediği’nde kurulmuş olan demir fabrikalarının neden olduğu kirlilik yüzünden zeytin ve meyve ağaçlarımızın verimi oldukça azaldı. Bölge insanlarımız açlığa mahkûm edildi diyor. Yalnızca o bölgenin insanları mı açlığa mahkûm olan? Menemen halkı da aynı durumda değil mi? Demir fabrikalarının neden olduğu kirlilik Menemenli üreticileri de çok kötü vurmuş. Bir de bu olumsuzluklara kuraklığı da ekledik mi? Menemenli tarımcıların perişan hali gözlerden kaçar mı? Bir de o termik santraller kurulursa can çekişmede olan tarım tamamen biter.  
Perşembe günü Menemen’e gittiğimde pazarı olduğu için arabamı park edecek bir yeri çok zor buldum. Görüşeceğim kişiler için erken bir saatti. Kahvehanede oturup bir kahve söyledim. Kahvemi yudumlarken yanıma Seyrek beldesinden eski bir dost geldi. İyi ki seni gördüm diyerek yanıma oturdu. Başladı AKP den dert yanmaya. Seyrek beldesi geçmişte kavunculuğuyla ünlenmişti. Yanlış üretim, daha çok kazanma hırsı kavunculuğu öldürdüğünden çiftçiler yeniden pamukçuluğa yönelmişlerdi. Pamukçuluğu bitirdiler diyor Hüseyin kardeşimiz. Hangi iş bitirilmedi ki pamukçuluk bitmiş olmasın. Yıllar önce pamukçuluğun biteceğini, piyasaya Çin pamuğunun hakim olacağını yazmıştım. Çin pamuğu hem daha uzun lifli ve hem de daha verimli. Bu özellikleriyle eğer gerekli önlemler alınmazsa, Türk pamukçuluğu Çin pamuğunun karşısında tutunamaz demiştim. Bir de bu olumsuzluklara tekstildeki çöküşü eklersek pamukçuluğu canlandırmanın mümkün olmayacağını açıkça görürüz. Hüseyin kardeşimizin başka bir derdi daha vardı. Diyor ki; tam yirmi beş bin dönüm en verimli tarım alanı Araplara satılacakmış. Biz bu durumda Araplara uşaklık yapacağız. Bu yaştan sonra ne iş yaparım, nereye giderim. Benim tarımdan başka bir bildiğim iş yok ki diyor. Yerden göğe kadar haklı Hüseyin kardeşimiz. Bir ülkeyi kalkındıracak iki ana etken vardır. Üretim ve eğitim. Üretim can çekişiyor. Halen okullarda kalabalık sınıflar yüzünden yeterli eğitim verilemiyor. Bu iki durum ülkedeki perişanlığı anlatmaya yetmez mi?
Yöneticilerimiz kalkınıyoruz diyorlar. Kalkınan bir ülkede işçi azlığı sorun olur. İşsizlik felaket olacak kadar tırmanmaz. Çizdikleri pembe tabloya belli ki yalnızca kendileri inanıyorlar. O pembe tablonun içindeki insanlarsa sefilliğin en berbatını yaşıyorlar. O insanlar ki; iki poşet yiyeceğe, üç beş torba kömüre bile muhtaçlar.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com


18 Ekim 2008  12:53:09 - Okuma: (930)  Yazdır




İstatistik