Yazı

Bir İsyan, Bir Şehir ve Bir Şahit
Bir İsyan, Bir Şehir ve Bir Şahit 

Ali Can

Ankara Savaşı’nda (28 Temmuz 1402), Osmanlı Devleti’ni mağlup eden Timur, bütün Anadolu’yu baştan başa kasıp kavurarak Aydın Eli’ne geldi.

Otağını Ayasuluğ’da (Selçuk)  kurdu. Şehrimizde 30 gün kaldı. Bütün kumandanlarına, valilerine emir saldı; hepsini maiyetleriyle birlikte bu eşsiz beldeye, Ayasuluğ’a (Selçuk) çağırdı.
Anadolu, Ankara Savaşı ile sarsılırken aynı yıl Ayasuluğ (Selçuk) önemli bir doğuma ev sahipliği yapmaya hazırlanıyordu. Dukas (Doukas) doğuyordu. Köken olarak Rum ama, yine de “Bizden biri” idi. İlçemizde doğup büyümüş bir hemşehrimizdir. Dukas  Aydınoğulları’nın hem ülkesinde hem de “kapısında” yetişmişti.
Ayasuluğ’lu Dukas, Yaşadığı dönemde pek çok olaya şahitlik etmiştir. Hatta Büyük Osmanlı Hükümdarı II.Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) ile yüz yüze görüşmüş bir “Selçuklu”dur.  Dukas’ın hayatını bir başka yazıya bırakarak hikayemize dönelim.
Malum olduğu üzere Ankara Savaşı’nın sonuçları Osmanlı Devleti için olumsuz olmuştur.  Osmanlı Hükümdarı I. Bayezid(Yıldırım), 9 Mart 1403 tarihinde Akşehir’de vefat etmiştir.
 Ankara Savaşı’nın ardından ortaya çıkan en önemli gaile, devletin başına I. Bayezid’ın  oğullarından hangisinin geçeceği meselesi idi.
On yıldan fazla süren bu karışıklık döneminden sonra, I.Mehmed(Çelebi) Osmanlı Hükümdarı oldu.(5 Temmuz 1413)
1418-1419  yıllarına gelindiğinde ise Çelebi Mehmed’i uğraştıran en önemli sorun
 Şeyh Bedreddin ayaklanması olmuştur. Eski kazasker Bedreddin’in kendisi; Sinop, Kırım üzerinden geçtiği Deliorman’da (Karaorman) , halifeleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal
 ise Batı Anadolu’da ayaklanmışlardır. Bu ayaklanmaların tamamı Osmanlı Devleti tarafından bastırılmıştır.
Yazının devamında, biri isyandan yaklaşık yüzyıl sonra yazılmış bir vakayiname’den bir bölüm ve isyan günlerinde 16-17 yaşlarında olan hemşehrimiz Dukas’ın bire bir şahitliğini bulacaksınız.
 .
 
(Vak’ayinameden)
çeviriyazı anlaşılabilir olduğundan  ayrıca günümüz diline çevrilmesine gerek duyulmamıştır…
(Ol zamanda kim Simavna kazisi oğlı Şeyh Bedreddin Kaziasker iken katında bir kethüdası vardı Börklüce Mustafa derlerdi……dürlü fesad işlere mübaşeret etmiş idi…..
 Aydın İlini kendüye döndürmüş idi.....
 
Börklüce Mustafa ile Bedreddinin ittifakı vardır dediler Sultan Mehmede haber virdiler.Sultan mehmed dahi veziri bayezid paşayı ve dahi oğlı sultan muradı(II.MURAD,FATİHİN BABASI -yazar notu-) ….Börklüce Mustafanın üzerine gönderdi…Karaburun üzerinde mülakat olub muhkem Hab ü kıtal edüb mabeynde vafir adem kırıldı…Börklüceyi sındırdılar ve dahi kendüsini dutub (katl ettiler..) –bitti-
Yazarımız isyandan yaklaşık 100 sene sonra kaleme aldığı eserinde anlattığı bu olayı hangi kaynaklara dayanarak aktarmıştır bilinmez. Eksiklikler bulunan eserinde ilçemizden Ayasuluğ’dan(Selçuk) bahsetmemesi bu anlamda mazur görülebilir.
Ancak hemşehrimiz dukas’ın etkili ve güzel anlatımıyla bir tarihsel döneme daha tanıklık etme imkanı buluyoruz. Hemşehrimiz Dukas’a göre: O günlerde, kırsal yöre insanı kaba saba bir Türk, İonia körfezi (İzmir Körfezi) girişinde doğu yanda Karaburun Yarımadasında ortaya çıktı. Bu kişi mülksüz yoksul Türklere vaazlar vererek öğretisini yaydı… Hemen hemen bütün köylüleri kendine mürid edinmeyi başardıktan sonra sinsi tutumla hristiyanların dostluğunu kazanma çabasına girişti… Hristiyanlar sanki Zeus’un gönderdiği bir melek imiş gibi ona saygı gösterdiler… Mehmed (Çelebi) bu faciayı öğrenerek kendi oğlu, henüz on iki yaşında olan Murad’ı vezir Bayazid (Paşa) ile Börklüce’ye karşı gönderdi… Burada girdikleri çatışma büyük kayıplara yol açtı. Sonunda (Börklüce ve adamları) teslim olmaya mecbur edildiler. Hepsi zincire bağlı olarak Ephesos (Ayasuluğ)’a getirildiler. Börklüce’yi haç biçiminde çapraz konmuş iki kalasa çaktılar ve onu devenin üzerine yerleştirdiler. Zafer alayı gösterisi yaparcasına kentin(Ayasuluğ/Selçuk) içinde dolaştırdılar… (Adamlarını kalede idam ettiler) diyerek anlatımını sürdüren Dukas, bu bilgileri Börklüce’nin adamlarından biri olan ve Sakız Adası’nda yaşayan bir keşiş aracılığı ile de teyit etmiştir.
         Osmanlı Tarihi açısından olduğu kadar ilçemiz tarihi açısından da önem taşıyan bu olayı yine ilçemiz de doğup büyümüş Dukas böyle anlatmaktadır.
         Değerli okuyucular ilerleyen haftalarda sizlere Selçuk Nahiye Müdürü Ali Rıza Bey’in kızı Cahide’nin ve Ayasuluğ Ayanı Yeni Hüseyin Ağa’nın başka hiçbir kitapta, kaynakta bulamayacağınız hikayelerini anlatacağım. sağlıcakla kalın.
ALİ CAN


5 Ekim 2008  11:59:24 - Okuma: (1214)  Yazdır




İstatistik