Yazı

Öfke, haklı olmanın göstergesi midir?
Öfke, haklı olmanın göstergesi midir? 

Etem Kutsigil

Güzel Türkçemizde “öfke” üzerine söylenmiş önemli ata sözlerimiz vardır.

Bunların en tanınmışlarından biri, “Öfke baldan tatlıdır”, diğeri de “ Öfkeyle kalkan zararla oturur”dur. Olgun olmayan insan, kendisinin haksız olduğunu, suçüstü yakalanacağını anladığı zaman, işi şamataya getirir, öfkelenir, bağırmaya başlayıp işi tehdit etmeye kadar götürebilir... Bu haliyle, haksızlığını örtbas etmek için bağırırken, kendisini dev aynasında görür. Dünyaya hükmettiğini, karşı tarafı korkutup sindirdiğini zanneder. Fakat bu duygular bile onun haklı olduğunu kanıtlamaz.
Bundan önceki yazılarımda da değindiğim gibi, Türkiyemiz’e yakışan ve görmek istediğimiz devlet adamları merhum Bülent Ecevit gibi, merhum Erdal İnönü gibi “kâmil” yani olgun insanlardır. Çünkü olgun insanların sinir sistemleri sağlamdır. Olur olmaz şeylere bağırıp çağırmazlar, insanları aşağılamazlar, onurlarını kırmazlar, çalışanların nafakalarıyla oynamaya kalkmazlar. İşgal ettikleri makamın yüceliğine sığınarak, etraflarındaki birçok (dikkat ediniz “bir sürü” demiyorum !) evet birçok korumasına güvenerek adeta posta koymazlar. Zira onlar zekidirler, akıllıdırlar ve öfkelenip gülünç durumlara düşmezler. Muhalifleriyle bir sorunları olduğunda, uygar bir biçimde kendilerini savunurlar. Gelişen siyasal olaylar kendi idarecilik yeteneklerini aşıyorsa, etraflarındaki gerçek dostlarının onları uyarması ve gerekirse her konuşma öncesinde bir müsekkin (sinir yatıştırıcı ilaç) almalarını sağlaması gerekir. Bunu başaramazlarsa, onları, sinirleri yatışıncaya kadar kalabilecekleri bir yere göndermeleri -ülkemizin selâmeti için- şarttır! Fakat ne yazık ki, onların çoğu, çıkarları bunu gerektirdiğiiçin onun yanındadırlar. Unutmamak gerekir ki, baş yöneticiler nezle olurlarsa, millet zatürre olur. Tavırlarına konuşmalarına dikkat etmezlerse, millette ikilik çıkar. Ülkeler arasında savaş çıkar. İnanmayan yurt içinde Menderes’in “Vatan Cephesi” ile Süleyman Demirel’ın “Milliyetçi Cephe”leriyle Türkiyemiz’i , yurt dışında Hitler’in “Nasyonal Sosyalizm”iyle, Musssolini’nin “Faşist Parti”siyle dünyayı içine sürükledikleri felâketleri incelesinler. Bugün insanımızı, “İnananlar – Laikler”, “Sünniler-Aleviler” hatta “Türkler-Kürtler” diye ayırmaya kalkanların ve bu ateşi yelleyenlerin, bizi ne büyük felâketlere sürükleyebileceklerini düşünsünler. Onun için onlara tavsiyem “SÜKÛNET, SÜKÛNET, SÜKÛNET tir.
Ve “Başyönetici”ler unutmasınlar ki; meşakkatle ve türlü zorluklara göğüs gererek, dişleriyle, tırnaklarıyla tırmandıkları sarp tepeden, ayakları kayar da düşerlerse, tepeyi çıkmak için sarfettikleri zamandan çok daha kısa zamanda tepenin dibine varırlar. Aman dikkat! ! !


20 Eylül 2008  22:23:55 - Okuma: (677)  Yazdır




İstatistik