Yazı

Enerjide Olumsuzluklar
Enerjide Olumsuzluklar 

Özcan Nevres

TRT 1 de enerji üretimi konusundaki tartışmaları izledim.

Bakanlık görevlilerinin elektrik enerjisi üretimindeki olumsuzluklara rağmen, hiçbir olumsuzluk yokmuş gibi kurulacak olan tesisleri savunmalarını anlamakta çok zorlandım. Savunmalarında hep öne sürdükleri ÇED raporlarıydı. Oysa ÇED raporlu nice tesislerin çevreye verdikleri zararı neredeyse hepimiz biliyoruz. Özellikle termik santrallerinin tam gün boyu havaya tonlarca kükürt ve sülfürik asit bırakıyor olmasının savunulacak hiçbir yanı yoktur.
Bin dokuz yüz seksen dört yılında Yatağan’daki termik santralinin çevreye verdiği zararı yerinde incelemek üzere Halkçı Parti Genel Başkanı rahmetli Necdet Calp beraberindeki heyetle Yatağan’a gidecekti. Bu geziye Halkçı Parti Datça İlçe Başkanı olarak ben de davet edilmiştim. Heyete katılıp termik santralin bulunduğu alana geldiğimizde gözlerime inanamadım. Zira her gün kara bulutlar oluşturan termik santralinin bacalarından sis gibi belli belirsiz bir duman çıkıyordu. Belli ki santralde üretim durdurulmuş ocaklar tamamen söndürülemediği için gelen heyeti buharla aldatmayı planlamışlar. Genel başkana ve heyetine oynanan oyunu anlattım. Dolayısıyla bu santralde yapılacak denetlemeler için habersiz gelinmesini önerdim. Genel başkan buraları galiba iyi tanıyorsunuz dediğinde on bir yıl Muğla’da yaşadığımı ve halen yaşamımı Datça’da sürdürdüğümü söyledim. Konu ile notlar alındıktan ve basına verilen demeçten sonra dağıldık. Santraldeki üretim yine eskisi gibi eski hamam eski tas modunda üretimini sürdürdü.
Katılımcılar arasında Yatağan Belediye Başkanı Sayın Hasan Haşmet Işık da vardı. Termik santral yüzünden ovamız verimsizleşti. Ormanlarımız kurudu. En kötüsü insanlarımız ya kanser ya da akciğer hastası oldu dedi.
Termik santral kurulmadan önce Yatağan’ın küçük ama çok verimli bir ovası vardı. Bozüyük Pınarbaşı’nda kaynayan bel kalınlığındaki su yapay olarak kollara ayrılır ve oradaki ünlü mesire yerine hayat verirdi. Kollar arasında oluşmuş olan adacıklara konulan masalarda gazinonun müşterileri ağırlanırdı. Yaz sıcağında kimileri masasını suyun içine yerleştirir ve ayaklarını suya sokarlardı. Buz gibi suya beş dakikadan fazla dayanamadıklarından masayı yine eski yerine koyarlardı. Ayrılan kollar az sonra tek mecrada birleşerek yatağan deresini oluşturur ve Yatağan ovasına hayat verirdi.
On yıl önce Muğla’nın ünlü şairi ve gazetecisi Yükselecek Demirel ile Pınarbaşı’na gitmiştik. Gürül gürül fışkıran suyun artık fışkıracak gücü kalmadığından bir traktörün çevirdiği dürbüne ile suyun yukarı çıkıp akması sağlanıyordu. Yükselecek Demirel kuruyan daha doğrusu kurutulan ormanlarımız yüzünden bu muhteşem su kaynağı yavaş yavaş yok olmaya gidiyor dedi. Yalnız Muğla adına değil, ülkem adına böylesine bir güzelliğin yok olmaya aday olmasına ne kadar üzüldüğümü anlatamam.
Termik santralin kurulduğu alan içinde dünyanın ilk pazarının kurulduğu ve bir de ilginç bir öyküsü olan Stratonika vardır. Tarihi kentin kalıntıları arasında ayakta kalan anfitiyatrosu ile dünyanın ilk pazarı olan pazarın kapısıdır. Kapıyı oluşturan iki taş duvarda pazarda satılanlarla ilgili fiyat listeleri vardır. İlginç öyküsüne gelince; Kral Niko’nun tek bir oğlu vardır. Oğlu hızla zayıflamaya başlar. Hekimbaşı her türlü ilacı kullanmasına rağmen genç veliahdın iyileşmesini sağlayamaz. Kral hekimbaşına oğlumu iyileştirmek için ne gerekiyorsa yap. İyileştiremezsen kelleni vurdururum der. Hekimbaşı bunca ilaca rağmen iyileşemeyen veliahdın bir derdi olduğunu anlar ama veliahdı konuşturamaz.
Hekimbaşı bir sofra hazırlatır. Veliaht ile yemeğe otururlar. Şaraplar içilir ve kafalar iyice dumanlanır. Veliahdın derdini öğrenmenin tam zamanıdır diyerek ne gibi bir derdi olduğunu sorar. Veliaht söylesem ne işe yarar. Benim derdimin dermanı olamaz der. Hekimbaşı söylemesi için ısrar eder ve sonunda söyletir. Veliaht ben üvey anneme aşığım der.
Hekimbaşı ertesi gün krala gider ve ben oğlunuzun derdini öğrendim ama devası mümkün değil der. Kral ne demek devası mümkün değil. Dert biliniyorsa dermanı da bilinir der. Hekimbaşı ne yazık ki oğlunuz benim karıma aşık der. Kral ver o zaman karını dediğinde hekimbaşı siz olsaydınız verir miydiniz der? Kral hem de hiç tereddüt etmeden deyince hekimbaşı efendimiz oğlunuz benim karıma değil sizin karınıza aşık der. Kral tebaasının ileri gelenlerini toplar ve onlara tahtını tacını ve karısını oğluna bıraktığını söyler. Krallığını oğluna devrettikten sonra ülkesini terk eder ve bir bilinmeze doğru gider. Tarihi şehir devletinin adı Niko’nun yolculuğu anlamına gelen Stratonika adıyla anılır olur.
Ve şimdi o efsanevi şehir devletinden günümüze miras kalmış olan kalıntıları, özellikle anfitiyatrosu Yatağan Termik Santrali yüzünden kalın bir kül tabakasıyla örtülmüştür. Tarihe ışık tutan bu değerli kalıntıları görmeye gelen turistlere ise yalnızca külleri görmek düşer..
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

19 Eylül 2008  19:55:43 - Okuma: (433)  Yazdır




İstatistik