Yazı

AHISKA TÜRKLERİ–6
AHISKA TÜRKLERİ–6 

Asil S. Tunçer

XVIII.yy.dan itibaren bu bölgede ve Balkanlar'da Osmanlı-Rus mücadelesi öylesine artmıştı ki, artık Rusya Tarihi Türkiyesiz, Türkiye Tarihi ise Rusyasız düşünülemez hale gelmiştir.

Ancak Osmanlı Devleti özellikle XIX. y.y.'a gelindiğinde hem iç bünyesinde hem de dışta, eski gücü ve otoritesinden yoksun bir halde idi. İmparatorluk dönemin şartlarına ayak uydurmakta güçlük çekmekteydi. Yönetim sisteminde ve ordusunda aksaklıklar görülüyordu. Özellikle ordusu hantal bir yapıya bürünmüştür. Üstelik Ruslar ise modernleşme çabalarından neticeler elde etmişlerdi. Devamlı yayılmayı düstur haline getirmişlerdi. Nitekim iki tarafın aralarında gerek Kafkaslar gerekse de Balkanlar için yaptıkları mücadelelerin büyük çoğunluğunda Ruslar galip gelmişlerdir.
            Öte yandan Ruslar 1801 yılında Gürcistan'ı ilhak etmiştir. Rusların bu girişimi Kafkasya tarihinde önemli bir süreçtir. Çünkü Gürcü toprakları stratejik açıdan öneme haizdir. Böylece Ruslar Osmanlıya sınır oluyorlar, Azerbaycan'a yönelik istila girişimlerinde önemli bir mevkii elde ediyorlar, İran'ın başucunda her an onlara saldırıda bulunabilecekleri bir koz elde ediyorlardı. Nitekim 1810'da Azerbaycan yönüne doğru başlayan Rus ilerlemesi İran ile 1813 yılında yapılan Gülistan Antlaşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu antlaşma İran'ın Kafkasya'daki hâkimiyetine son vermiştir. Ancak Rus ilerlemesi bununla da bitmemiştir. İran içlerine gitmek isteyen Rusların Iran ile yeni bir mücadelesi başlamıştır. Yapılan savaşlar 1828 Türkmençay Antlaşmasıyla Rusların lehine sonuçlanmıştır. Bu antlaşma ile Ruslar Azerbaycan topraklarının Kuzey tarafını hâkimiyetlerine katmışlardır. Oysaki Osmanlı İmparatorluğu, o yıllarda Rusların Navarin'de Donanmalarını yakmasının önüne geçememiştir. Üstelik yine Ruslarla giriştiği mücadeleler sonucunda aldığı yenilgiler üzerine 1829 yılında Edirne Antlaşmasının şartlarına boyun eğmek zorunda bırakılmıştır. Ahıska bölgesinin Ruslara bırakıldığı 1829 tarihli Edirne anlaşması bölge halkı için sonun başlangıcı oldu. O güne kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun Çıldır eyalet merkezinde yaşayan Ahıskalılar Anadolu'ya göç etmeye başladı. II. Dünya Savaşı, bölgenin tarihinde
ikinci önemli dönüm noktasını oluşturdu.
            Ruslarla, ülkesinin Balkan topraklarında yaptıkları mücadelelerde yıpranan, bir de bu yetmiyormuş gibi bu olumsuz neticelerin iç bünyesinde Mehmet Ali Paşa isyanı örneğinde olduğu gibi yıpratıcı gelişmelere yol açmasıyla Osmanlılar, Kafkasya coğrafyasında Ruslara karşı hiçbir varlık gösterememiştir. Nitekim Ruslar 1864 yılında özellikle Çerkesler'i zorunlu göçe tabi tuttuklarında bile ancak Çerkesler'e topraklarında barınma izni vermekten öte bir siyaset tatbik edememiştir. Diğer taraftan, 1877–78 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlı Devletinin Ruslar karşındaki güçsüzlüğü iyice perçinlenmiştir. Artık Osmanlı Devleti'nin bırakın Kafkasya Politikası gütmeyi, kendi topraklarını bile koruyamaması durumu belirmiştir.
Ahıskalı Türkler, 1853–1856 Osmanlı-Rus Savaşı'nda, Osmanlı Ordusu'na yardımcı olduklarından dolayı savaş sonrasında Çarlık Rusya'sı yönetimince cezalandırılmış, ağır baskı ve işkencelere maruz kaldılar. Pek çoğu Erzurum'a kaçtı. 1918 Mondros Mütarekesi ile kısa bir süre Millî şûra Hükümeti yönetiminde bağımsız oldu.
1919'da bölgeyi işgal eden İngilizler, Millî şûra Hükümeti'ni dağıtınca Ahıska, Gürcistan tarafından işgal edilmiştir. O tarihten bu yana Ahıska toprakları, Gürcistan yönetimindedir. Toprakların asıl sahibi olan Ahıska Türkleri ise Asya ve Avrupa'nın dört bir köşesinde sürgün hayatı yaşıyorlar. Çok az bir bölümü ise Türkiye'dedir.
            Ne var ki, 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda farklı bloklarda bulunan Osmanlılar ile Rusların ilişkileri, savaşın sonlarına doğru diğer konularda olduğu gibi Kafkasya konusunda da değişiklik göstermiştir. Bu savaş sürecinde de Rus Çarlığı hâkimiyetinde yer alan Kafkasya halkları, savaşın sonlarına doğru kısa süreli de olsa bağımsızlık yaşamıştır. Hatta Osmanlı Devleti ile siyasi münasebetlerde bile bulunmuştur.
            21 Ekim 1918'de Osmanlı Hükümeti'nin Kafkasya'nın boşaltılması emri üzerine Ahıska, Ahılkelek, Iğdır, Gümrü ve Nahçıvan halkı 9. Ordu Kumandanı Yakup Şevki Paşa'ya başvurarak Gürcü ve Ermeni tehlikesine karşı Osmanlı askerlerinin bölgeyi terk etmemelerini istemiştir. Ancak Osmanlı Harbiye Nezaretinin askerlerin tahliyesi için gösterdiği kesin tavır Yakup Şevki Paşa'yı bu bölgelerde askerlerini çekmesine sebep olmuştur. Bunun üzerine yöre halkı özellikle Gürcülerle mücadele etmek üzere 29 Ekim 1918'de Ahıska Hükümet-i Muvakkatasını (muvakkate=geçici) kurmuştur. Bu geçici hükümetin başkanlığına da Ömer Faik Bey getirilmiştir. Ömer Faik Bey, bu kez de 3. Ordu Kumandanı Halit Bey'e yeni kurulan hükümetin devamlılığı için yardım beklediklerini bildirmiştir. Fakat Halit Bey beklenen yardımı gösterememiştir.
            Elviye-i Seldse' deki bütün Müslümanları bir birlik etrafında da toplamayı amaçlayan bu hükümet, Osmanlı Ordusundan gerekli olan yardımı göremeyince, 30 Kasım 1918 tarihinde Kars İslam Şûrası ile birleşmekten başka yapacak somut bir eylem gerçekleştirememiştir.


9 Mayıs 2007  22:24:22 - Okuma: (1460)  Yazdır




İstatistik