Yazı

Kuzuların Sessizligi–1
Kuzuların Sessizligi–1 

Asil S. Tunçer

‘Rehberlik Meslek Yasası’… Çok Acil!

Kuşadası Rehberler Derneği (KURED), Esnaf Odasına üyeliğe karşı aksine İzmir Rehberler Odası (İZRO), Esnaf Odasına üyelik taraftarıdır. Bu nedenle de aralarında amansız bir rekabet ve husumet söz konusudur. 10 Eylül Çarşamba günü bu sebeple Efes Alt Kapı’da Rehberler, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odası ile işbirliği içinde olan İzmir Rehberler Odası (İZRO)’nun da destek verdiği bu tür yasal olmayan bir denete tabi olmuşlardır. Peki, bir rehber neden hem bir rehber odasına hem de başka bir meslek odasına üye olmak zorundadır. Demek ki ilk üye olduğu odanın herhangi bir hükmü yoktur. Resmen asıl işlerlik ikinci odadadır. Öyleyse o zaman ona ne gerek vardır. Yani bir Rehber, Rehberler Odası’na üye olmakla sorununu çözemiyor ve şart olarak ayriyeten başka bir meslek dışı oluşuma yani Esnaf Odası’na üye olması gerektiren bir durumla karşılaşıyorsa o halde bu işte bir yanlışlık vardır. Bu şuna benzemektedir: Bir doktorun Tabipler Odasına üyeliğini yeterli görmeyip beyaz önlük giydiğinden ve bu ortak ve benzer bir nokta kabul edilip Fırıncılar Odasına üyeliğini de şart koşmak gibi bir şey… O zaman ya adamı sen tabip değil fırıncı yapıyorsun. Öyleyse Tabipler Odasını iptal et doğrudan Fırıncılar Odasına tabi kıl, değil mi yani?
 
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın talihsiz bir açıklamasıyla Rehberlik mesleğinin de sanat dalları gibi icra edilen mesleklerden sayılmasıyla birlikte içinden çıkılmaz bir karmaşaya yol açılmış, konu o günden bu güne “bir deli bir kuyuya taş atar…” misali bir türlü çözümlenememiştir. Eğitimini ve yeterliliğini yani kokardını Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alan bir turist rehberi ne garip bir mantıksa sicil, denetleme ve üyelik konularında 2005 Ağustosunda alınan bir kararla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na tabi olunarak Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Birlikleri’ne bir anlamda peşkeş çekilmişlerdir. Bu anlamsız ve yanlış karardan 1 yıl sonra bu sefer doğru adres olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bir açıklama yayınlanarak durumun düzeltilmesine çalışılmış “Rehberlerin kesinlikle Esnaf sayılamayacağı ve Esnaf Odalarına üyelikte zorlanamayacakları…” kesin bir dille açıklanmıştır. Ancak bir önceki karar lağvedilmediği ve uygulamaya açık bırakıldığı için 10.000 kişilik Rehber ordusundan pay almaya çalışan Esnaf Odalarıyla menfaatlerini bir noktada buluşturan bir-iki Rehber Odası tarafından biraz da suiistimalle 10 Eylül günü Efes Alt Kapı’da yaşanan rezaletlere davetiye çıkartılmıştır.
 
Şuan Rehberler sigortalı veya bağ-kurlu olmak üzere başlıca iki ayrı uygulama ve yasal düzenleme ile karmakarışık bir mevzuat çerçevesinde mesleklerini icra etmeye çalışmaktadırlar. Bazılarının ise hiçbir sosyal güvenceleri yok veya birçoğu kendi ceplerinden her ay yaklaşık 250’şer YTL ödeyerek bir acente veya benzeri firmada derme çatma sigortalı gözüküyorlar. Esnaflığı savunan ve Esnaflığı savunmayan oda ve derneğe üye olanlar ya da hiçbir yere üye olmayan yaklaşık 10.000 Turist Rehberi kendilerine çok acil ve lazım olan asıl “Rehberlik Meslek Yasası”ndan yoksun bir şekilde onun bunun elinde oyuncak olmaya devam ediyorlar. Bu tarafa gelse “önce esnaf olacaksın” deniliyor, öteki tarafa gitse “esnaf olmana gerek yok ama ben seni koruyamam çünkü yasamız yok” diyor. Öylece ortada kalakalmış, örgütlenememiş ve meslek yasası olmayan bir meslek, Rehberlik…
 
Çoğu insanın gıpta ettiği, ülkesini karış karış bilen en az bir ama çoğunlukla iki hatta üç dört dil bilen ülkesine fabrika gibi döviz girdisi sağlayan biz rehberler resmen ortada kalmış vaziyetteyiz ve ne yapacağımızı şaşırdık… En çok konuşan ve sesi çok çıkan lafazan rehberler şuan tamamen bir ölüm sessizliğine büründük; içimizden ne tur yapmak ne turiste bir şey anlatmak geliyor. Bizi şuan ne Türkiye’nin turizm gelirleri ne de daha fazla turist beklentisi ilgilendiriyor. Bugünlerde tek ilgilendiğimiz husus sonumuzun ne olacağı, bu işlerin nereye varıp dayanacağı… En çok kafamıza takılan soru işareti de büyüklerimizin bize çok gerekli olan yasal düzenlememizi yani \'Rehberlik Meslek Yasası\'nı hala bir türlü neden çıkartamadıkları. Stressiz ve güven duygusundan yoksun olarak çalışmanın verdiği büyük tedirginlikle öğleyin yaz sıcağından ve susuzluktan bunalmış ve bitkin düşmüş kuzular gibi sessizce bekliyoruz… Bakalım bu sessizlik ve bekleyiş ne zamana kadar sürecek ve bunun ardından ne çıkacak.
 
‘Kuzuların Sessizliği’ ne zaman ve nasıl bozulacak…
 
Sürecek…

15 Eylül 2008  00:34:45 - Okuma: (1004)  Yazdır




İstatistik