Yazı

Deniz Feneri Dediler
Deniz Feneri Dediler 

Özcan Nevres

Hayır yapmak hayırlı işler yapılmasının aracıdır diyerek çıktılar yola.

Türkiye’de kurdukları fakirlere yardım amaçlı derneğe Deniz Feneri adını koydular. Yetinmediler Almanya’da da bir şube kurdular. Almanya’da fakirlere yardım edeceğiz diye gurbetçilerden topladıkları paraların büyük bölümünü iç ettiler. Şimdi de Alman adaletine hesap veriyorlar. Türkiye’deki Deniz Feneri de topladığı yardım kadar yardım dağıtıyor mu bilemeyiz. Kanımca dağıtmıyor. Zira yaptıkları tüm yardımlar şov amaçlı yardımlar. Muhtaç olduğuna inandığınız bir insan için Deniz Feneri derneğinden yardım isteyin bakalım yardım edecekler mi?
Gaziosmanpaşa Küçükköy’de kayınvalidemin ev önünde gece yaşlı bir adam yatıyordu. Hava soğuk mu soğuk. Yanına gidip orada neden yattığını sordum. Kızım beni sokağa attığından sokakta kaldım. Gidecek bir yerim de yok dedi. Polisi aradım. Polis geldi ve hemen az ötede oturan kızına ulaştı. Kızı ben onu evime almam. Çok lazımsa siz alın götürün dedi. Polis adamı alıp götürdü ama az sonra getirip aldığı yere bıraktı. Oğullarını aradık. Onlar da babalarını istemiyorlar. Bu durumda bizim yapacağımız bir şey yok dediler. Deniz Feneri derneğine telefon ettim. O kadar çok talep var ki ulaşamıyor. O adam hakkında yapacağımız tahkikat en az dört ay sürer dediler. Bu durumda o adam ölüme terk edilmiş oluyor dediğimde bizim sorunumuz değil dediler. Bunun üzerine belediyeyi aradım. Belediyeden aldığım yanıt da olumsuz oldu. Tekrar polisi aradım. Bir gazeteci olarak bu işin sonuna kadar gideceğimi söyledim. Hemen gelip adamı alıp götürdüler. Az sonra beni telefonla arayıp yaşlı ve sakat adamı belediyeye teslim ettiklerini söylediler.
Sakat ve yaşlı adam için bu kadar ısrarlı olmasaydım o adam o soğuk günlerde ne olurdu? Falcı olmaya gerek yok. Sonu ölüm olurdu. Peki, bu derneklerin böyle durumlarda alabilecekleri acil önlemler yok ise o dernekler ne işe yarar? Dahası bu yaşlı ve sakat durumdaki insanlara derneklerin mi sahip çıkması gerekir? Yoksa Anayasasında sosyal devlet ilkesi olan devletin mi? Elbette ki bu görev devletindir.
Şüphesiz muhtaç insanlara yardım etmek çok asil bir duygudur. Ama bu yardım insanları dilenciliğe sevk edecek bir tarzda olmamalıdır. Hele Deniz Fenerinin yaptığı gibi asla yapılmamalıdır. Ne yapıyor Deniz Feneri Derneği? Kameralarıyla, yardım kamyonuyla ve bir özel hastanenin reklam amaçlı ambulansıyla olabildiğince fakir köylere gidiyor. O köyün fakir insanlarına o güne kadar görmedikleri, tadını dahi bilmedikleri yiyecekler dağıtıyorlar. O bol yiyecekli günler çok çabuk bitiyor. O fakir insanlar yine o eski yokluk günlerine geri dönüyorlar. Ama bu sefer farklı olarak dönüyorlar. Dünyada kendilerine sunulan nimetlerden çok daha farklı nimetler olduğunu öğrenmiş olarak dönüyorlar. O insanlar yaşadıkları yoksulluğa rağmen belki de mutluydular. Ama bundan sonra mutlu olamayacaklardır. Zira yaşadıkları hayatın başkalarının yaşadığı hayattan bambaşka olduğunu öğrenmiş oldular.
Oysa o insanlara yaygın bir deyimle balık yemeyi değil, balık tutmayı öğretmeliler. O insanlara yoksulluğun kader olmadığını, çalışarak, üreterek yoksulluğun kapılarının bir bir kırılabileceğini öğretmeleri gerekir. Aynı topraklarda yaşayan Rumlar olabildiğince zengindiler. Zira onlar üreticiydiler. En verimsiz arazileri bile verimli yapmayı becerebiliyorlardı. Batı Ege’yi gezin. Artık terk edilmiş olan Rum evlerinin ne kadar muhteşem olduğunu ve çevrelerinin ne kadar perişan olduğunu görürsünüz. Bu zenginlikler nasıl kazanılmıştı? Rum için işin kolayı yoktu. Onlar başarmak için hep en zoru seçiyorlardı. Dağ yamaçlarına bağ ve zeytin fidanlarını aynı zamanda dikiyorlardı. Zira bağ üçüncü yıl ürün vermeye başlar. Beşinci yıl en bol üründe zirveye ulaşır ve yirmi beş yılda ekonomik ömrünü tamamlar. O yılların zeytin fidanlarında ise ekonomik ömür yirmi beşinci yılda başlar ve asırlarca sürer. Hayır derneklerinin de bu tarz tarım yapılmasına öncülük etmeleri gerekir. Fakirliğin kökünün kazınması için gereken üretimdir. Yardım götürülen köylerdeki arazilerin tümü zeytinciliğe ve bağcılığa elverişlidir. Dernek dikim yapılacak alanları ve fidanları hazırlar. Köylülere yöğmiyelerini ödeyerek diktirirler ve koca koca tabelalarını koyarlar. Bu bağ veya zeytinlik falanca dernek tarafından köylülerimize armağan edilmiştir diye yazdırırlar. Verecekleri iki yıllık destekten sonra o fakir köylerdeki fakirlik yazgı olmaktan çıkar. İnsanlar emeklerinin karşılığını almanın mutluluğunu yaşarlar.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com      


10 Eylül 2008  02:06:15 - Okuma: (682)  Yazdır




İstatistik