Yazı

Atatürk'e İnkılâp Ruhunu Veren Şair 2
Atatürk'e İnkılâp Ruhunu Veren Şair 2 

Ahmet Mocan

Galatasaray Sultanisi’ne çağ atlatan, birçok yenilik getiren Tevfik Fikret’in Türk sporuna da çok büyük katkıları olmuştur.

Okul müdürlüğü sırasında öğrencileri Ali Sami ve arkadaşlarını destekler. Bu destek sonucu Türkiye’de ilk kez bir Türk spor kulübü azınlık ve Levanten takımların arasından sıyrılarak şampiyonluğa ulaşır.
 Ali Sami ve arkadaşları Galatasaray’ı 1905’te kurduklarında, İstanbul Ligi maçlarını “Elphis, İmogene, Moda ve Kadıköy” gibi takımlar sürdürmektedir. Galatasaray bu lige 1906’da katılır. 1904–1905 şampiyon İmogene, 1905–1906 ve 1906–1907 şampiyonu Kadıköy, 1907–1908 şampiyonu Moda’dır.
 1908–1909, 1909–1910, 1910–1911 yıllarının şampiyonu ise kimsenin beklemediği bir takım, Galatasaray’dır. Bu başarının arkasında öğrencilerini sonuna kadar destekleyen okul müdürü Tevfik Fikret’in de elbette katkısı vardır.
 Tevfik Fikret 19 Ağustos 1915 günü, saat 02.20’de “Artık yıkılıyorum… Yavrum… Yavrum…” diyerek vefat eder.
 Fikret, Mustafa Kemal’in fazlasıyla etkilendiği ve beslendiği iki şairden biridir. Diğeri ise Namık Kemal’dir. Mustafa Kemal, Namık Kemal’den de çok etkilenir ve şairin şu dizelerine, dizeleri değiştirerek şöyle cevap verir:
 “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
 Yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini(annesini)!” [Namık Kemal]
 
 “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
 Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini!” [Mustafa Kemal]
 
 Atatürk bir söyleşi sırasında orada bulunanlara şöyle bir soru yöneltir: “Bu yurdun ve ulusun uygar dünya ulusları arasında ün ve onurla yaşayabilmesi için gereken her şeyi düşünen, yazan ve bu uğurda yaşamını feda eden şair kimdir?”
 Orada bulunanlardan “Namık Kemal, Hâmid, Ziya Gökalp” gibi yanıtlar gelir. Atatürk, o Rumeli ağzıyla, “Fikret be çocuklar!.. Fikret be çocuklar!.. O, bizden çok daha ilerisini görebilen bir insandı. Yazık ki biz ona hâlâ yetişemedik!” der.
 “Biz onu mektep sıralarında okurduk. Ondaki heybet, vakur âhenk hiçbir şairimizde yoktur… Ancak onu iyi tanıyanlar ve tanıyacak olanlar, benim bugün yapmak istediklerimi kavrayabilirler!..”
 “O, karanlıklarda bir nur gören ve yurttaşlarını o nura götürmeye çalışan yegâne şair ve yegâne insandı…” sözleri de Atatürk’ün Fikret hakkındaki görüşlerinden bazılarıdır.
 Mustafa Kemal, 1925 yılında İzmir’de “Türk kadını nasıl olmalıdır?” konulu söylevinde, ideal Türk kadınında bulunması gereken nitelikleri saydıktan sonra sözlerini şöyle bitirmiştir:
 “Burada, Fikret merhumun herkesçe bilinen bir dizesini hatırlatmak isterim: ‘Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer!’”
 Tevfik Fikret Derneği kurucu başkanı Ordinaryüs Profesör İsmail Hikmet Ertaylan bir anısını şöyle anlatır:
 “Bir akşam Atatürk’ün sofrasındaydık. Otuz kişi kadar olmalıyız. Bazı şairlerin, bu arada Fikret’in adı anılınca sofradakilerden biri onun iyi bir şair olmadığını ileri sürdü. Atatürk bu sözleri duymuştu. Birden kaşları çatılarak, ‘Efendim?.. Efendim?..’ diye söze girdi. ‘Demek, Fikret iyi şair değildi, öyle mi? O, halkını karanlıklar içinde gördüğü nura götürmek için feryat ederken sizler neredeydiniz? Niçin içinizden kimse onun gibi feryat etmedi? Zaten parmakla gösterilecek kadar az olan büyük adamlarımızı küçültmeye kalkışmayalım!’”
 Atatürk, 25 Ağustos 1924 Muallimler Birliği Kongresi’nde öğretmenler şöyle seslenir: “Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmenizi ister…”
 Tevfik Fikret’in 1909 yılında yazdığı şu dörtlüğe bakalım bir de. Böylece Atatürk’ün ne kadar iyi bir Fikret okuru olduğunu daha iyi anlarız.
 “Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl
 Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim.
 İnhina tavk-ı esâretten girandır boynuma;
 Fikri hür, irfânı hür, vicdânı hürbir şâirim.”    
 
 Bugünkü dille söylenecek olursa:
 
 “Kimseden fayda ummam, dilenmem kol kanat
 Kendi boşluk ve gök kubbemde uçar giderim.
 Eğilmek, esaret zincirinden ağırdır boynuma;
 Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim”
 
 Tevfik Fikret gibi bir insanı iki yazıyla anlatabilmek, onu iki yazıya sığdırabilmek mümkün değil tabiî ki. Onun Türk edebiyatına katkıları, şiirleri, küskünlükleri, Yeni Zelanda düşü, ressamlığı, Mehmet Akif’le kavgası, Aşiyan’ı gibi anlatacak çok şey var daha. Umarım bunlar da başka yazıların konuları olur…
 
Kaynak: Orhan Karaveli, Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği, Doğan Kitap
Ahmet Mocan


31 Ağustos 2008  00:05:28 - Okuma: (980)  Yazdır




İstatistik