Yazı

Harvard’la iki hafta–9
Harvard’la iki hafta–9 

Asil S. Tunçer

Çanakkale-Gelibolu

Daha Çanakkale’de feribottan çıktığınca İzmir’e gitmek için İstanbul levhasını, Bursa-İstanbul yönüne gitmek için tam aksine İzmir levhasını takip etmedik mi yıllardır? Çanakkale Arkeoloji Müzesi’ni gezmek isteyen bir yabancı müze yazısını ancak Kepez yani Truva tarafından gelirse şayet görebiliyor değil mi? (çünkü mantık sadece Truva’dan gelenlere göre). Ya da tam aksine feribotla karşıya yani Gelibolu’na geçtiniz; İstanbul’a gitmek için önce tam tersine Kilitbahir yönüne direksiyon kırmak durumunda değil misiniz? Sanki ülkede yollar çok kısaymış gibi biz en kısa ve kestirme olanı değil en uzun ve dolambaçlı olanı seçmişiz hep. Bu Çanakkalelide var birazda sanırım. İşi ve yolu ya da güzergâhı karmaşıklaştırma düşüncesi.
Bir diğer misal; Türkiye’nin en karmaşık hastanelerinden biri Çanakkale Devlet Hastanesi’dir. İzmir-Karşıyaka Devlet Hastanesi bile solda sıfır kalır lâbirentlik yarışmasında. O güzelim parkın içinde öyle bir hastane inşa edilmiş ki gideceğiniz yeri ve başvuracağınız polikliniği bulmak bir mesele. O yetmedi oradan çık sahil yoluna; araçtan (sözde) Truva atını göstermek için; ama nafile çünkü sahil yolu trafiğe kapalı. Neden? Yayalar yolda yürüsün diye. Koskoca kaldırımlar yetmemiş sahil yolunda mısırcılar ve çekirdekçiler daha iyi iş yapsın diye öğleden sonra sen gel sahil yolunun sağ tarafını yani atın olduğu şeridi trafiğe kapa. Öte yandan bir yat müşterisini Çanakkale’den sahile çıkarmak yine ayrı bir mesele çünkü Çanakkale’nin meşhur rüzgârını yenip, özel bir müşterinizi teknesinden indirip sahile çıkabilecek bir mendirek, dalgakıran ve marina düzenlemesi mevcut değil henüz şehrin içinde.    
Gelibolu’da sorun bu kadarla bitiyor mu? Hayır, mümkün değil. Kabatepe’den 57.Alay’a çıkmak için rampa tırmanmak zorundasınız. Bu yol üzerinde en az 7–8 durak yaparak yokuş yukarı 46 kişilik otobüsle tur yapmanın zorluğunu bir düşünün… Acaba çıkış istikametini daha beriden yani Kemalyeri tarafından vererek Conkbayırı’na ulaşıp oradan rampa aşağıya sallana sallana gelip daha rahat bir manevra ile 57. Alay Şehitliği ve Kahraman Asker Anıtı’na ulaşarak hafifletsek daha iyi olmaz mı? Hâlihazırdaki zorunlu yönlendirme sayesinde anlatımın en yoğun olduğu ve anıtlarla dolu güzergâhı rampa yukarı çıkmak tam aksine daha rahat ve boş bir güzergâhı rampa aşağı inmek durumundayız. Aynı şey Abide için de geçerli. Yahya Çavuş Şehitliği’nden geldikten sonra sağa dönerek yöneldiğimiz Abide için Morto Koyu’na teğet mi ilerlesem yoksa sola doğru otoparka mı yönelsem bilmecesi ve otoparktan yukarı tırmanma zorluğuyla park yerinde manevra zorluğu vs vs. Sözde bu alanlar düzenlendi; yani en son halinden bahsediyorum size. Yetkililere yalvarıyorum. Lütfen düzenlemeyin; olduğu gibi bırakın. Gelibolu yaz-boz tahtası olmasın daha fazla…
Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç noktası kabul edilen Türk ve Türkiye kimliklerinin gün yüzüne çıktığı çok önemli bu tarihi mekânlarda tuvalet rezaletinin boyutunu burada tartışmak bile istemiyorum çünkü hemen midem bulanmaya başlıyor. En son Helles Anıtı’nın hemen sol tarafında konuşlandırılmış seyyar tuvaletleri kullanmak zorunda kalmıştım; bu ne rezil bir görüntü ve bu ne çirkin bir tuvalet sistemi. İçimin bulantısını bertaraf etmek ve Amerikalı grubuma karşı olan mahcubiyetimi gizlemek için Seddülbahir Kalesi’ne doğru çevirdiğim yüzümü saklarken birden sola doğru rampa aşağıda yer alan Yahya Çavuş’un anıtına takıldı gözlerim.
Bir avuç silah arkadaşıyla koca bir İngiliz tümenini durduran Ezineli Yahya Çavuş herhalde bu manzarayı görse bırakırdı düşman tümenini bir tarafa, önce bu rezil tuvaletleri buraya koyanları ya da Gelibolu Savaş Alanları’nda ziyaretçiler için kültürümüze yakışan; Türk turizm anlayışına yaraşır bir tuvalet sistemini henüz icat edememiş zavallıları kovardı bu memleketten diye düşünüyorum istemeden. Sonra aynı manzarayı gördüğüm Conkbayırı’nda da gidip Mustafa Kemal’in anıtının önünde durup bakıyorum uzun uzun. Acaba bugün hayatta olsaydı neler söylerdi bize, neler yapardı memleketimize… 
Son


26 Ağustos 2008  17:35:20 - Okuma: (936)  Yazdır




İstatistik