Yazı

Atatürk'e İnkılâp Ruhunu Veren Şair 1
Atatürk'e İnkılâp Ruhunu Veren Şair 1 

Ahmet Mocan

Aşiyan’a çıkan dik yokuşun başında, iki kişi arasında bir konuşma geçer.

Kişilerden birisi Mustafa Kemal’dir, diğeri ise süvari zabiti ve Harbiye’den manej1 hocası Emin Bey. Mustafa Kemal Emin Bey’e, “Ben inkılâp ruhunu ondan aldım. Ziyaret edeceğim yerlerin başında elbette Aşiyan gelir!” der. Ardından “Yakında Anadolu’ya gidiyorum! Sen ne dersin?” diye sorar. Emin Bey’in cevabı “Daha ne duruyorsun?”dur.
 Bu konuşmaların geçtiği tarih 19 Ağustos 1918’dir. Yani Mehmed Tevfik’in, bilinen adıyla Tevfik Fikret’in ölümünün üçüncü yıldönümüdür.      
 Mehmed Tevfik, 24 Aralık 1867’de İstanbul Aksaray’da, Hatice Refia Hanım ile Hüseyin Efendi’nin Bostan-ı Ali Mahallesi’ndeki evlerinde doğar.(Mehmed Tevfik, Tevfik Fikret adını Servet-i Fünun dergisinin başına geçtiği 1896 yılından itibaren kullanır.)
 Hüseyin Efendi’nin yakın arkadaşı Refet Efendi, ertesi gün, bir manzumeyle yeni doğan çocuğun adına tarih düşer:
 “Ömrün efzun ede Hak, devlet ü ikbal ile tâ
 Haşre dek Hudâ olsun ona yâr ü refik;
 Yazdı mevlûduna tebrik ile Refet tarih,
 Geldi dünyaya behiyyetle Mehemmed Tevfik.”2
 Yaramaz bir çocukluktan sonra okul çağı gelince Tevfik Fikret, evlerinin yakınındaki Valide Sultan Mahmudiye Rüştiyesi’ne yazdırılır. Yalnızlığı seven ve çalışkan bir çocuk olan Fikret için babası evlerinin bahçesine bir kulübe yaptırır. Okul dönüşünde buraya kapanır, derslerini çalışır ve resim yapar. Kulübenin penceresine de “Ressam Tevfik” diye bir yazı asar.
 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında muhacirlerin yerleştirilmesi için birçok okulla birlikte Mahmudiye Rüştiyesi’nin de kapatılmasıyla Tevfik Fikret, Galatasarayı Sultanisi’ne yazdırılır. Yaşamının dönüm noktalarından biri de burasıdır. Burada Fransızcanın yanında çok iyi Arapça ve Farsça öğrenir. Muallim Naci, Recaizâde Mahmut Ekrem, Abdurrahman Şeref Bey3 gibi isimlerin öğrencisi olur. On dört yaşına gelmeden şiirleri edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başlar.
 On iki yaşındayken annesi ve büyük dayısını hac dönüşü yakalandıkları kolera yüzünden kaybeder. Ablası Sıdıka bu yolculuktan sağ kurtulur; ama o da genç yaşta kaba ve acımasız kocasının elinde vefat eder ve Fikret’e “Hemşirem İçin” Hemşirem İçin” şiirini yazdırır.
 Babası Hüseyin Efendi, bir iftira ve jurnal üzerine Arabistan’a sürülür. Hüseyin Bey çocuklarını göremeden on dokuz yıl geçirir ve orada vefat eder. Tevfik Fikret ve kardeşlerine Naima Yengeleri sahip çıkar.
 Tevfik Fikret 1888 yılında Galatasarayı Sultanisi’ni birincilikle bitirir. Çeşitli memurluklarda bulunur. Ticaret Mekteb-i Âlisi’nde hat ve Fransızca dersleri verir.
 1890 yılında dayısının kızı Nâzıma Hanım’la evlenir, üç yıl sonra da oğlu Halûk doğar.
 1891’de Mirsad dergisinin açtığı şiir yarışmasında birinci olur. 1892’de Mekteb-i Sultani’ye Türkçe öğretmeni olarak atanır. 1894’de Malûmat dergisini çıkaranlar arasındadır, 1895’te memur maaşlarındaki kesintileri protesto etmek amacıyla istifa eder.
 1896 yılında Recaizâde Mahmut Ekrem tarafından Servet-i Fünun dergisinin yazı işleri müdürlüğüne getirilir. Dergi, Fikret’in başa geçmesiyle tamamen edebiyata yönelir ve Edebiyat-ı Cedide akımının yayın organı olur. Kendisi de Edebiyat-ı Cedide şairi olarak bilinir ve bu topluluğun en önemli şairidir.
 Aynı yıl Robert Kolej’e Türkçe öğretmeni olarak girer. 1906 yılında Robert Kolej’in yanında, çizimlerini ve planlarını kendisinin yaptığı, inşaatında işçilerle birlikte çalıştığı ve Aşiyan adını verdiği evini yaptırır; eşi ve oğluyla buraya yerleşir.
 İkinci Meşrutiyet’ten(1908) sonra Hüseyin Cahit’le birlikte Tanin gazetesini kurar. Gazetenin, tarafsızlığını yitirerek İttihat ve Terakki yönetiminin sözcüsü durumuna getirilmesine karşı çıkarak Tanin’den ayrılır.
 Bir süre sonra Mekteb-i Sultani müdürlüğüne getirilir. Bırakın yurt dışını, İstanbul dışına bile çıkmamış birisi olarak Sultani’ye çağ atlatır:
 Adnan Adıvar ve Mazhar Osman gibi sonraları tıp ve siyaset dünyasında isim yapacak genç doktorları bulup okul revirinde görevlendirir ve öğrencilerin sağlık durumlarını tek tek inceletip dosyalatır; sıfırdan başlayarak benzersiz bir kitaplık kurar; öğrencilerinin uygarca tartışmayı, topluluk önünde konuşmayı öğrenmeleri ve sahneyle tanışmaları için mimarlığını da yaptığı bir konferans salonu yaratır; spor, jimnastik ve dinlenme alanları ile laboratuvarlar yaptırır.
 İkinci Meşrutiyet’e karşı ayaklanan gericilerin Sultani’ye doğru yürüyüşe geçtiklerini haber alan Fikret, okulun demir kapısını açtırarak kapının önünde tek başına durur ve “Önce benim cesedimi çiğnerler, ondan sonra içeri girerler!” diyerek meydan okur…
Devam edecek…
 
1. At eğitimi. Bu eğitimin yapıldığı yer.
2. “Ömrünü kutluluk ve talihle kılsın Hak, tâ
     Kıyamete kadar Hudâ olsun ona yardımcı ve refik;
     Doğumuna tebrik ile tarih düştü Refet,
     Geldi dünyaya güzellikle Mehmed Tevfik.”   
3. Galatasaray’ın ilk Türk mezunu ve müdürü; tarihçi, devlet ve siyaset adamı. Galatasaray’da on dört yıl müdürlük yapmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ikinci döneminde İstanbul milletvekili olarak girmiş ve ilk kez “cumhuriyet” sözünü etmiştir: “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir, dedikten sonra kime sorarsanız sorunuz, bu Cumhuriyettir. Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad, bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin.” (Nutuk, Haz. Zeynep Korkmaz, Atatürk Araştırma Merkezi, s. 549)
 
KAYNAK: Orhan Karaveli, Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği
 
 
Ahmet Mocan


18 Ağustos 2008  00:02:34 - Okuma: (1066)  Yazdır




İstatistik