Yazı

Harvard’la İki Hafta–8
Harvard’la İki Hafta–8 

Asil S. Tunçer

Sart’tan Bergama’ya…

Sart’ta şuan Kaliforniya ve Wisconsin Üniversitesi’nden iki profesör başkanlığında bir kazı ekibi çalışıyor. Bizi Artemis Tapınağı’nda karşılıyorlar. Buranın içine kadar eskiden girerdik ama artık sürgülü kapının dışında aracımızı park ediyor içeriye yayan yürüyoruz. Sağdaki ağacın altında iki tane hanım oya satıyorlar. Tapınağın kutsal odası (cella) üzerine çıkıp Helenistik ve Roma dönemine ait yapım evreleri hakkında konuşuyor ve öğrencilerden birinin hazırladığı sunumu dinleyip değerlendirme yapıyoruz. Sart’taki en önemli sorunlardan biri piknikçiler. Özellikle Nisan-Mayıs aylarında Paktalos Irmağı kenarına konuşlanıp sofra kuran piknikçiler gerek sebebiyet verdikleri kalabalık ve gerekse bıraktıkları çöplerle çevreye ve turizme zarar veriyorlar. Piknik yeri olarak seçilen kısım ne yazık ki tamamen SİT alanı içinde kalmakta.

Bergama’ya geçmek için ya Akhisar ya da Manisa üzerinden gitmek zorundayız. Ben daha kısa olan Emirâlem yolunu tercih ediyorum. Manisa içinden bu yöne sapan kavşaklardaki çalışmalar ve yetersiz yönlendirmeler yüzünden zorluklar yaşıyoruz. Maalesef ülkemizde bu sıkça karşılaştığımız bir durum. Bu yön tabelası ve levhalar sorunu biz rehber ve şoförlerin bile çözemediği bir problem iken tek başına araçlarına atlayıp ülkemize gelen turistlerin vay haline. Yüzlerce örneğini sayabileceğim yanlış levha ve eksik tabelalar adeta ulusal sorunumuz haline geldi.

Bergama'da Akropol’e zarar veren tur otobüslerin yukarı çıkmasını engellemek ve yerine turistleri teleferikle yukarı çıkarmak fikri bir 21.yy dehalığıdır. Yalnız yükseklik korkusu olanlar, teleferik tesisinin tarihi ve arkeolojik alana verdiği zarar, Akropol’ün muazzam görüntüsünün çirkin teleferik kuleleriyle karışık iğrenç görünümü ve de işin maliyeti acaba düşünüldü mü? Duyumuma göre kule ve direk çalışması esnasında mezarlar patlatılıyor; bu esnada ortaya çıkan birtakım eserler ve buluntular yok oluyormuş. Bunlar doğru mudur? Yıllardır kullandığımız bu şeridi başka bir yeni şeritle takviye yapmaya ve Kızıl Avlu’nun hemen doğusuna uygun bir boşluğa kurulacak bir otoparkta hafif araçlara alacağımız yolcularımızı tek yön düzenlemesiyle yukarı çıkaramaz mıydık? Yani sorun ağır tonajlı otobüsler ise şayet atıyorum Midi diye de tabir ettiğimiz 27’lik ve üstü büyük araçları aşağıda tutarak yolcularını daha küçük araçlarla yukarı çıkaramaz mıydık? Hadi illaki teleferik yapılacak; işin içinde başka hesaplar var bizlerin bilmediği en azından bunu daha arkadan yani baraj gölü tarafından yapamaz mıydınız? Böyle affedersin kabak gibi Akropol’ün tam göbeğine yapmanın âlemi nedir?

Bergama\'da akşam kaldığımız otelde elini kesen bir yolcumu hastaneye götürmek için yola çıkıyoruz. Otel İzmir ve Ayvalık çıkışında. Hastane ise Soma yolu üzerinde; tamamen ters istikamette. Hafta sonu olması sebebiyle hastanede mevcut uzman doktor yok ve şayet hastamızın durumu ciddiyse İzmir’e havale edileceğimizden tekrar tam tersine geldiğimiz yolu tekrar kat etmek durumundayız. Anlamadığım bu hastaneyi niye Soma yolu üzerine yaptınız? Sevklerin tamamı İzmir’e yapılıyor çünkü bildiğim kadarıyla. Acil hastanız neden boşu boşuna km yapıyor gereksiz yere. Veya gün boyu ambulanslar neden şehri bir ucundan öbür ucuna kat etmek durumunda bırakılıyor. Bu ne biçim köylü kafası ve zihniyetidir ki hala koskoca Bergama şehrinde satılık ilanları belediyenin hoparlöründen bangır bangır bağırtılarak yapılıyor. Benim Amerikalı gurubum Bergamalının satılık ahır ilanını dinlemek zorunda mı? Ya da ben grubun “savaş mı çıktı, bu bağırtılar ne?” gibisinden alaycı sorularına maruz kalmak ve yalan dolan bir şeyler uydurmamak için ne diyeceğimi şaşırmak zorunda mıyım? Veyahut gerçeği ama ‘ortaçağ zihniyeti’ gerçeğimizi mi anlatayım Avrupalıya, Amerikalıya…

Kızıl Avlu’ya zaten doğru dürüst ziyaretçi gelmiyor; hem turnike var hem hala görevli biletleri tek tek dağıtmak ve kelle saymak hususunda ısrar ediyor. Şunu anlamıyorum; tek Bergama değil hemen tüm ören yerlerinde Troya ve Topkapı da dâhil turistin elinden bilet alınıp görevli tarafından turnike soketlerine yerleştiriliyor. Madem görevli var turnike niye ya da tam tersi, turnikeyi yaptıysanız görevliyi neden ikinci turnike gibi görevlendiriyorsunuz? Kaygınızı anlarım bir kişi bile yanlışlıkla bedava geçmesin. Elinde çarşaf çarşaf kâğıtlarla en alakasız adamlar bile bilmem nedenin grubu ya da işte falanca derneğin mensubu diye her gün yüzlerce insana bedavadan geçiş hakkı tanınmıyor mu? Özellikle kültür gruplarının en yoğun olduğu ve yabancı yani para ödeyerek müze ziyareti yapan gerçek turistlerin en kalabalık olduğu dönemlerde bir yolunu bulup ta bedava müze gezen bu tip şahısların sayısı binleri bulmuyor mu? Her ne hikmetse bu bedavacı takımlar kışın ölü sezonda gezmezler tam aksine Anzak’ta Gelibolu’ya gelirler; Topkapı’nın en ana baba gününde anaokulu ve ilkokul öğrencileri Topkapı-Hazine’sine doluşurlar. Yahu, daha yemek kaşığını doğru dürüst tutmasını öğrenememiş 7–8 yaşındaki bir çocuk ne anlar Kaşıkçı Elması’ndan, bana söyler misiniz…

Başımızdakiler, siz bile bu yaşta hâlâ neyi, nasıl yapacağınızı henüz tam öğrenememişken…

Sürecek…



17 Ağustos 2008  20:52:15 - Okuma: (854)  Yazdır




İstatistik