Yazı

Hangi an?
Hangi an? 

Elvan Songun

Çok değişik bir şey geldi içimden. Daha önce hiç denememiştim.

Fotoğraflara bakıyordum… Sana, bana, herkese. Bir sürü fotoğraf var önümde karışık. Bir sürü yüz var. Seni tanıyorum. Yıllar önce çekilmiş fotoğrafların. Onlar şimdi daha bir tanıdık ve senin gözünden bakıyorum onlara. O fotoğrafa verdiğin pozu düşünüyorum. Tam o pozu verirken ki ruh halini. Hal hareketlerini, konuşmalarını… Her andayım şu an. Şimdiki o anda ve şimdiki bu anda. Yüzünün en ufak bir kımıldamasını bile çok iyi biliyorum şimdi.
 
Fotoğraflardaki sana bakıyorum… Gözlerine…
 
Şöyle bir baktım resmimize.
Elimdeki şimdiki o ana daldım
O da an(ı) larda kaldı işte.
Şimdiki bu an,
O kadar çok an(ı) duruyor ki karşımda
Ama sadece bir tanesi gerçek an
Şu an.
 
Hangi an(ı)dasın şu an?
Şöyle baktım da resmimize.
Yıllar sonraki gözlerimle.
Bir bir hepimizin yüzüne
Bir bir hepimize baktım.
Gelebilseydim o ana…
Resim demiştim ya hani
Evet geçen gün resmini yaptım.
 
O kadar çok resim yaptım ki yalnızken. En sevdiklerimi çizmeye çalıştım. Onların her karesini kazıdım beynime unutmamak için. Şimdi yalnızım yine. Yine başka bir şehir başka bir yer. Başka manzara, başka yatak… Başka koku. Hatta kokusuz bir şehir. Yalnız ben ve benden başka kimse yok. Düşünceler o kadar birikmiş ki içimde yıllarca atamadım bir türlü bitmiyor sırası gelenler…
Dedim ya resim… Gözlerinden başladım ben. Belki yanlış ama resmin de kuralı olursa o zaman beni ifade etmez ki. Gözlerine baktım sadece. O ufacık kare büyüdü gözlerimde ve her ayrıntısını keşfettim gözlerinin. Bir fotoğrafına baktım bir önümdeki beyaz kağıda. Günlerdir bu anı bekledim belki de. O, yüreğimin taşıyamayacağı duygularımın taşmasını.
Çizmek. Çizmek belki de unutmaya karşı bir savaş. Küçükken okul kitaplarımızın ilk sayfalarındaki o çeşitli Atatürk resimlerini çizerdim. O kadar çok çizerdim ki… Sırf  bakmadan da çizebileyim Atatürk’ ü diye. Anlıyorum ki aslında beynime çizmişim o anlarda Atatürk’ ü ben. Unutmamışım bir daha. Şimdi de zamana karşı kalemimle veriyorum savaşımı. Çeşitli şekillerde yaşıyorum. 
Gözlerin… Hiç bu kadar dikkatli bakmamıştım onlara. Hiçbir fotoğrafta böylesine üç boyutlu görmemiştim onları. Oysa bana bakıyorlardı sanki.
Gözlerin... İki eğri çizgi nasıl birleştirirsen çeşitlenir. Ama seninkiler kocamandı hatırlıyorum. Üst ve sonra da alt çizgisi… O kadar sade değil... Gözünün üzerindeki o şişkinlik, kirpiklerinin hafif görünüşü, gözlerinin altındaki gölgeler. Ufak çizgiler. Bu kadar mı güzel bakar o gözler.
Gözlerin... Mavi gözlerin... Göz bebeğin ve gözbebeğinin ortasında parlayan o beyazlık.
Tam karalamıyorum çizdiğimin içini. Gözünün rengini verebilmeliyim kara kalemle. Küçük parmağımla can veriyorum gözlerine. Bir aşağıya, bir yana, ortada bir daire ve sanki gerçekten bakıyorsun bana.
Kocaman beyaz sayfada sadece bir çift göz… O kadar canlı ki… Bakıyor bana.
 
 
 
Bu kadarı bile yeter aslında benim için. Gözlerini görüyorum ya işte. Ama yetmiyor gözlerime. Bir anda bulanıklaşıyor her şey. Gözlerimi kapatıp açıp tekrar bakıyorum sana. Hızlı hızlı hareket ediyor gözlerim. Bir fotoğrafa bir kağıda… Bir o ana, bir bu ana.   Ufacık fotoğrafının oranını düşünüyorum hızlı hızlı, çizmeye çalışırken. Yavaşça tamamlanıyor yüzün. Ağır ağır karşımda beliriyorsun. Her ayrıntıyı çok iyi düşünmeliyim. Tam olarak ayarlamalıyım sana benzetebilmek için. Ufacık bir hata… Tamamen farklı birini çıkarıyor karşıma. Ama yapmayacağıma eminim o hatayı.
Burnun… Kulakların… Dudakların… Yanakların… Yüzünün çevresi… Çenen… Saçların… Boynun…  Her birinin ayrı ayrı gölgesi, tonu, duruşu, birbiri ile oranı. Gözlerinin hizasından kulakların başlıyor ve kulak memelerinin bitimine kadar uzuyor burnun. Göz bebeklerine kadar geniş dudakların… Bir parmak kadar arası burnunla… Çenenin ve dudaklarının duruşu o anki gülüşüne göre değişmiş. Şakak kemiklerin, elmacık kemiklerin, gülüşünün yüzünde, yanaklarında yarattığı o kıvrımlar. Alnının genişliği. Işığın yüzüne vuruşu… Bak her birini ne güzelde görüyorum. Bakmak ve görmek…
Ve en güzel an. Kendi yaptığım sana bakıyorum.
 
Gözlerimde canlanıyorsun şu an.
Her andayım zaten.
Kocaman beyaz sayfada bana bakan gerçek bir yüz…
O kadar gerçek ki… 
Resim demiştim ya hani
Evet geçen gün resmini yaptım.
Her andan bana bakıyorsun şu an.


15 Ağustos 2008  15:01:17 - Okuma: (1922)  Yazdır




İstatistik