Yazı

Harvard'la iki hafta–6
Harvard'la iki hafta–6 

Asil S. Tunçer

Bafa Herakleia'sı

Akşamüstü vardığımız Bafa Herakleia'sında yani Herakleia ad Latmos'ta (Beşparmak Dağları) konaklayacağımız pansiyona yerleşiyoruz. Bizans döneminden kalma manastırları görmek için Latmos Dağı'na tırmanmak üzere hazırlığımızı yaparken kılavuzumuz Abdullah Amca'ya (Akgün) telefon ediyorum. Eşi (teyze) rahatsız olduğu için artık eskisi gibi çok dağa çıkamıyor ama beni de kırmıyor. Abdullah Amca dağları karış karış bilir ve bu yüzden o yanımda olunca kendimi daha rahat hissederim. Defalarca tırmandığım manastırlara yine de onunla sohbet ede ede tırmanmanın keyfi bir başka. Her zaman olduğu gibi buluştuğumuz kahvede önce birbirimize sarılıp kendisine geçen seferden söz verdiğim gibi yanımda getirdiğim kemeri beline takıyorum. Gözleri ıslanıyor. Zaten gencecik torununun gölde cesedini bulduğundan beri o gözleri hiç kurumadı ki garibin…
 
Herakleia Öreni'ne giderken kitaplardan okuduklarım ve kulaktan duyma haberlerden edindiğim biraz olumsuz düşüncelerle gitmiştim ilk defasında. İşte daha açıkçası önyargıyla gittiğim Kapıkırı'na her gidişimde fikirlerim daha değişmeye ve insanları tanıdıkça düşüncelerimin farklılık göstermeye başladı. "Antik yerleşimi işgal ettiler", "oya satan kadınlar turistleri rahatsız ediyorlar" ve "Kapıkırılılar şöyle böyle…" tarzı söylemlerin pek te o kadar doğru olmadıklarını ve biraz acımasızca kaleme alınmış yazılardan ibaret olduğunu inanmaya başladım. Çünkü karşımda bırakın turistlerimi rahatsız eden insanları görmeyi aksine gayet saygılı ve yardımsever bir köy insanı buldum. Ne içtiğim çayın parasını ödettiler ne de yediğim ekmeği…
 
Kapıkırılılar, Bafa Gölü'nün suyunun azalmasından şikâyetçiler. Su çekilsinde tarla olsun diyenlerde yok değil hani… DSİ, gölü besleyen ırmağın suyunu kanaletlere verince Bafa'nın atardamarlarından biri kesilmiş sanki. Hâlbuki DSİ'nin işi göl kurutmak değil gölü canlandırmak olmalı. Bu anlayış yeni değil; Amik'te böyle yok oldu; çok önemli bir göl yanlış uygulamalardan ötürü kurudu gitti. Beraberince onca bitki ve hayvan türünü de beraberinde götürerek… Bafa, çok önemli bir zenginliğin başında geliyor. Göl çevresinde daha önce 250 bitki türünün varlığı biliniyordu. Almanya'dan gelen bir heyetin yaptığı araştırmada ise bu rakam 450 olarak tespit edildi. Bilim adamlarınca yapılan çalışmalarda bölgenin biotop haritası oluşturulma yolunda. Yaklaşık 2 yılı aşkın sürdürülen araştırmalarda Bafa Gölü çevresinde dünyada daha önce rastlanmamış 10 yeni bitki türü tespit edildi.       
 
İlk kez 1971'de Herakleia'ya ayak basan Arkeolog Peschlow, bölgeyi ön plana çıkaran ve yöreyle ilgili bir de kitap yazan en önemli kişilerden biri. Bodrum'a gelip giderken, kıvrıla kıvrıla kıyısından geçtiğimiz, bir zamanlar deniz olan Bafa Gölü ve çevresi, ancak mercek altına aldığınızda görülebilecek doğal zenginlikleri ve tarihi bir dokuya sahip. Herakleia, Kapıkırı köyü ile içiçe bir yerleşime sahip. Köylüler kimi yerde antik yapıların duvarlarını kullanmışlar, muhtemelen taşlarını da. Agora'da ilkokul, Antik Liman'da bir pansiyon ve restoran… Agora'nın üstüne yapılmış okul da Agora kadar bakımsız ve kötü durumda; Endimion'da son derece metruk bir halde. Anlamadığım bir şey var: Girişteki bilet gişesinin konumu çok garip. Köye gelenlere bilet kesiyor da Bizans Kalesi'ne gelenlerle en özgün yapı olan Endimion'a gelenleri muaf tutuyor. Çünkü onlar yolun (gişenin) alt kısmında kalıyor. Herakleia ile Kapıkırı nasıl iç içeyse insanlar da harabelerin içinde öylece yaşamaya alışmışlar. Herakleia ile özdeşleşmişler adeta. Köyde daha önce her yerde yarım yamalak yabancı dilde yazılmış tabelaların yerini yavaş yavaş yenileri ve daha profesyonelce hazırlanmışları almaya başlamış.
 
Yediler Manastırı'nda kaçak kazı yapan definecilerin izlerini bolca görüyoruz. O güzelim fresklerin yer aldığı duvarı kıran defineciler bununla da yetinmeyip antik suyolunun son durağı olan mermer künkü de kırmışlar. Hadi mezarı kazarsınız anlarım da su borusundan ne aradınız onu bilmiyorum. Manastırın koruma altına alınması ve bilimsel kazı yapılması şart. Yolumuz üstünde yer alan mağara ve kaya bloklarındaki 10.000 yıllık şekiller insanın aklını başından alıyor. Hem zaman hem de insan tahribatına dayanan bu eserlerin mutlaka korunması gereklidir.
 
Athena Tapınağı, tiyatro ve meclis binası kazı bekliyor. Büyük çeşme de… Dağlarda daha onlarca manastır var ve hepsi de Allah'a emanet. Selenes Pansiyon'un sahibi Kubilay Bey'le GPRS'li dağ yürüyüşü yapma için rehber kitap hazırlama konusunda fikir teatisinde bulunuyoruz. Bunun için yılsonunda 1 aylığına Kapıkırı'na gitmem ve tüm Latmos'u karış karış dolaşmam lazım. Evlerin ve damların çoğu yöresel taşlar kullanılarak yapılmış. Alinda'daki gibi… En önemli konu defineciler. Bir sikke için bir siteyi yok edebilecek kadar acımasızlar. Herakleia'yı yok etmeden durdurulmalılar. Nasıl mı? Onu devletimiz bilir.
 
Sürecek…


8 Ağustos 2008  01:14:40 - Okuma: (863)  Yazdır




İstatistik