Yazı

Ve Kapatma Dâvası Bitti
Ve Kapatma Dâvası Bitti 

Etem Kutsigil

Anayasa Mahkemesi heyecanla beklediğimiz kararını verdi.

Saygıyla karşıladığımız bu kararı okuması sırasında, Anayasa Mahkemesi Sayın Başkanının şu sözleri çok dikkate değer. Bu uyarıları AKP’nin dikkatle ve defalaca okuyup, üzerindeuzun uzun düşünmesi gerekir.
“...Ben bu sonucun çok iyi tahlil edileceğine, değerlendirileceğine, analiz edileceğine ve ilgili siyasi partinin buradan alması gereken mesajı alacağı temennisinde bulunmak istiyorum. Burada kapatma kararı çıkmamıştır Anayasa'daki bu sayıyı yani 7 sayısını tutturamamış olmasından dolayı kapatma kararı çıkmamıştır ama, bu kararın sonucunda bu partiye bir ihtar kararı çıkmıştır, ciddi bir ihtar kararı çıkmıştır. Bu sonucun değerlendirileceğini ve gereğinin de yapılacağını umut ediyorum, tahmin ediyorum.”
Yüce Mahkemesinin AP nin kapatılmaması kararı, bir aklama (beraat) değildir. Yani, AKP’nin sütten çıkmış ak kaşık olmadığı, suçlu olduğu açıkça ifade edilmiştir. Buna rağnen parti neden kapatılmadı?
1. Yüce Mahkeme AKP kapatıldığı takdirde, doğabileceği yaygın olarak söylenen ekonomik bir krizin sorumluluğunu almak istememiştir. 
2. Yüce Mahkeme AKP’ye, kendisini toparlaması için bir şans vermek istemiştir.
Bu durumda Parti yöneticileri ne yapacaklardır? Ben iki ihtimal veriyorum.
1. Partililer, partilerinin ceza aldığını görmezden gelip, kapatılma tehlikesini atlatmanın sevinciyle, zafer sarhoşluğuna girebilirler ve maçlarda söylenen “Fincanı taştan oyarlar, ulusalcılara ...” diye başlayan şarkılar söyleyerek bildikleri yolda ilerleyebilirler, hatta daha da aşırıya kaçabilirler.
 2. AKP Yönetimi şapkalarını ortaya koyup, kendilerine “Biz nerede hatâ yaptık?” sorusunu sorarak, partilerine çeki düzen verebilirler. Memleketin onlarca büyük sorunu varken “türban sorunu, İmam-Hatip sorunu” gibi ikincil sorunları EKONOMİYİ DÜZE ÇIKARDIKTAN, YABANCILARA SATILAN BANKALARI GERİ ALDIKTAN, BORSA HİSSELERİNİ VE SATTIKLARI BUNCA KÂRLI KURUMLARDA TÜRKLERİN ELİNE GEÇECEK DÜZENLEMELERİ YAPTIKTAN SONRA diğer sorunları gündeme taşısınlar.  
Birinci seçenek gerçekleşirse, Vatanımızın geleceği bence çok, çok, çok büyük tehlikelere doğru götürülür. Zira inatlaşma kolaylıkla çatışmalara dönebilir ki, memleket kan gölüne döner.
İkinci seçenek gerçekleşirse, kendi iradeleriyle kendilerine “balans ayârı” yaparlar, gittikleri yolu Atatürk İlke ve Devrimleri doğrultusuna döndürürler. Memleketin, ekonomik ve siyasî hayatımızın muhtaç olduğu yasaları “nalıncı keseri gibi kendilerine yontmadan” çıkarırlarsa, eminim ki, bu gün kendilerine muhalif olanları bile kendi tarafına çekebilecektir.
Ümit etmek istiyorum ki, AKP ikinci seçeneği uygular ve memleketi öncelikle EKONOMİK yönden düze çıkarmaya çalışır.
Fakat AKP son seçimi kazandığında sevinenler arasında Güney Kıbrıs, Avrupa Birliği, ABD yöneticilerinin ve Barzani’nin olması, tarım alanlarımızın yabancılara satılabilme yolunun açılması, Suriye sınırımızın mayınlardan temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına İsrail’e verilmesi gibi duyumlar aldıkça ümitlerim uçuveriyor..
AKP yöneticilerine kendilerinden yaşça büyük bir ağabeyleri olarak tavsiyem şu;
Partinizin çoğunluğuna güvenip efelenmeyin, siyaset kahbedir, bir bakmışsınız ki, arkanızda kimsecikler yok.
Büyük Türk Hâkanı Alp Arslan’ın şu sözünü kulağınıza küpe yapın.
“Mağrur olma hâkanım, senden büyük ALLAH var.” *
 
 * Bu söz, Alp Arslan’ın vasiyeti üzerine, Padişahların tahta çıkışlarında ve Cuma namazlarına gidişlerinde bağırarak söylenirdi. Siz bu sözü Cumhurbaşkanı veya Başbakan milletvekili vs. olarak değiştirebilirsiniz.


31 Temmuz 2008  01:38:41 - Okuma: (1049)  Yazdır




İstatistik