Yazı

Artemis'e hakaret
Artemis'e hakaret 

Asil S. Tunçer

Artemis’e girişin ücretsiz olması ona bir hakarettir.

Euromos’a 5 YTL giriş ücreti konulurken Artemis’e 0 lira değer biçilmesi, kaderine terk edilmesi ve pislik içinde bırakılması bu kültür değerlerimize gösterdiğimiz saygısızlığı ve sahipsizliği gözler önüne seriyor. Sen kalk dünyanın yedi harikasından biri sayılan bir ören bir mabede ören yeri ve müze muamelesi yap ama girişi beleş tut. Giriş ücretini ücretsiz yapmak kimin yararına? 1 YTL olsun ama bir giriş ücreti olsun. Ayrıca içeriyi tozdan ve çöpten hele hele tuvaletsizlikten kaynaklanan umumi helâ vaziyetinden kurtarmak gerekiyor acilen. Buraya bir bekçi kulübesi ile bekçi şarttır. Ayrıca içeriye Artemis Tapınağının büyükçe bir maketi ve resimli bilgilendirmeler çok şık olur. hiç bilmiyorsanız ne yapacağınızı Bodrum’daki Mozole ya da Samos’taki Heraion’a bakın ne demek istediğimi anlayın. Hem Artemis’in hem de Efes’in şerefini kurtarmak manasına… Yoksa Wood haklımıydı; biz gerçekten eserlerimizin kıymetini bilmiyor muyuz?
 
İsa Bey Camii’ndeki mezar taşları niye müzeye kaldırılmıyor? Ya da daha iyi niye saklanmıyor? Cami avlusunun bir köşesine yığılan bu muazzam Türk-İslam eserlerinin itibarı bu karar mı? Her camiye girişimde önce bu taşlara gözüm takılır; acaba yerindeler mi yoksa çalınmış olabilirler mi diye…
 
Helenistik dönem mimarisi bakımından diğer eşsiz bir eser ise Belevi Mozolesi’dir. Belevi’den Tire’ye giderken uğradığımız bu anıtın çevre düzenlemesi yapılıp ziyarete açılması lazımdır. Kale’de öyle. Selçuk Kalesi hala niye ziyarete açılmıyor onu anlamıyorum. Kazı çalışmalarımı yapılacak yapılsın bir şey dediğimiz yok. O bölgelere girilmez koyarsınız olur biter. Bir ören yerinde kazı çalışmalarının devam etmesi kadar doğal bir şey olamaz. Yine bir ören yerinin ziyarete bir an evvel açılması kadar da yine çok normal ve güzel bir şey olamaz. Yıllardan beridir açılacak deniliyor; biz de bekliyoruz. Bakalım bu şahane kültür varlığımıza daha ilgisizlik ne kadar sürecek?
 
Aphrodisias’a giderken yolda gruptan bazılarının içi bulanıyor. Yollar hem dar hem de çok virajlı. Yeni müze çok güzel olmuş. Eskisinin çatısı onarıldıktan sonra eserler yağmurdan kurtuldu. Yalnız traktörle yolcuları otoparka taşıma hadisesinde ciddi kaygılarım var. Hierapolis öreniyle ilgili daha önce de bahsettiğim gibi bir kapıdan diğerine yürüme olayında güzergâh uzun olduğu için yaşlı gruplarda sorun oluşturuyor. Öte yandan akülü araba olayı da pek oturmadı sanırım. Asıl sorun Pamukkale’nin günden güne yok olması. Bunda birçok etken söz konusu.
 
Pamukkale’de bitmeyen sorunların başında gelen tahribat ve kirlilik sorunlarından ilkini çözmek için ayakkabısız da olsa travertenlerde yürüme kaldırılmalıdır. Çünkü basılarak yapılan insan ağırlığı yüküyle ve sürtünmeyle jel şeklindeki genç travertenler çökelemeden deformasyona uğruyorlar. Yürüyüş için grupların kullandığı ilk girişe bakın safi çıplak kayaçlardan ibaret. Zaten ayakkabı yasağına yüzde yüz uyan da yok. İkincisi salınan suyun aşağıda biriktirilip tekrar kullanılmak üzere geri pompalanması gerekir. Hem traverten oluşumu için çok gerekli bu suyun geri kazanılması hem de araziye salınarak çok kireçli bu suyla verimli toprakların öldürülmesinin önüne geçilmesi için. Unutmayalım bu su sonsuz değil ve bir gün bitecek ve o gün çok yakın.
  
Priene’de İskender Evi ve Tapınağı olarak bilinen ev yapısında bakımsızlık hakim. Hele Kibele Tapınağı’nı şahsen çok kötü vaziyette buldum. Batı Kapısı’nın bakımdan geçirilmesi gereken Priene, bir Helen kent mimarisi açısından eşsiz değere sahip. İçerisini adeta çöplüğe çevirmeye çalışanların bunu bilmeleri gerekmektedir. Milet’teki müzeyi süratle bekliyoruz ama Priene’de niye bir müze yok. Bu kadar fakir mi bulgu yönünden Priene Öreni? Didim kasabası hızla kentleşirken tarihi mirasını boğuyor. Dydmaion da bunlardan biri. Bir kere yolun daha farklı bir yerden geçmesi gerekli. Ana yol olarak kullanılan ve Apollon Tapınağı’nın önünden geçen yol resmen kazalara davetiye çıkarıyor. Otopark sorunu ise diğer bir handikap. Burada da aynı şey. Bana göre Didim’de de bir müze oluşturulması lazım. 
 
Bodrum Kalesi’nde keşke her gün açık olsa salonlar… Bu nedenle Pazartesi ziyaretçileri şimdilik şanssızlar. Ayrıca felç olan Bodrum trafiği gelecekte kentin en büyük sorunlarından birini oluşturacak. Kale’ye yolcu getiren araçların park yeri ve içeri giriş zorlukları derhal çözülmezse şayet daha çok Bodrumluların ve ziyaretçilerin başını ağrıtacak…
 
Sürecek…


30 Temmuz 2008  11:40:42 - Okuma: (581)  Yazdır




İstatistik