Yazı

Harvard’la İki Hafta–4
Harvard’la İki Hafta–4 

Asil S. Tunçer

Aziz Yuhanna Bazilikası ve Artemis Tapınağı

Selçuk’taki Aziz Yuhanna Bazilikası’nı ziyaretlerde en dikkat edilmesi gerekli kurallardan biri olmalı-kılık kıyafet konusu. Dini bir mekânı ve çok önemli bir şahsiyetin kabrini ziyaret hususu söz konusu olunca çok dikkat edilmeli. Meryem Ana’da da öyle… Burası bizim bir kültür varlığımızdır ve ilk önce bizim saygı göstermemiz ve göstertmemiz gerekmektedir. Okul çıkışlarında lise talebelerinin kaçamak yeri değil, gitar dinleyen gençlerin bira içip türkü söyledikleri bir mesire yeri hiç değildir. Hele plaj kıyafetleriyle girilen yerler hiç olmamalıdır. Burası tek bilet kesilip içeri turist alınan bir yerden çok daha öte farklı bir misyonuna sahip olmakta dini bir çekim merkezi görevini üstlenmektedir. İçerde yeterli görevli sayısı olmadığından Aziz Yuhanna mezarının üstünde bağdaş kurup oturarak poz verenleri mi ararsınız yoksa duvarların üstünde cambazlık yapanları mı sorarsınız… Yıkıntılar arasından el ele tutuşarak çıkan çiftlere kadar türlü türlü insan tiplerine rastlamak mümkündür. 
 
Aziz Yuhanna Bazilikası’nda beni en çok rahatsız eden konuların başında dışarıda ve içerde ellerinde sahte sikkelerle gezen ve bunları turistlere satmaya çalışan şahıslardır. Turistlere gerçek para diye yalan söyleyen ve gelip bize sorduklarında gerçeği öğrenen turistlerin bunları almaktan vazgeçmeleri halinde bize kızan ve söylenen bu vatandaşların acaba illegal bir işle iştigal ettiklerinden haberleri yok mudur? Veya bu insanları denetleyen veya takibe alan kolluk güçleri nerededirler? Aynı durum Artemis Tapınağı’nda da mevcuttur. Bu işin yasal bir prosedürü neden bulunmaz? Aziz Yuhanna Bazilikası’nın girişindeki dükkânlarda bir düzenleme ve çiçeklendirme yapılması ne kadar hoş olur; çiçeklerle bezeli kâffeler ve park alanları bu çevrede özellikle ihtiyaç hissedilen gereksinimlerdendir.
 
Artemis Tapınağı’na yetkililerin en son ne zaman gittiğini çok merak ediyorum. Burada tuvalet olmadığı için Türk eserlerinin kalıntıları tuvalet haline getirilmiş, nundan haberiniz var mı? Sıkışan ve tuvaleti gelen insanlar buradaki çoğunluğu bilinmeyen ve çok metruk haldeki Türk dönemi eserlerini (iğde ve zakkum ağaçlarının arkası) hacet gördükleri yer(ler) haline getirmişler; ecdat yadigarı bu yerler maalesef umumi helâ vazifesi görmektedir. İlgisizlik ve bakımsızlık burada kol gezmektedir. Çevre düzenlemesi ve ören yeri tanzimi yapılmamış olan Artemis Tapınağı’na girdiğinizde önce bir toz ve toprak bulutu ardından düzensiz ve kontrolsüz bir şekilde burada satış yapıp ekmeğini kazanmaya çalışan insan kalabalığıyla karşılaşırsınız ve turist grupları şaşkın vaziyette bu tabloya her gün tanık olurlar. Çünkü burası dünyanın yedi harikasından biridir yalnızca temeli de kalsa. Bodrum’daki Mozole’de diğer yedi harikadan diğeri. Çok şanslıyız çünkü bu yedi harikadan ikisi ülkemizde. Bodrumlular, Mozole’yi çiçek gibi yapmışlar. İçerisi pırıl pırıl; mozole filan yok ama içerde bulunmaktan ve oyalanmaktan keyif alıyorsunuz. Peki ya Selçuklular ne yapmışlar? Artemis’i tuvalet yapmışlar. Yani içine etmişiz; etmeye de devam ediyoruz. Artemis Tapınağı’nı tuvalet yapan zihniyet belki 150 yıl önce de aynı zihniyetti ki bu esere sahip çıkamadı; sahiplenemedi ve sonunda da elinden kaçırdı; başkalarına kaptırdı. Ne yazık ki 1,5 asır sonra değişen bir şey yok; Artemis hala sahipsiz, ve sahipsiz olmaya da devam edeceğe benziyor…
 
İlgisizlik ve buna bağlı bilgisizlikle başa çıkamamamızın sonucunda ortaya çıkan sorunlarla boğulduğumuzun ama bu halimizden bizi yönetenlerin pek umurlarında olmadığı başka bir durumda ilçedeki diğer mevcut Türk eserlerine karşı yapılan saygısızlık ve gösterilen ilgisizlik insanı çileden çıkaracak cinstendir. Mevcut hastanenin köşesinde yer alan Sığla Bey Türbesi bunlara en canlı örnektir. Acaba Selçuklular her gün bu terk edilmiş eseri görmekten rahatsızlık duymuyorlar mı? Yer yer oyuk bedeni ve yıkık viran kapısı ile yılların ihmaline dayanmaya çalışan ve çevresindeki çöp, bira-şarap şişesi kırıklarıyla yaşamaya çalışan bu zavallı yapıyı ben her gördüğümde içim parçalanıyor; siz bir şey hissetmiyor musunuz?  Çözüm değil ama İsa Bey Kümbeti gibi bunu da camiye çevirin en azından olsun bitsin. Bari çevresini temiz tutarsınız bu şekilde. Atalarımızda aynı şeyi yapmışlar; bakmışlar ilgisizlikten yıkılacak, çevir camiye bari ayakta kalsın. Ama bu sefer lütfen alınlık süslenmesinin orta yerine hoparlör çakmayın. İsa Bey Kümbeti’ndeki alınlık süslemelerinin orta yerine çakılan hoparlör nihayetinde (Sayın Hasan Ali Göksoy Hocamızın uyarısıyla) müftülükçe kaldırıldı.
 
İsa Bey Camii’ne gelince Allah aşkına camiinin minarelerine bir bakın. Bu minareler böylesi bir esere yakışıyor mu? Bu ne bakımsızlık ve bu ne ihmaldir? Şayet, Avusturyalıların gelip restore etmesini bekliyorsanız daha boşuna beklersiniz. Adamların derdi Helen ve Roma ve de Bizans. Avusturyalılar Türk-İslam eserleriyle ilgilenmezler. Burada ‘hazıra konma’ ve ‘bir başkası gelsin, yapsın; bize ne!’ mantığı yürümüyor… Açıkçası iş başa düşüyor. Pamuk eller cebe. Selçuklular eserlerine ve kültürlerine sahip çıkmalılar; bunu çocuklarına ve torunlarına da öğretmeliler. Şahsen bu konuda yapılacak her türlü çalışmaya maddi ve manevi destek olmaya hazırım. Türkiye’nin en güzide ilçelerinden Selçuk, Efes’iyle ve Ayasuluk’uyla Küçük Asya’ya başkentlik yapmış bir yerleşim binlerce yıldır. En azından bu yönüyle tarihin kesintisiz devamı niteliğiyle Selçuk ve Selçuklular çok özel bir konuma sahipler. Haksız mıyım?
 
Sürecek…


21 Temmuz 2008  17:29:07 - Okuma: (1132)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik