Yazı

Oku Bakalım
Oku Bakalım 

Nuri Gökgöz

Oku Bakalım

“Bu dünyada yaşıyorsak, okumalıyız,
Her gün, gazete, ayda bir kitap alalım.
Doğruyu, yanlışı kendimiz bulmalıyız,
İşin erbabı ne yazar; oku bakalım”

Sıla bülbüllerinden nefesimin sesi Muharrem Karaoğlan 13 Temmuz 2008 günü taze bir şiire imza atmış. OKU BAKALIM başlıklı. Ben de yazıma, bu anlamlı ve ders veren şiirden, alıntılar yaparak yazıma devam etmek istedim. İlk mısrasında nasıl da bizleri tasvir etmiş değil mi?

Ne kadar haklı olduğunu, benim ifade etmeme gerek yok sanırım. Çevreme bakıyorum, tabi ki bunların içinde, ben de dâhil olmak üzere sayıca çok insanımız var.

Muharrem Kardeşim, şiirinde birde resim kullanmış. Baktıkça bakasım geldi. Neden diyeceksiniz beklide. Yaptığımız yolculukları anımsadım. Yaşamım boyunca kaç kilometre yol yaptım ben de bilmiyorum inanın. 12 yaşından bu yana Van, Erzurum, Adana, Kırklareli Karadeniz bölgesi hariç gezmediğim yer kalmadı. Kâh okul, kâh görev gereği Evliya Çelebi misali dolaştım. Yaşım şimdi 51. Yaptığım kilometreleri varın siz hesaplayın gayri.

Ne yazacağımı unutmadan konumuza döneyim. Ben böyleyim işte, başladım mı başka konulara dalıp gidiyorum. Geçen sene Aydın’a giderken İnci KIRAY kızımızdan bir kitap aldım okumak için. Gidiş ve dönüş arasındaki geçen zaman içinde okuyabildiğim kadarını okudum. Güzel bir kitaptı. Ne o kitabı bitirebildim, ne de İnci kızımdan aldığım o kitabı iade edebildim.

Muharrem Karaoğlan’ın şiirindeki ”İşin erbabı ne yazar; oku bakalım” diye bitiyordu ilk mısrasının sonu. Utandım kendimden biliyor musunuz? Kalan on altı sayfayı bitirdim ve iş çantama koydum İnci KIRAY’ın kitabını teslim etmek üzere.

Evet değerli okurlarım ikinci mısrasında diyor ki Muharrem KARAOĞLAN;

“Bir paket sigara parası, kitap eder,
Sigara öldürür de, kitap ihya eder.
Yolda bile kitap okur, ecnebiler,
Deli mi ne bunlar.. sen de oku bakalım”

Şu sigaraya verdiğim paraya gerçekten acıyorum ama vazgeçemiyorum işte. Hesabını yapmakta istemiyorum. Yaparsan kızıyorum kendime. Binlerce kitap alabilirdim aslında içtiğim sigaraya harcadığım parayla. Zaman çok mu geçti asla geçmedi. Ama bırakacağım en kısa zamanda sigara beni bırakmadan. Hem üstünde de yazıyor bizde okuyoruz. Gelin şimdi beraber okuyalım neler yazdığını. Ön yüzünde “Sigara içmek öldürür” arka yüzünde ise “Sigarayı bırakmak için doktorunuzdan ve size en yakın sağlık ocağından yardım isteyiniz”.Ahh be muharrem kardeşim bir şiir yazdın bak konu nerelerden nerelere gitti. Okumadan bahsederken sigaraya geliverdik. Biz yine şiirimize devam edelim üçüncü mısraıyla.

“Alışmışız,renkli medya,televizyonlar..
Elimizde kumanda, çeşit çeşit kanallar.
Doğru mu, yanlış mı, hep anlatırlar,
İşin özüne var, kendin oku bakalım”

Bu satırlarda altı yazılı filmler geldi gözümün önüne, kulakların çınlasın Muharrem Kardeşim. Ben de çok kızardım altı yazılı filmlere. Boşa kızmışım demek ki. Aslında okumayan bizleri zorla okutuyormuş öğle değil mi? Ben çocukken babam gelen misafirlere kitap okurdu gaz lambasının ışığında. Şimdi elektrik var ama bizler televizyon izlemekten kitap okumaya zaman ayıramıyoruz. Bundan sonra hep altı yazılı filimler izleyeceğim okumak için. Şimdi sizlerde bana Muharrem KARAOĞLAN’ın dediğini diyeceksiniz biliyorum ben sizden önce sözü bu değerli şairimize bırakayım.

“Lafla peynir gemisi yürümez derler,
Körle yatanlar, hep şaşı kalkarlar.
Kitabın içinde saklıdır, ne hayatlar,
Kader deyip de vazgeçme, oku bakalım”

Evet haklısınız değerli okurlarım. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Sözümü geri alıyorum. Bu günden sonra ne zaman boş vakit bulsam kitap okuyacağım. Kendi adıma söz veriyorum, Haydi sizler de söz verin bana. Boş zaman dedim de Öğretmen arkadaşın Ali Ölmez’in sözü geliverdi aklıma. Bir gün sohbet ederken bana demişti ki; “Boş zamanlarda kitap okurum der bazı arkadaşlarımız ama kitap okumak boş zamanı değerlendirmek değildir. Kitap okumak en değerli zamanlarımızdan birisidir” Çok doğruydu aslında bu sözler. Bizler öğretmen olarak elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor. Bu görevi de bakın Şairimiz nasıl anlatıyor bizlere.

“ Öğretmenler, manşetten yazıldığı zaman,
Kütüphaneler, hınca hınç dolduğu zaman,
İşte memleket, bir cennet olur o zaman,
Aklın yolu nerden geçer, oku bakalım”

Son noktayı koymuş Muharrem KARAOĞLAN şiirinde. OKU BAKALIM. Bu söze kulak verelim değerli okuyucularım okuyalım okutalım. Kitap alalım Kitap dağıtalım. Bakın Denizli’de faaliyet gösteren Girenizliler Derneği her yıl kampanya başlatıyor okuyan yavrularımız için. Okumak ve okutmak için neyi bekliyoruz. Muharrem KARAOĞLAN’a yazacağım şiirin karşılığını bekliyorsunuz değil mi?

Farkındayım değerli okurlarım. Haydi o zaman, işte şiirim.

OKUYAN TÜRKİYE

İki göz bir beyin ne ararlardı bilmem,
Yürüyorlardı el ele, bizim caddede,
Merhabalar deyip, selamladım onları,
Gülümsediler, sandılar beni “Ay dede”,


Dede olduk ya, dinlerler dedim kendimce,
Önce, harfleri yazdım toprağın üstüne,
Devamı geldi, hece ve kelimelerle,
Sordum, akan ırmakların yolu nereye?

Dediler, okumamız yok sorma nafile,
Ama; biliriz, süzülür gider denize,
Örtünen bir sır varsa, söyler misin bize,
Nasıl durur, dumanlı sular gökyüzünde?

Başlamıştı merak, gerek var öğretmene,
Verdim kalemleri, iki gözle beyine,
Destek olun yarınlar için, eğitime,
Muhtacız bu vatanda, okuyan gençliğe,

İki gözle beyin, dinlemişlerdi beni,
Yol açmıştı onlara, nefesimin sesi,
Haydi; siz de verin, o dost ellerinizi,
Örnek olsun âleme, “OKUYAN TÜRKİYE”.

14.07.2008 Nuri Gökgöz (Toprağın Sesi)

Bu yazımın ilham kaynağı Nefesimin sesi Muharrem KARAOĞLAN’ın güçlü kaleminden çıkan yazımın da başlığını oluşturan “OKU BAKALIM” şiiridir. Kendisine teşekkür ediyorum.


15 Temmuz 2008  12:07:03 - Okuma: (1479)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik