Yazı

Ciğerlerimiz Yanıyor Ciğerlerimiz
Ciğerlerimiz Yanıyor Ciğerlerimiz 

Özcan Nevres

Kırılasıca eller yurdumuzun akciğerleri olan ormanlarımızı yakıyor.

Kimi yasak olduğu halde anız yakarak, kimi orman içinde mangal yakarak güzelim ormanların yanmasına neden oluyorlar. Oysa bir ülkenin zenginliği sahip olduğu ormanlarla ölçülür. Peki, bunu bu beyinsiz takımına nasıl anlatacağız? Orman yakmak ve yanmasına neden olmak cinayettir. Yaktıkları ormanların içinde ne kadar canlının yanarak yok olduğunu neden düşünmez bu insancıklar? Hiç mi bunun günahından korkmazlar? Hiç mi vicdanları sızlamaz.
Orman bir ülkenin en büyük zenginlik kaynağıdır. Hele hele Türkiye gibi susuzluğun kıskacında olan bir ülke için orman gözümüz gibi korumamız gereken bir servettir. Şu iyi bilinmelidir. Yağmur ormanın anasıdır. Orman varsa yağmur yağar. Bu konuda bir örnek vereyim. Datça’dan İzmir’e doğru yola çıktığımda pisem pisem bir yağmur yağıyordu. Emecik köyü ormanlık alanına girdiğimde yağmurun şiddeti iyice artmıştı. AKTUR ormanlık alanını geçtiğimde yağmur yine çiseleme durumuna geçmişti. Marmaris’in yoğun ağaçlı ormanlarının alanı içerisine girdiğimde ise silgeçler arabamın camını silmekte yetersiz kalıyordu. Bu durum ormanın yağmur yağdırmasında ne kadar etkili olduğunu açıkça göstermektedir.
Geçmiş yıllarda yağmura gereksinim olduğunda, hava bulutluğunda gözlerimizle Bozköy ormanları üzerinde oluşacak bulutları arardı. Zira o ormanın yağmurun yağmasında ne kadar etkili olduğunu bilirdik. Demir fabrikaları kurulduktan sonra o güzelim orman kasten yakıldı. Yakılmasının nedeni de o fabrikaların bacalarından doğaya salınan küllerin ve gazların o ormanı kurutacağı biliniyordu. Yaktıkları orman için çok da akıllıca bir kılıf uydurmuşlardı. TIR a yüklenen sıcak putrel demirlerden kıvılcımlar çıkmış da yangına neden olmuş. O demir fabrikaları yalnızca Bozköy ormanlarını yakmakla kalmamış, hem kuraklığa neden olmuş, hem de külleriyle Menemen ovasındaki bitkilerin üzerini bir yorgan gibi kapatarak tarımdaki verimliliği ve kaliteyi olabildiğince düşürmüştür.
Tarım ve Orman Bakanı Belçika’nın yüz ölçümü kadar yeni orman yetiştireceklerini söylüyor. Peki, yakılan ormanların yüz ölçümü ne kadar? Belçika’nın iki katı mı? Kuşadası’nda bin iki yüz hektar orman yanmıştı. Bakanlarımız hemen açıklama yaptılar. Yanan ormanın küllerinde yeni bir orman yaratacağız diye. Peki, ne oldu? Aradan geçen bunca zaman içinde o alana tek bir fidan dikildi mi? Ne gezer? Alan olduğu gibi sözüm ona bir madencilik işletmecisine taş ocakları işletmesi için tahsis edildi. Orman konusunda zihniyet bu oldukça ve değişmedikçe bu ülke bırakınız tarımsal sulamaları, içecek bir yudum suya dahi muhtaç olacaktır. Yıllardan beri yazmaktayım. Kutuplarda buzulların çözülmeleri nedeniyle iklim beş yüz kilometre kuzeye kayacak ve Türkiye çöl ikliminin etkisinde kalacak diye. Ve bu konuda önerilerim de olmuştu. Ne idi bu önerilerim? Öncelikle her dere yatağına setler yapılması ve böylece yağmur sularının denize akması mümkün olduğunca önlenmesidir. Bu bentçiklerde toplanan sular hem çevresinde yeşil bir alan oluşmasına hem de yeraltı sularının zenginleşmesine neden olur. Sulama amaçlı bentler ve küçük barajlarla da kuraklığa karşı yeteri kadar çoğaltılmalıdır. Daha açık bir söylemle yağan yağmurların suları denize akmamalı ve mutlaka depolanmalıdır. Bilim adamları da bu konuda yıllardır uyarılarını yapmaktadırlar ama dinleyen kim? Bir bardak suya muhtaç olunduğunda ne söylediğimiz anlaşılacaktır ama ne yazık ki iş işten geçmiş olacaktır.
Cafcaflı sözlerle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Melen çayının suyunu umar olarak İstanbul halkına yutturmuştu. Oysa yine kendi ifadelerine göre Melen çayında su kalmamış. Yapılan trilyonluk yatırımlara rağmen İstanbul yine Karadeniz’in az tuzlu suyuna muhtaç kalmış. Onca yatırımı yaparlarken nedense çayı bentler ve barajlarla desteklemek akıllarına gelmemiş.
Ormansız ülkeler kuraklığa ve erozyona teslim olmuş ülkeler demektir. Bu olumsuzluktan kurtulmanın en akılcı yolu ise yağmur duaları değil, tarıma elverişsiz tüm alanların ağaçlandırılmasıdır. Bu da dere yataklarına bentler ve setler yapılmasıyla mümkün olur. 
Özcan Nevres   www.ozcannevres.com


12 Temmuz 2008  10:08:06 - Okuma: (479)  Yazdır




İstatistik