Yazı

Harvard’la İki Hafta–2
Harvard’la İki Hafta–2 

Asil S. Tunçer

Yokolan Efes

Efes turu için otelden erken çıkış yapıp sıcağa kalmama planları yaparken hiç beklenmedik bir engelle karşılaşıyoruz. Selçuk’taki Nilya Otel’inin sabah 08.00’den önce kahvaltı vermeme prensibiyle... Bu uygulama Bodrum otellerinin de çoğunluğunda var. Bodrum’da bir otelden erken kahvaltı istenmesi tepkiyle karşılanıyor. İlk gün ikna ettiğimiz yönetime ikinci gün mecburen teslim oluyoruz. Bu benim tüm hareket saatlerimi yeniden gözden geçirip gün içindeki program akışını tekrardan düzenlemem anlamına geliyor. Allah’tan aracım Turkuaz ve dar sokaklarda ilerleyip otel önünden alma-bırakma yapabiliyorum. Kahvaltı için otelin küçük ama çok şirin bahçesindeyiz. Bu dinlendirici bu mekânda tek hoşuma gitmeyen şey bahçedeki köpek. Hayvanları çok seven Amerikalılar bile köpeğin kahvaltı masalarının etrafında dolaşmasından pek hoşnut değiller ama hayvan hakları adına olsa gerek seslerini çıkarmıyorlar.
 
Sabah gemi turlarının Efes’e giriş saatine yakalanıp kalabalıkta bloke olmamak için alt kapıdan giriş yapıyorum. Tiyatro ve Kütüphane bölgesine geldiğimizde biz, yukarıdan aşağıya inen gruplarla yer değiştirmiş olacağız. Meryem Kilisesi’nde ayinlere artık izin verilmiyor. Bu uygulama bir önceki turumda da karşıma çıktı. Grubum arkeoloji ve sanat tarihi ağırlıklı olduğundan bu hususta bir sıkıntım yok. Müzeden aldığımız özel izin gereği Liman bölgesindeyiz. Alüvyonla dolan Antik Liman’daki gür dikenleriyle kaplı Bizans Duvarı’nın arka tarafına geçmek isterken koyun ağıllarını bekleyen iki iri köpekle karşılaşıyoruz. Geçen turumda bu ağılda çobanlarla karşılaşmış ve köpeklerinin bağlı olup olmadıklarından emin olduktan sonra limana yönelmiştim ama bu sefer adamlar yoktu ve köpeklerin başıboştu.
 
Liman’dan Tiyatro’ya doğru uzanan mermer caddede herkes fotoğraf çekme telaşında çünkü manzara muhteşem. Liman Caddesi gibi büyüleyici bir mekânın herkese ziyarete açık olması lazım. Buradan Kütüphane’ye ve oradan Herakles Kapısı’na kadar ki yapıların büyüleyici güzelliği başka bir antik kentte yok. Bu anlamda Efes’e hala hakkını ver(e)mediğimizi ve yeterince değerlendir(e)mediğimizi düşünüyorum. Bir Pompey, bir Palmira veya Petra’dan hiçbir eksiği olamayan Efes için Avusturyalılara teslim olmak yerine bizzat kolları kendimiz sıvamalıyız.
 
Belki bundan daha da önemli bir başka mesele de; Efes’te bulunan eserlerin her geçen gün çeşitli etkenlerle tahribata uğraması. Başta artan hava kirliliğine bağlı olarak yağan yağmur damlalarında bulunan asit ve yüksek karbondioksit ile ören yerinde içilen sigaralardan düşen küller ve sonrasında atılan izmaritler. İşin bir başka boyutu ise taşların ellenmesiyle eldeki ter ve asidin mermer yüzeyleri aşındırması. Buna en bariz örnek Nike’nin her geçen gün küçülen göğsü. Kızcağız bundan 15–20 yıl önce daha büyük göğse sahipti fark ettiğim kadarıyla… Her gün yüzlerce elin temasından kızcağızın göğsünde sarı-kahve bir renk almış durumda ve ben bir 10 yıl sonrasını düşünemiyorum. Aynı şey tıp sembolü için de geçerli… Bu eserlere ellerini ya da kollarını sütun ve kaidelere dayayarak veya anlatırken parmakla ayrıntıları gösterip anlatım yapan rehberler ister istemez büyük bir aşınma ve yıpranmaya neden oluyorlar. Ardından da elerini taşların yüzeylerine koyup fotoğraf çektirenler… Herakles Kapısı’nda ellerini iki yana açtırıp fotoğraf çektiren meslektaşlarımın bu tarzlarına hiçbir anlam veremiyorum; bu tür bir rehberliği nerden ve kimden öğrendiler ve gruplarına bu hareketi neden yaptırtırlar kesinlikle bilmiyorum.
 
Mermerlerin üzerlerine anlatım amaçlı şekiller çizmekten tutun da bazı gruplarda metal sayalı veya topuklu ayakkabı giyen hanımların ayak darbeleriyle oluşan aşınmaya kadar ve açıkta bırakılan yaklaşık 15 asırlık su künkleri üzerinde zıp zıp zıplayan çocuklardan öteye fotoğraf çektirmek amacıyla, yapıların en yüksek noktalarına çıkarak olmadık şaklabanlıklar yapan ziyaretçilerin verdiği zarara kadar türlü şekilde Efes’e yapılan sayısız tahribat… Yapılacak en doğru uygulamaların başında içeride görevli güvenlik görevlisi sayısını arttırmak, elle dokunulması muhtemel eserleri şeffaf cam ya da plastik korumaya almak, hatta orijinallerini müzeye kaldırıp yerine alçı kopyalarını koymak, yürüme ve girme alanlarına sınırlama getirmekle birlikte tahta satıhlar üzerinde yürüyüş gerçekleştirmek. Hatta içeriye başında rehber olmadan grup alınmasın. Efes’i salt para basan bir makine değil de ilerideki kuşaklara da miras bırakacağımız bir kültür mirası olarak algılayalım.
 
Efes’in başka bir sorunu da aşırı sıcak ve yağmurlu havada tur yapmanın zorluğudur. Eskiden Efesliler, cadde kenarlarına revaklı kaldırımlar inşa ederek çözümlemişler bu sorunu. Bugün bu niye olmasın? Biz 1.500–2.000 yıl önce yaşamış insanlardan akılca daha mı kıtız? Her yer olmasa da en azından belli noktalara ve güzergâhlara gölge yapacak ve yağıştan koruyacak portatif özel siperlikler, gölgelikler yapılabilir. Bunun maliyetini ve minnetini Efes size hem de fazlasıyla en kısa zamanda geri çevirecektir artacak ziyaretçi sayısı ve kışın da gerçekleştirilecek bazı ekstra turlarla. Üst Kapı’nın yeri ve konumu çok kötü; oradaki yığılma Meryem Ana’dan inen araç ve yukarıdaki cepten dönmeye çalışan araçların meydana getirdiği trafik ile dış sürgü nedeniyle daralan girişte sıkışan insanlar… Asıl, turnikelerden giriş yapılırken buradaki sürgülü kapıdan neden giriş yapılırcasına suni bir daralma yaşatılır ziyaretçilere onu bir türlü anlamam.  
 
Alt Kapı ve Üst Kapı düzenlemeleri yeniden yapılmalıdır. Alt Kapı’daki otopark hâlihazırda Et ve Balık Pazarı’nın tam üstündedir. Burada yerin altında bulunan kalıntılara her gün binlerce ton ağırlıktaki otobüsler basınç uygulamaktadır. Meryem Kilisesi’ni gezen bir ziyaretçi hem kiliseye giderken hem de gezi sonunda gerisin geriye Alt Kapı’ya yönelmekte ve ancak o şekilde dışarı çıkabilmektedir. Stadyum, deve güreşi alanı olmaktan kurtarılmalı bu yapıya ve çevresine verilen tahribatın önüne geçilmelidir. Her şey para ve rant değildir.
 
Tarihe zarar vererek değil, aksine onu koruyarak ancak zenginleşir, para kazanabiliriz.
        
Sürecek…


10 Temmuz 2008  10:01:45 - Okuma: (1528)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik