Yazı

Sende Ben
Sende Ben 

Ümran Songun

Sensizliğe üşüdüğüm gecelerde, ellerimi tutardın düşlerimde. Hayalinle ısınırdı üşümüş duygularım.

Saçlarını okşardım, hissederdim parmaklarımdan akışını ve kokunu, nefesini koklardım bir gül gibi içime çekerdim her zerresini. Önemsediğim en büyük varlığımdın biliyorsun, ben de bildiğini biliyorum. Beni özlediğini de...

Hiç birbirimizi üzmedik, her ikimizin de oynaması gereken roller vardı ve bunu çok iyi biliyorduk. Oynadık... Sen benim, ben de senin rolümüzü çok iyi oynayacağımızı birbirimizden daha iyi biliyorduk. Emindik... Sevgini hiç eksik etmedin bana karşı ve bende bütün hücrelerimle sana karşı... Sevgiyle besledik uzaklıklarımızı, sırlarımızı, dualarımızı, umutlarımızı... Söyleyemediklerimiz vardı, söyleyemediklerimizi bakışlarımızla yüreğimize kazıdık. Koparmadık tutunamadıklarımızı, inatla tutunduk hayata. Umut dolu beklentilerimiz oldu hep bizi hayata bağlayan. Seni uzaklara iterken ben, biliyordum bunca zor olacağını ve sana ve bana çok koyacağını. Yine de aldırmadık öyle değil mi? Doğruyu söyle kırgın mı, benim gibi buruk mu yüreğin?

Yine de hayata dört elle sarılma azmini seviyorum, seni sevdiğim gibi çok ama çok seviyorum. Sen hayattan hak ettiğin her şeyi alacaksın, almaktan çok vermeyi biliyorsun ve verdiğin her şeyin sana fazlasıyla geri döneceğini de... Ben beklentilerini karşılamak arzusuyla yaşıyorum. Sana, seni doyuruncaya dek sevgimle beslediğim yüreğinden yakın olduğumu biliyorsun. Ne kadar uzak olsa da mesafeler, sıcaklığını duyacak kadar yakınım sana... Böyle miydik eskiden? Sana nefesimle güç verirdim önceleri, sıcak öpücüğümü kondururdum o gül yanağına, şimdi telefonun soğuk dokunuşunu kulağımda hissedip titreşimlerimle güven veriyorum sana ve parmak uçlarımdan göz bebeklerine gönderiyorum hasretimi, sevgimi ve gücümü.

Sıcacık, minik ellerinle, gülen gözlerin yetiyordu bu gidişe. Yokluğuna bir an bile dayanamam sanırdım, şimdi aylara,mevsimlere, yıllara dayanır oldum. Yine de yüreğim koca koca sevgilerle dolu belki de yokluğunu bastırıyorum koca sevgilerle boğarcasına kendimi. Belki de şaşıyorsun bütün bunlara nasıl dayandığıma?

Şimdi sen uzaklardasın. Biliyor musun seni ne çok sevip nasıl özlediğimi? Belki bir gün burada yeniden başlayacağız hayata. Kaldığımız yerden... Ben kitap okuyacağım sana, seni ayağımda sallarken ve sen yine bana sorular soracaksın. Mavi mavi bakacaksın gözlerimin derinliklerine. Mis gibi kokan saçlarını koklayıp uykuya dalacağım belki. Müzikle uyandıracaksın beni. Sabah saçlarını tarayıp okula bırakacağım seni. Bıcır bıcır etrafımda dolanıp o günü anlatacaksın. Akşam ben yemeği hazırlarken sen masayı hazırlayacaksın. Sonra beraber ders çalışacağız, sorular soracağım sana. Hiç takılmadan cevaplayacaksın. Bak!.. Yağmur yağıyor... Sen olsaydın, camdan bakar şarkı söylerdin şimdi. Şemsiyeyi alır balkona çıkardın. Çok özledim o günleri biliyor musun? Beraber oynadığımız oyunlarımızı özledim. Sarılıp ağladığımız, katıla katıla güldüğümüz günleri özledim. Yürüdüğümüz yolları, dengede durduğumuz kaldırım taşlarını özledim. Sana hiç kızamadım ben biliyor musun? Çünkü sen beni hiç üzmezdin ve hiç üzmedin...Sana güvenmek gibi bir hakkım olduğunu biliyorum. Seninle ne kadar çok gurur duyduğumu da biliyor musun? Seni özlemekten yoruldum, yorgunum! Bir sen kaldın tutunmaya, eğer takvimler yeterse...


23 Haziran 2008  10:51:02 - Okuma: (1790)  Yazdır




İstatistik