Yazı

Sözcüklerin Geçmişi
Sözcüklerin Geçmişi 

Ahmet Mocan

Bu yazımda, kullandığımız bazı sözcüklerin, atasözlerinin, deyimlerin nereden geldiklerini; nasıl oluştuklarını anlatmaya çalışacağım. Daha önce de buna benzer bir yazı yazmıştım, yine biriktirdim, sizinle tekrar paylaşmak istedim…

 Öncelikle 1402 yılına, Ankara Savaşı’na gidelim. Bilindiği gibi Ankara Savaşı, Yıldırım Bayezid komutasındaki Osmanlı ordusu ile Timur komutasındaki Büyük Timur İmparatorluğu arasında olmuştur. İki ordu Ankara’nın Çubuk Ovası’nda karşılaşmış, Osmanlı Devleti savaşı kaybetmesi sonucu Fetret Devri’ne girmiştir.
 Neyse bu kadar tarihe dalmaya gerek yok. Bahsetmek istediğim o değil. Bu savaşın yapıldığı ovanın bir bölümünde bugün, “Esenboğa” havalimanı vardır. Orasının çok ‘estiği’ için bu adı aldığı sanılır; ama öyle değildir. Esen Boğa, daha doğrusu “İsen Buga” Timur’un komutanlarından biridir. Timur’un savaşı kazanmasında büyük rolü olan İsen Buga’nın karargâhını kurduğu yer, bugün Esenboğa Havalimanı olarak anılmaktadır. Zaman içinde “İsen Buga”, “Esenboğa”ya dönüşmüştür.
 Gelelim Kânî Efendi’ye… Divan şairi Tokatlı Ebubekir Kânî Efendi, Bükreş’te Ulah beylerinin hizmetinde bulunduğu sırada, Voyvoda Alexander’ın sekreterliğini de yapar. O sırada bir Romen güzeline gönlünü kaptırır; ancak bir sorun vardır. Kız papaz sülalesinden gelmektedir, Hristiyan’dır ve Müslüman bir erkekle evlen(e)mez. Sonunda kızın aklına bir fikir gelir: Kânî’nin Hristiyan olması… Bu teklifi Kânî Efendi’ye söylerler, onun cevabı şöyle olur: Kırk yıllık Kânî / Olur mu Yani! (“Yani” oralarda sıkça duyulan bir addır.)
 Zülfü Livaneli’nin yazılarını okuyanlar bilirler, onun çok sık kullandığı bir deyim vardır: Ba’de harab’ül Basra, yani “Basra harap olduktan sonra”. Süleyman Nazif Basra Valisi iken bazı imar faaliyetlerinde bulunur. Halk onun bu çalışmalarını, “Basra harap oluyor!” diyerek şikâyet eder. Bunun üzerine Süleyman Nazif görevden alınır. Bir müddet sonra da Bağdat’a vali tayin edilir.
 Fazıl Ahmet, onun Bağdat’a vali olması üzerine şu beyti söyler:
 “Zîb ü fervermek için devlet-i Buhtünnasr’a / Gitti Bağdat’a fakat ba’de harab’ül Basra”
  [zîb: süs; ü: ve; fer: parlaklık; Buhtünnasr: Nabukednezar; devlet-i Buhtünnasr: Babil]
 “Ba’de harab’ül Basra” bu beyitten dilimize deyim olarak geçmiş.
 Birçoğumuzun severek yediği “sandviç” sözcüğü nerden gelmiş, merak edeniniz oldu mu bilmiyorum… Ben bildiğim kadarını sizinle paylaşayım. 1718–1792 yılları arasında yaşamış İngiliz asilzade ve Sandwich Adaları’nın da sahibi olan John Montagu, kumar oynarken yemek yemek için ara vermez, karnını masada doyururmuş. Dinlenmiş et ve ekmekten oluşan yemeği, zamanla kendi adıyla anılır olmuş.  
 “Sezar’ın hakkı Sezar’a” sözünü hepimiz bilir ve kullanırız. Şimdi bu sözün kaynağına bakalım. Öykü, Matta, Markos ve Luka İncillerinde var(mış). İncil’in kötü adamları Ferisiler, İsa’yı tuzağa düşürmek için bir düzen kurarlar ve kral Hirodes’in adamlarıyla birlikte kendi adamlarını İsa’ya gönderirler:
 “İsa’ya gelip, ‘Öğretmenimiz’ dediler; ‘Senin dürüst biri olduğunu, Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. Çünkü insanlar arasında ayrım yapmazsın. Peki, söyle bize, sence Sezar’a vergi vermek Kutsal Yasa’ya uygun mu, değil mi?’
 İsa onların kötü niyetini bildiğinden, ‘Ey ikiyüzlüler!’ dedi. ‘Beni neden deniyorsunuz? Vergi öderken kullandığınız parayı gösterin bana!’ Ona bir dinar getirdiler. İsa, ‘Bu resim, bu yazı kimin?’ diye sordu. ‘Sezar’ın’ dediler. O zaman İsa, ‘Öyleyse Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın hakkını Tanrı’ya verin!’ dedi.” (Matta, 22:15–22)
 Son olarak “daniska”dan bahsetmek istiyorum. Daniska, dilimizde “en iyi” anlamındadır; ama nereden gelmiştir, şimdi ona bakalım. Daniska, Almanya’nın Danzig şehrinin adından geliyor. Eskiden, Almanya’dan Danzig yoluyla gelen alışveriş nesnelerinin üzerine Danzig damgası vurulurdu. Oldukça iyi, sağlam olan, halk arasında çok tutulan bu alışveriş ürünlerine, damgalarından dolayı daniska(en iyisi, en sağlamı, en güzeli) denir oldu. Böylece bir nesnenin en iyisi, daniskası, Danzig’den gelen, onun damgasını taşıyan diye nitelendi.
Ahmet Mocan


12 Haziran 2008  23:45:07 - Okuma: (696)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik