Yazı

Bu ne savurganlık…
Bu ne savurganlık… 

Yaşar Varış

Dilimizde geliriyle orantılı harcama yapmayan,savruk insanlar için bir çok özlü sözler vardır.

“Üsküdar’da dilenip, Sirkecide zekat dağıtmak” bu sözlerden bir tanesidir. Yine “ayranı yok içmeye…” diye başlayan bir söz daha vardır bu durumları anlatan.
         Son günlerde Türkiye nin hali buna benziyor.
         Ülke olarak ekonomik bir sarmal içine alınmışız.Yeni dünya düzeni denen,Amerikanın başını çektiği emperyalist güçler ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerine göz dikmişler.
         AKP hükümetine verdikleri belli destekler karşısında isteklerini birer birer alıyorlar.
         Ülkemizin dış borçları tarihinde görülmemiş ölçüde artmış.Borçların faizlerini ödemekte bile zorlanıyoruz.Bütçeler sanki borç ödeme bütçesi.
Yatırım yapamıyoruz. Buna bağlı olarak işsizlik artmış.
Özleştirme adı altında kar eden kurulu fabrikalarımız ve tesislerimiz, stratejik önemi olan kurumlarımız yabancılara satılıyor.
Topraklarımız, limanlarımız ,koylarımız,madenlerimiz satılıyor.
Üretim düşmüş.Üretip satamıyoruz. Buna karşın ithalat hat safhada.Yabancı mallar ülkede aramadığın kadar. Tüketim pompalanıyor.
Bütçe bir türlü denkleşmiyor. Bütçenin iki yakası bir araya gelmiyor.
Hükümet müflis bir aile reisi gibi.Hiç bir önlem almıyor.
Bu durumda ne yapılması gerekir?
En basitinden ülkede genel bir tasarruf kampanyası başlatılır.Gereksiz ithalatlardan kaçınılabilinir. Lüks mallar ithal edilmeyebilinir.Harcamalarda tasarruf edilebilir. Bu konuda kamu kurum ve kuruluşlarına bir tasarruf genelgesi yayınlanır.
Her şeydan önce hükümet kendisi örnek davranışlara girer. Devlet harcamaları en aza indirilir. Vatandaşa örnek olunur. Kulakları çınlasın. Önceki cumhurbaşkanımız A. Necdet Sezer’in yaptıkları aklıma geldi.Bütçe kanunu ile Cumhurbaşkanlına ayrılan paraları çoğunu harcamayarak , arttırıp hazineye iade etmişti.
Ama nerde o sorumluluk?Nerde öyle örnek olacak devlet adamları?
Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bu sorumluluğu içinde hisseden kimse yok.
Bırakın tasarrufu; fırsat bu fırsatmış gibi özel uçaklarla dünyanın dört bir yanını şaşaalı geziler düzenleniyor. Sayın Gül, ayağının tozu ile kaçıncı dış gezisine gitti.Şon olarak Japonyada. Oradan da Hırvatistan’a geçecekmiş.Sırada hangi ülkeler var bakalım.
Başbakanımız derseniz onun gezmediği ülke kalmadı herhalde.
Bunlara bir de Meclis başkanımız eklendi.Son alınan arabasının KDV si ile bir, ÖTV si ile iki lüks villa alınabiliyor diye geçti medyaya.Ana parasını siz düşünün artık. Trilyonluk bir makam arabası.
Pek iyi yokmuydu arabası meclis makamının? Vardı elbette.Ama en iyisi olacak.
Daha önce Başbakan da buna benzer bir araba almıştı. Oturduğunda sırtına ve poposuna masaj yapan cinsten.Hani bir ara başbakanımızı kilitledi içinde.Balyozla camlarını kırıp kurtardılar başbakanımızı.
Bu ülkeyi kurtaran ve kuranlar başta Atatürk olmak üzere hiçbir dış gezi yapmadılar, lüks içinde yüzmediler. Belki de en çok hak ettikleri halde bunlara tenezzül etmediler.
Devamlı olarak üretmeyi ve tasarrufu savundular ve uygulamalarıyla örnek oldular.
Biraz sorumluluk ve vicdan gerekiyor herhalde.
Harcanan paralar babalarının parası değil,bu milletin parası.
Yazık . 11.06.2008


12 Haziran 2008  00:02:02 - Okuma: (546)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik