Yazı

İşte Halep İşte Arşın–1
İşte Halep İşte Arşın–1 

Asil S. Tunçer

Suriye: outgoing’de yeni destinasyonlardan.

Osmanlı’nın ayak izlerini sürmek ise 2005’ten sonra özellikle hız alan ve yükselen yeni değerlerden. En iyi yol; karayoluyla gitmek. Neden? Çünkü alışveriş var ve aldığınız ürünleri uçakla yurda sokmanız hem daha zor hem daha pahalı. Sınır kapısına geldiğinizde sizi kocaman Esat posterleri karşılıyor. Cilvegözü Sınır Kapısı en yoğun giriş-çıkış yapılan yer. Halep’e az bir zaman sonra vardığınızda hiç zaman kaybetmeden Halep Arkeoloji Müzesi’ne uğramak lazım. Sunumun çok kötü olduğu bu müzede bulunan eserlere paha biçmek olanaksız. Sıvaları dökülmüş ve vitrinleri eski bu kültür bankasında her yer darmadağın ve düzensizmiş gibi dursa da siz çevrenizdekilere aldırmadan göreceğiniz eşsiz eserlere yoğunlaşmaya devam edin. Bu yüzden İzmir çıkışlı turlarda akşamüstü hareket tüm otobüsler sabah saatlerinde sınırda, pasaport işlemlerinden sonra öğleden önce Halep’te oluyorlar.
 
Burada kesinlikle gidilecek yerler arasında Halep Kalesi de var. Çoğunlukla akıl hastalarının tedavi edildiği Bimaristan’da önemli ziyaret yerleri arasında. Zekeriya Peygamber Camii de olmazsa olmazlardan. Şehir UNESCO dünya kültür mirası listesinde. Şehri gezerken yakalayacağınız görüntülerle bir yüzyıl öncesini hayal etmek o kadar da zor değil. Toprak renkli evleri dokusunu korumuş özgün binaları ile Halep kendini hemen hissettiriyor. Caddeler çok kalabalık. Trafik ise facia; yalnız bize göre. Onlar gayet alışık. Gün boyu korna çalarak araba kullanmak ayrı bir marifet olsa gerek. Trafik polisleri ise ayrı bir garabet. Ellerinde sopalarını bir o yana bir bu yana sallıyorlar yalnız bunun bir işe yarayıp yaramadıklarını hala tam anlamış değilim. Aynen bizdeki gibi; polisin olduğu her yerde daha fazla sıkışıklık var. Bıraksalar kendi haline bence daha iyi.
 
El Faraç veya Tiel Çarşılarını gezerken şunu gözlemlemek mümkün. Açıkta satılan yiyeceklere baktığınızda Ortadoğu’yu her haliyle görüyorsunuz. Yalnız yıldızlı otellerde bone ve eldiven kullanımı bizi bile sollayacak titizlikte. Yine de sokakta büfelerde veya seyyarlarda satılan meyve sularından insan içmeden kendini alamıyor. Her türlü meyve suyunu veya karışımı bulmak mümkün. Tadı bir harika…
 
50 m.lik yapma yığma bir tepe üzerine kurulu Kale’de Osmanlı’nın ayak izlerini hemen buluyorsunuz. Restorasyonu süren bu yapıdan şehri kuşbakışı seyrederken naneli çayınızı da yudumlamayı unutmayın. Son durağınız içerisinde yer alan muazzam konak olmalı. Eğer İstanbul’daki Osmanlı konaklarının daha farklı bir tarzını görmek istiyorsanız şayet burasını sakın kaçırmayın. Burasını gördükten sonra kapıda ödediğiniz yaklaşık 3 YTL giriş ücretini az bile bulacaksınız. Halep’te akşam daha bir başka 10 YTL ile Halep’in neredeyse tamamını gezmek mümkün.
 
Bu arada yola çıkmadan sakın tıraş olmayın; olmayın ki Halep’te bizim 70li yılları anımsatan tarzdaki berberlerin birinde tıraş keyfi yaşayın. Elle çalışan makineler, kıl fırçalar, metal kaplarda pudralar, hele o koltuklar… Keşke tıraşım daha da uzun sürse de şuracıkta biraz daha otursam diye dua ediyorsunuz. Yarı Türkçe yarı Arapça sohbetle içilen zahter çayının keyfine doymak mümkün değil. Halep’te konaklama elzemdir. İlk gün ve son gün mutlaka burada kalmak durumundasınız. Orta yerde bir Humus ve en az iki gece de Halep konaklama sizi rahat ve doyurucu bir Suriye turu sunar. Aksi takdirde bilin ki bir şeyler eksik programınızda. Ortadaki Humus konaklama size Palmira dönüşü büyük avantaj sağlayacak. Yani kültür ağırlıklı klasik bir Suriye turunda ilk gece Halep, ertesi gün Humus ve Palmira ve Şam konaklama ile üçüncü günde Buşra gezilip tekrar Şam yatış mutlaka gereklidir. Sonraki günde ise Maalula ve Hama gezilip Halep’te tekrar son gece konaklama yapılmalıdır.
 
Suriye gezilerinde dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli ayrıntı bana göre programınızın olabildiğince Suriye’de başlayıp Suriye’de bitmesine dikkat edin. Yani zamanınızın hemen tamamını oraya ayırın bence. Türkiye’den çıkmadan veya dönüşte yapılan geziler sizin Suriye programınızdan gün kaybetmenize veya çok uzun menzille gezi yapıp aşırı yorulmanıza neden olur. Bu nedenle tüm enerjinizi Suriye’ye vermenizi ve olabildiğince oradaki konaklama sayınızı fazla tutmanızı öneririm. Bunun yanında daha detaylı bir Suriye turunuzda Halep’ten sonra Ugarit’i görmenizi ve Lazkiye üzerinden Trablus ve Şövalye Kalesi’ni gezerek Humus’a dönmenizi tavsiye ediyorum. Bu size iki ekstra gecelemeye patlayacaksa da bile Akdeniz’i görmek ve Türklerin en çok yaşadığı yerlerden olan Lazkiye gibi turistik bir yerleşimde bir gece yatmak keyfine değer doğrusu.
 
Aslında keşke durumlar düzelse de Tartus’tan aşağıya sallanıp Beyrut’a uğrasanız. Ne yazık ki bugünlerde bu türde bir güzergâhtan yoksunuz çünkü Ortadoğu’nun Paris’ini kan gölüne çevirerek bu kenti insanlığa zehir etmeye devam ediyorlar. Allah’tan Suriye’de böylesi bir sorun yaşanmıyor. Gerçi kamuoyunda hala yersiz şüpheler varsa da kesinlikle ve kesinlikle böyle bir risk veya tehlike söz konusu değildir. Herkese rahat rahat gezebilecekleri ve Osmanlı’nın ayak izlerini sürebilecekleri ve üstelik bizim fiyatlarımızla çok hesaplı bir ülke olan Suriye’yi tüm tatilcilere öneriyorum…
 
Sürecek…


26 Mayıs 2008  01:06:35 - Okuma: (1150)  Yazdır




İstatistik