Yazı

Yönetim Ehil Ellerde Olmayınca
Yönetim Ehil Ellerde Olmayınca 

Özcan Nevres

Bu yıl da çok olaylı ve çok da yüz karası bir Bir Mayıs Bayramı yaşadık.

Kavgaların odak noktası işçilerin bayramlarını kutlamakta ısrarlı oldukları Taksim meydanıydı. İşçiler bayramlarını Taksim meydanında kutlamakta ısrarlıydılar. Devleti yönetenler ise kutlamanın Taksim meydanında yapılmasına şiddetle karşıydılar. Bir inatlaşma ki nedenini anlamak olası değil. Keşke işçi sendikaları temel gıda maddelerinin fiyatlarının uçmuş olmasına karşı da o denli ısrarcı olabilselerdi. Değerli okurlarım siz bu güne kadar gıda fiyatlarının aşırı yükselmesine karşı yapılan bir işçi eylemi gördünüz mü? Ya da duydunuz mu?
Gelelim Taksim meydanındaki kutlama isteklerine. Devlet gücü işçilerin Taksim meydanına çıkmalarını önlemek için her tarafı demir barikatlarla kapatmış. Yani devlet adına Taksim meydanına gidilmesin diye gereken tüm önlemler hakkıyla alınmış. Bu barikatlardan birinden bir giriş kapısı açılsaydı ve bayramını Taksim meydanında kutlamak isteyenlere, iş yerlerinde yakalarınıza taktığınız işçi tanıtma kartlarınızı yakanıza taktıktan sonra Taksim meydanına ancak o şekilde girebilirsiniz deselerdi. Yakalarına işçi kimliğini takanların girmesine izin verilseydi. Tüm provokatörler kapıdan içeri giremeyeceklerinden tüm bu dehşet olaylarından hiç biri yaşanmayacaktı. Yine bu ilkel görüntülerle dünyaya rezil olmayacaktık. İyi de bunu kim yapacak? Bu günkü yöneticiler mi? İsmet Paşanın ünlü sözüyle yanıtını kısaca verelim. Hadi canım sen de.
                                        ***
Sonunda bu da mı olacaktı? İslamcıların daha doğrusu din bezirgânlarının güçlü ismi yetmiş sekiz yaşındaki Hüseyin Üzmez, on dört yaşındaki bir kıza cinsel tacizden tutuklanmış bulunuyor. Meğer ne hünerler varmış bu İslami kesimin ünlü gazetecisinde. Önce işe kızın annesi ile başlamış. Paranın ve fakirliğin gözü kör olsun derler. Yani para ve fakirlik insanlara her türlü kötülüğü yaptırır. Oysa nice fakirler vardır ki namus anıtıdır. Aç yatar kalkar ama hiçbir ahlaksızlığa boyun eğmez.
Zayıf, hırpani kılıklı bir kadın hemen hemen her gün apartmanımızın önünden söylene söylene geçerdi. Dış görünümü acınacak haldeydi. Bir gün eline beş bin lira sıkıştırmak istedim. Bu günün parasıyla beş liradan biraz fazla. Parayı almam diye iade etmek istedi. Alması için ısrar edince parayı yere attı. Almam zira bana kötü bir şey teklif edersin dedi. Donup kalmıştım. Bizi izleyen bir arkadaş yanıma gelip yerden parayı alıp bana uzatırken o kadın kim biliyor musun dedi? Hayır, bilmiyorum dedim. Biri var sık sık yanına gelir ve sen ona çay söylersin. Senin sınıf arkadaşınmış ama sonradan kafayı yemiş. İşte o bu kadını döve döve bu hale getirdi ama sonunda o da kafayı sıyırdı dedi. Arkadaşım bunları anlatınca insanlığımdan utandım. Üstü başı çöp kovasından beter olan bu kadınla hangi insan yatmayı düşünebilir? Düşünen varmış ki kadın verdiğim paraya bu şekilde tepki göstermişti.
Koca dayağından çıldırmış bir kadın bile namusundan ödün vermiyorsa, aklı başında olan fakirler namuslarından ödün verirler mi? Bazı insanlar iradesizdirler. Yokluğu yenecek azme de sahip olmayabilirler. Bu tip insanların bu zaafından yararlananlara insan denilebilir mi?
Bir gün yaşlı bir adam oturduğum apartmanın yöneticisini arıyordu. Yönetici benim dedim ve sordum ne istiyorsunuz diye? Size merdiven temizleyicisi gerekiyormuş. Eğer uygun görürseniz bu işi ben yapmak istiyorum dedi. Adam belli ki muhtaç biriydi. Adama hemen işe başlayabilirsiniz dedim. Kovaya su doldurup biraz da deterjan katarak verdim. Önden merdivenleri ben süpürdüm. Adam da birinci kat merdivenlerini sildi. Üst katlar silinmeyecek mi diye sorduğunda gerek yok, orada kinse oturmuyor. Oturan olmayınca da kirlenmiyor dedim. Bizim temizlik işi on dakikada bitti. Amacım o yaşlı adamı yormamaktı. O günlerde merdiven temizliğini on milyon liraya yapıyorlardı. Hakkı olan parayı verdikten sonra eğer kusura bakmazsan size şu on milyon lirayı da vermek istiyorum dedim. Almam dedi. O para benim hakkım değil. Ayaküstü biraz adamın dertlerini deştim. Çocuklarının hayırsız olduğunu ne kendisine ne de annelerine bakmadığını söyledi. Eşimin sağlığı bozulmadan önce beraberce ev temizliklerine gidiyorduk. O zaman iyi kötü geçiniyorduk dedi. Adamın haline ağlamaklı olmuştum. Bu defa çıkarıp elli milyon lira verdim ve haftada iki gün gelir merdivenleri temizlersin. Bu para yapacağın temizlik için değil yol parası için. Zira evimiz çarşıya uzak dedim. Adam parayı aldı ama bir daha temizlik için gelmedi. Belli ki almış olduğu elli milyon lira yüzünden utanmıştı. Ya da sağlığı bir daha gelmesine elvermemişti. Oysa bir köşede avuç açsa iyi kötü nafakasını çıkarabilirdi ama gururu buna izin vermiyordu. Keşke her insan onun gibi gururlu olabilseydi. İşte o zaman Üzmez olayı gibi olaylar yaşanmazdı.
Özcan Nevres           www.ozcannevres.com  


19 Mayıs 2008  22:52:52 - Okuma: (491)  Yazdır




İstatistik