Yazı

Her şey sevdaya dair…
Her şey sevdaya dair… 

Mutlu Köse

Tüm güvensizlik ve sadakatsizlik bir tohum gibi ekildiğinde yüreğine en pırlanta cümlelerle giderken imzasını atmış ve “ Artık hiçbir ilişkinde eskisi gibi olamayacaksın… ” diyerek gitmişti hayatından O… Diğer kadın…

“Keşke sorumluluğunu alabilseydim sana yapılan ve yaşatılanların… Ki haklı olarak diyebilseydim. Benim yüzümden yaşadıkları, ondan bunca kaygısı ve hırçınlığı… İşte o zaman haklı kılardım yaşadıklarımı ve kendim ektim kendim biçtim diyebilirdim. Oysa şimdi başkalarının ektiği ayrık otları dolanıyor seninle beraberken ayaklarıma. ” diye geçiriyordu içinden yeşil gözlü bir kadın.
Şimdi senden ve senle yaşlanmaktan söz eden bu kadın sesinin her donuşunda kaygılanıyor sana dair. Oysa ne çok isterdi içinden söküp alabilmeyi onca üzüntüyü ki o durumda daha bir kıymetli olurdu birlikte olmak yada birlikte yaşlanmak kendisi de biliyordu. Çünkü öncelikli olarak sen vardın gözlerinde, sözlerinde, tanrı katına yönelttiği dileklerinde. Öncelikli olarak sen... Bu yüzden sen iyi olunca sevda iyi olacaktı. Sana dair iyi olan her şey sevdaya dair iyi olacaktı…
Kaç kere eli telefona gidip geliyordu kadının bir şekilde görüşmediğiniz zamanlarda. Ve her seferinde korkuyordu senden aynı cümleleri duymaktan “Yalnız Kalmak İstiyorum…” Oysa o da biliyordu en az senin kadar yalnız kalamayacağını. Ve tüm yaşanılan yada yaşatılanlar; belki bir eşyada belki de eskiden birlikte dinlenen bir müzikte hep seninle olacaktı. Ve giderken o kadın ne kadar da kendinden emindi. “Artık hiçbir ilişkinde eskisi gibi olamayacaksın…” derken. Bir heykeltıraşın yer yüzüne bıraktığı en görkemli eseri yaratmış edasıyla…
Sen bir heykel kadar dik ve güçlü durmak zorunda değildin oysa… Bir heykel kadar donuk olmayabilirdi bakışların… Seni yalnız bırakmasını istediğin kadın biliyordu bunu. “Sen”  diyordu “ Sen… Bir de benim gözlerimle baksan kendine. Bunca güçlü duruşun ardında biliyorum sarsılmış bir ruh olduğunu. Bu yüzden ne çok isterdim,çektiğin soluk olup içine aksam ve içini ısıtsam…” diye geçiriyordu içinden… Hep senin onu kendinden uzak tutmaya çalıştığın zamanlarda. Sana ve nasıl olduğuna dair kaygılanırken. Çünkü o da çok iyi biliyordu dışarıya verdiğin nefes her zaman aldığından daha sıcak olacak   ve senin ruhundan geçip en kötü ihtimalle onun gözlerinden ılık bir şekilde akacak…
        Şimdi senin şehrinde ara sokaklarda kaybolan bir duygu son günlerde sevda. Güven ayaklarına dolanan ayrık otları gibi… Kime güvenmeye kalksan aynı kaygılar beraberinde… Seni güvenmekten alıkoymaya yetecek kadar olan…
         Oysa gün oluyor ve sesin düşüyor. O kadın düşüyor kendi üzerine. Sesin o oluyor. Sesin ona dair. Senin sesin düştüğünde o kadının bulunduğu mekanlar, konuştuğu insanlar, dinlenen müzikler, sipariş edilen içecekler her şey ama her şey üzerine düşüyor. Senle birlikte aslında o da düşüyor. Sesin o oluyor .Senin sesin iyi gelince onun yüreğinde sevda iyileşiyor.
         Sana ait olan ve onun sahip olduğu bu duygu korumak istiyor seni görünmez kazalardan, tüm kötü hastalıklardan ve umutsuzluktan. Sana ait olan ve onun sahip olduğu bu duygu onun eli kolu gibi.Sana, yüreğine kol kanat olmak ister gibi.Ve tüm kanat çırpışları arındırmaya çalışmak seni taşıdığın kırılmışlıklardan…


13 Mayıs 2008  10:16:34 - Okuma: (1385)  Yazdır




İstatistik