Yazı

İnsan Olamamak
İnsan Olamamak 

Özcan Nevres

Bir vahşeti yaşadık yine.

İnsan görünümlü birinin üç beş dakikalık hayvani zevki uğruna dünyaya rezil olduk. Derler ki Almanya’da yakılan insanlarımıza karşı dünya aynı tepkiyi niye göstermedi? Hiç şüphemiz olmasın. Yakanlar ırkçı faşistlerdir. Sivas’ta Madımak otelinde otuz yedi insanımızı yakanlar da dinci faşistlerdi. Peki, yıllar önce Fethiye Ölüdeniz’de Avusturya elçisinin kızını ve eşini üç beş dakikalık hayvani zevkini tatmin için öldüren ve yargının verdiği idam kararını uygulatmamak için bazı avukatların seferber olduğu Berber Yiğit ile gelinliğiyle barış seyahatine çıkan Pippa Bacca’yı katleden Murat Karakaş’ı hangi kategoriye koyacağız?
Evlendiğimde motor sıkletimle on beş gün sürecek bir balayı seyahatine çıkmıştık. İlk durağımız birer geceliğine Muğla. İkinci durağımız Fethiye olmuştu. Üçüncü gün eşimin Kalkan Ortaokulundaki öğretmenliği nedeniyle ikamet ettiği evine ulaştık. Yol boyunca hiçbir olumsuzlukla karşılaşmamıştık. Beş gün sonra sahil yolunu takip ederek Antalya’ya vardık. Salih Balaban amcamızın yaptığı program doğrultusunda Alanya’yı, Alanya kalesini, Aspendos’u, Damlataş’ı, Perge’yi, Düden’i Manavgat’ı gezdik. Sorun dönüş yolunda başladı. Toroslar’a çıktığımızda dişlerimiz takırdamaya başladı. Aylardan ağustos olmasına rağmen ne olur ne olmaz diye yanımıza almış olduğumuz kazakları giymemize rağmen dişlerimizin takırtısı devam ediyordu. Koz var, koz var diye bağıran çocuklardan taze ceviz ve incir alıp güneş altında yedik. İyice ısındıktan sonra yola devam ettik. Isparta’yı geçtikten sonra iki turiste karşı cihat ilanında sözleşmişler gibi kamyoncuların tacizlerine uğradık. Bizi yabancı turist zannettiklerinden acımasızca kamyonları üzerimize sürüyorlardı. Kaç kez banketlere inmek zorunda kalmıştım. Neyse ki çok iyi bir motor sıklet sürücüsü olmam nedeniyle bizi içine düşürmek istedikleri duruma düşmedik. Bizi yabancı turist zannetmelerine neden olan ise başımızdaki kasklardı. Zira o yıllarda kask kullanma zorunluluğu olmadığından yerli sürücülerin çoğu kask kullanmazlardı. Bizim günahımız ise kurallara uymak olmuştu.
Pippa Bacca’nın bir sekso manyak tarafından katledilmesi üzerine neredeyse hepimizin ortak tepkisi bu manyak idam edilmelidir şeklinde olmuştur. İdam cezası kaldırıldığı için böyle bir uygulama olası değil. Bu nedenle de bunun gibi bir caniyi asmayıp da ceza evlerinde krallar gibi mi yaşatacağız diye düşünenler de olmuştur. Peki, idam edilse ne olur? Tüm manyaklar idam edilmekten korktukları için suç işlemeyecekler mi? İdam caydırıcı olsaydı Berber yiğit o iğrenç cinayeti işler miydi? Zira o yıllarda idam cezası uygulanıyordu.
Manyaklık aşırı cehaletten ve bir de şımarıklıktan kaynaklanmaktadır. Cehalet iyi bir eğitim alamamış olmaktan kaynaklanmaktadır. Şımarıklık ise ailelerden kaynaklanmaktadır. İyi eğitim çağdaş eğitimle olur. Yani en fazla on beş öğrencili sınıflarda. Oysa halen yetmiş seksen, nadir de olsa doksan kişilik sınıflarda eğitim yapılmaktadır. Bu olumsuzluklara bir de ailelerin bilgisizliği, eklenince sorun içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Üniversite öğrencisi kendi emeğinin tek kuruş katkısı olmadığı babasının malı arabasına kurulmuş, tabakhaneye b.k yetiştirecekmiş gibi gaz pedalını sonuna kadar köklemiş. Altında baba malı da olsa son model arabası var ya. Ne hızlı bir sürücü olduğunu yalnızca trafikte olanlara değil, dağlara, taşlar, hatta kuşlara dahi göstermesi gerekir. Nasıl olsa arabasında her türlü fren güvenlik sistemi var. Frene basınca lastikler cayır cayır öter ve asfaltı kazıyarak durur. Bu düşünce doğaya aykırıdır, saçmalıktır. Delikanlının babası oğlum çok iyi araba kullanır. Bu kaza nasıl oldu anlayamadım diyor. İşte sorun burada. Herkes direksiyona geçtiğinde kendisini süper bir sürücü olarak algılar. Bu yüzden de trafik kurallarını hiçe sayarak aşırı hız yapar. Kullandığı araç ne kadar güvenlik önlemleriyle dolu olursa olsun arabanın dışında güvensiz bir ortam olduğunda bu güvenlik donatıları hiçbir işe yaramaz. Çok büyük hızla viraja giren bir araba her an savrulma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Sürücü paniğe kapıldığı an frene dokunduğunda savrulmanın önü alınamaz. Bu savrulmayı ne bariyerler durdurabilir ne de çarptığı araçlar. Bu durumda olan olur. Olaya neden olan yaşamanı yitirir veya yitirmez. Ama çarptığı araçlardaki insanlar veya yayalar yaralanırlar veya ölürler. Hız tutkunları yüzünden bu yaralanan ve ölen insanların günahı ne? Hız hastaları bu durumun muhasebesini vicdanlarında mutlaka yapmalıdırlar. Yaşam başka değerlerle yerine konulabilecek bir olgu değildir. Yitirilen yaşam bir daha geri getirilemez. Araç kullanırken tüm canlıların yaşam hakkına karşı saygılı olmalıyız.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com


20 Nisan 2008  13:21:15 - Okuma: (542)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik