Yazı

Çanakkale-Gelibolu Savaşları–1
Çanakkale-Gelibolu Savaşları–1 

Asil S. Tunçer

a- Çanakkale Savaşı Öncesi Genel Durum ve Savaşın Sebepleri:

1915 yılı ilkbaharında Çanakkale'nin dağları, bayırları, dereleri ve denizleri yüz binlerce insanın vücutlarıyla kucaklaştı. İlkbahar yağmurları yerine; mübarek şehitlerimizin ve Avrupa'dan, Asya'dan, Afrika'dan, Avustralya'dan ve Kuzey Amerika'dan, dünyanın 5 kıtasından gelen her renk ve ırktan insanın kanlarıyla sulandı. Peki ! Çanakkale muharebeleri neden yapıldı?
 
19.uncu yüzyıl boyunca, İngiltere; Rusya'nın Akdeniz ve Ortadoğu üzerindeki emelleri ile, sıcak denizlere açılma idealinin gerçekleşmesine bir engel olarak gördüğü Osmanlı İmparatorluğu'nu desteklemeğe çalışmıştı.
 
İngiltere'nin bu desteği Akdeniz, Kafkaslar ve Ortadoğu bölgelerinden geçen ulaştırma yolları üzerindeki hayati önemi haiz çıkarlarından kaynaklanıyordu. Özellikle Akdeniz deniz ulaştırma yolu, İngiltere için "İmparatorluk Yolu" idi.
 
Yüzyılın sonlarına doğru, petrolün çok önemli bir stratejik madde olarak ortaya çıkması ve Ortadoğu'daki Osmanlı Devleti toprakları üzerinde zengin petrol yataklarının bulunması, gerçekte, hiçbir zaman Osmanlı Devleti'ni desteklememiş olan ancak çıkarları gereği destekleme siyaseti yürüten İngiltere'nin bu siyasetinden de vazgeçerek Osmanlı Devleti'ni parçalama siyasetine yönelmesine sebep olmuştur.
 
İngilizler, bu amaçlarını gerçekleştirmek maksadıyla, İstanbul'a giden yolun üzerindeki tabii engel olarak gördükleri Çanakkale Boğazı'nın, denizden zorlanarak geçilip geçilemeyeceğini, çeşitli vesilelerle etüt etmişler, fakat her seferinde endişe verici neticelere ulaşmışlardı.
 
Bu konuda yaptıkları çalışmalar neticesinde İngilizler bu harekatın muhtemelen son derece güç olacağını anlamışlardı.
 
Tırmanan gerginlik neticesinde 1 Ağustos 1914'te 1inci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte, emperyalist devletlerin kendi aralarındaki mücadele tüm dünya sathına yayılmış oldu.
 
Osmanlı Devleti savaşın başında tarafsız kalmakla birlikte, jeo-stratejik konumu nedeniyle her iki tarafın ilgi alanında idi. Özellikle Rusya ile diğer İtilaf Devletlerinin irtibatını kesecek bir konumda olması, bu devletleri rahatsız ediyordu. Bu İtilaf Devletlerini Çanakkale harekatına yönelten başlıca nedendi.
 
İngiltere'yi Çanakkale Boğazı'na harekat yapmaya zorlayan iki önemli neden daha vardı:
 
Birinci neden; bizzat Enver Paşanın da katıldığı Sarıkamış harekatının başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen, Rus Çarlığının İngiltere'den yardım talebinde bulunmasıydı.
 
İngiltere'nin değerlendirmelerine göre, Rusya'nın bu talebinin karşılanmasının bir başka stratejik değeri de Türklerin kuvvetlerini doğudan çekerek Çanakkale'ye kaydırmaları halinde; Batı cephesinde İtilaf Devletleri lehine bir durum yaratacak olmasıydı.
 
İkinci neden ise; Cemal Paşanın, 3 Şubat 1915'de başlayan Süveyş Kanalı Harekatı'nın Mısır'daki İngiliz kuvvetleri komutanı General Maxwell üzerinde yarattığı korku ve endişe idi. Her ne kadar "Kanal Harekatı" başarısızlıkla sonuçlanmışsa da; General Maxwell kendi hükümetine, Osmanlı kuvvetlerinin bu bölgeden çekilmesini sağlayacak ikinci bir cephenin açılmasını önermişti.
 
Amiral Carden'in ayrıntılı 11 ocak tarihli harekat planı 15 Ocak günü hükümet tarafından kabul edilerek, istediği gemilere ilaveten, yeni hizmete giren Queen Elizabeth muharebe gemisinin de emrine verileceği, kendisine bildirildi. Böylece İngilizleri Çanakkale Boğazı'na getirecek zincirin halkaları tamamlanmış oldu. İtilaf Devletlerinin Çanakkale taarruzundan beklentileri şunlardı:
 
-Almanya'nın en önemli müttefiklerinden birisini saf dışı bırakmak,
 
-Rusya'ya yardım için hayati önemi haiz bir deniz ulaştırma yolunu açmak,
 
 
-Hala tarafsız olan Balkan Devletlerini, özellikle Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya'yı İtilaf Devletleri safına çekmek.
b- Deniz Harekatı
Bilindiği üzere Çanakkale harekatı deniz ve kara harekatı olmak üzere iki safhada cereyan etmiştir.
 
İtilaf Devletleri deniz harekatı öncesinde 107 parça muharip savaş gemisinden oluşan bir deniz gücü oluşturmuşlardı. Bu o zamana kadar dünyada bir harekat için bir araya gelmiş en güçlü birleşik donanmaydı.
 
Osmanlı donanması ise; ihmal, bakımsızlık gibi nedenlerden dolayı nitelik ve nicelik bakımından kifayetsiz olarak 1.inci Dünya Harbi'ne girmek zorunda kalmıştı.
 
Harbin öncesinde, donanmanın güçlendirilmesi maksadıyla İngiltere'ye sipariş edilerek yapımı tamamlanmış ve son kuruşuna kadar parası ödenmiş olan Sultan Osman ve Reşadiye isimli gemilerimize İngiltere tarafından el konulmuştu.
 
Çanakkale Boğazı savunma sistemini oluşturan topların çoğu eski, atış mesafeleri kısa, cephaneleri çok azdı. Bu nedenle Çanakkale Boğazı savunma sistemini güçlendirmek için yoğun çabalar harcandı. Bu kapsamda öncelikle kıyı bataryaları takviye edildi. 7 Mart 1915'e kadar Selanik, İntibah, Samsun ve Nusrat gemileri ile Çanakkale Boğazı'na toplam 403 mayın, 10 hat halinde döşendi.
 
Boğazı zorlayacak olan düşman filosunun komutanı Amiral Carden ise, durumdan çok emindi. Nitekim 2 Mart 1915'de Churchill'e gönderdiği telgrafta; "14 gün sonra İstanbul'dayız" diyordu.
 
Bu ifadesine rağmen Amiral Carden, 12 Mart 1915 günü görevinden istifa etti. Yerine harekattan bir gün önce Amiral de Robeck atandı. Churchill, bu talihsiz amirale gönderdiği mesajda, harekatın hiç geciktirilmeden ve başka bir emir beklemeksizin ilk fırsatta icrasını emrediyor ve talihinin açık olması dileğinde bulunuyordu.
 
Ancak Amiral de Robeck'e dilenen bu talih, birkaç gün önce kapanmıştı. Zira 360 tonluk mütevazı bir tekne olan Nusrat mayın gemisi güçlükle elde edilebilen son 26 mayını, 7-8 Mart 1915 gecesi 100'er metre arayla, Erenköy önlerinde sahile paralel olarak dökmüştü.
 
İşte tarafların 18 Mart öncesi hazırlıkları böyleydi ve 91 yıl öncesi bu güne gelinmişti.
 
Tarihsel Fransız cesareti ile İngiliz soğukkanlılığı Türk'ün alçak gönüllü kahramanlığı karşısında bu daracık yerde bir sınav verecekti. Dünya bu olaya kadar Türkleri fetih savaşlarında tanımıştı. Yurt savunmasında ise güçlerinin neye yettiğini ilk kez hecelemeye başlayacaklardı.
 
Deniz tabyalarımızın başarılı atışları sonucunda, saat 12.30'da düşman ilk kayıplarını vermeye başladı ve İngiliz Agamemnon, Lord Nelson, Albion ve Fransız Charlemagne gemileri isabet aldı.
 
Bir süre sonra da Fransız zırhlısı Bouvet, 600 kişilik personeli ile beraber boğazın sularına gömüldü.
 
Tüm gemiler, saat 19:00'dan itibaren top taarruzu altında boğazı terk etmeye başladılar.
 
İtilaf Devletleri'nin donanmasına bu ağır sürprizi hazırlayan, Yzb. Hakkı komutasındaki 360 tonluk küçük ve mütevazı Nusrat gemisi ve onun cesur personeli idi. Bu son 26 mayın Nusrat mayın gemisi tarafından eşsiz bir şekilde değerlendirilmişti.
 
Böylece düşman, Çanakkale Boğazı'nın deniz harekatı ile geçilemeyeceğini anlamıştı. Bu yüzden de 25 Nisan 1915'te gerçekleştirilecek bir kara harekatına karar verildi.
 
…sürecek…


25 Nisan 2007  17:45:23 - Okuma: (1595)  Yazdır




İstatistik