Yazı

Sayın Junas'a Cevaptır...
Sayın Junas'a Cevaptır... 

Ahmet Mocan

Bu köşede yazdığım yazılar için yapılan yorumlara cevap vermek pek âdetim değildir; ancak 29.03.2008 tarihinde yayınlanan “Nevruz” başlıklı yazıma Junas rumuzlu kişinin yaptığı yorum, cevap vermemi gerektirdi…

 Sayın “Junas”, keşke adınızı yazsaydınız da ona göre hitap edebilseydim size…
 “Bu ülkedeki nevruzu kutlama biçimi ne olacak.” demişsiniz. Öncelikle Nevruz’u kimin, nasıl kutladığı, kutlayanların sorunudur. Ben burada Nevruz’un ne olduğunu anlattım, kimin ne kutladığını değil. Nevruz’u Pkk bayramı gibi göstermek, öyle kutlamak, öyle görmek, öyle sanmak cahillik ve bilinçsizliktir. Nevruz’u çeşitli coğrafyalardan örneklerle açıklamamın amacı da bu cahilliği yenmek, Nevruz’un bölücü örgüt mensupları ya da sempatizanlarıyla bir ilgisi olmadığını belirtmektir.
 “Ayrıca dünya üzerinde “Başkürdistan” diye biyer yok.” sözünüze bir anlam veremedim. Sanırım yazımı kafanızın dağınık olduğu bir zamanda okudunuz. Çünkü yazıda “Başkürdistan” diye bir sözcük geçmiyor. Böyle bir yer olup olmadığını bilmiyorum; ama sanırım yok. Orada geçen, “Başkurdistan”dır. Eğer öyle bir yer yok diyorsanız onu açıklayım madem:
 Başkurdistan, IX. yüzyıldan beri Başkurt Türklerinin vatanıdır. X. yüzyılda İdil Bulgar Devleti döneminde İslâmiyet’e girmeye başlayan Başkurtlar, XIII. yüzyılda Altınordu Devleti’ne tâbi olmuşlardır. XV-XVI. yüzyıllar arasında da Kazan Hanlığına bağlı kalmışlardır. 1552’de Kazan Hanlığı, Rus işgaline uğrayınca Tatar Türkleri gibi Başkurt Türkleri de Rus yönetimine girmişlerdir. Ruslar, XVI. yüzyıldan itibaren Tatar ve Başkurt Türklerine karşı yoğun bir göç ve misyonerlik politikası uygulamıştır.        
 1905 ihtilâli ve 1917 Sovyet Devrimi, çarlığın politikalarına duyulan tepkiden dolayı Tatar ve Başkurt aydınları tarafından desteklenmiştir. Temmuz 1917’de Orenburg’da I. Tüm-Başkurt Kongresi toplanmış ve Başkurdistan’ın özerkliği, millî ordunun kurulması ve toprak meselesinin çözümü tartışılmıştır. Ağustos 1917’deki II. Başkurt Kongresi, Tatar ve Başkurt Türkleri arasında çekişmeye dönüşmüş, Kasım 1917’de Başkurdistan’ın özerkliği ilan edilmiştir.
 1918’de Orenburg, Kızıl Ordu tarafında işgal edilmiş, hükümet temsilcileri tutuklanmış ve Başkurdistan’ın özerkliğine son verilmiştir. 23 Mart 1919’da Küçük Başkurdistan toprakları üzerinde, Rusya Federal Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin ilk birimi olan Başkurdistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. İç savaşın ardından 1920’de Başkurdistan’ın özerkliği feshedilmiş, 1922 yılında Başkurdistan’a yeni bölgeler bağlanarak bugünkü sınırları çizilmiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1990 yılında Başkurdistan egemenliğini ilan etmiştir.
 Başkurdistan, İdil-Ural bölgesinin Rusya Federasyonu’na bağlı üç Türk cumhuriyetinden biridir. (Diğerleri Çuvaşistan ve Tataristan’dır.)
 Sanırım bu bilgiler yeterince açıklayıcı olmuştur. Ayrıntılı tarihlerine, isimlerinin nereden geldiğine yazı çok uzayacağı için değinmek istemiyorum…
Ahmet Mocan
 
Kaynak: Doç Dr. Nevzat Özkan, Türk Dilinin Yurtları, Akçağ Yayınları


2 Nisan 2008  02:53:12 - Okuma: (803)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik