Yazı

İçim Sızladı
İçim Sızladı 

Özcan Nevres

Öncelikle seksen üç yaşındaki Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucusu Sayın İlhan Selçuk’un ilerlemiş yaşına rağmen gözaltına alınmış olması yüreğimde çok büyük bir acıya neden oldu.

Onu serbest bıraktıklarında sevincim sonsuzdu ama bir gazetecinin sorduğu soruya verdiği yanıt daha büyük bir acı duymama neden oldu. Gazeteci Sayın Baykal sizi aradı mı diye sorduğunda yanıtı çok kısa ve netti. Hayır aramadı. Yaklaşık elli yıldan beri hiçbir çıkar beklemeden hobi olarak gazetecilik yapan biri olarak çok ama çok üzüldüm.
Bin dokuz yüz atmış altı yılında Muğla’ya yerleşmiştim. Radyo tamirciliği olan mesleğimle birlikte gazetecilik de yapıyordum. Demokrat İzmir ve Ulus gazetelerinin Muğla temsilciliğini de üstlenmiştim. Bir patlama sesi ile sokağa çıktım. Tepemizde bir jet dumanlar içinde uçuşunu sürdürüyordu. Az sonra bir patlama daha oldu. Muğla’yı iyi tanıyan biri uçak Çamlığa düştü diye bağırıyordu. Fotoğraf makinemi alıp motor sıkletime bindim ve Çamlığa doğru hareket ettim. Aynı anda itfaiyeciler de geldiler. Şehit olan pilotun naşını soğutma çalışmalarından sonra parça parça küllerin içinden aldılar. Bir tabuta koyup bir çöp kamyonuna yüklemek istediler. Benimle birlikte sekiz on kişi tabutun çöp arabasına konulmasına karşı geldik. Çakır lakaplı cip sahibi benim cipe koyalım deyince tabut cipe yüklendi ama tabutun yanına hemşireler değil çöpçüler bindi. Üst üste fotoğraflar çekerek olayı belgeledim. Dükkânıma dönüp haberini Adalet Partili Belediye Başkanı şehidimizi çöp arabasıyla kaldırmak istedi başlığıyla hazırladım ve ELT telgrafla haberi Ulus gazetesine ilettim. Haberin yayınlamasıyla Hava Kuvvetleri subayları meclise doldular ve bu olayın hesabının verilmesini istediler. Ülke askeri bir darbenin eşiğine gelmişti. İsmet Paşa iki defa kürsüye çıkıp itidal tavsiye etti ve sorumluların mutlaka cezalandırılacağını söyledi. Darbe önlenmişti ama esas darbeyi ben yemiştim. Sürekli polis kontrolündeydim. Ulus ve CHP Genel Merkezinden sık sık telefonla aranıyor ve tutuklandığım takdirde kendilerine haber vermemi ve sorgulanırsam gönderecekleri hukukçular gelinceye kadar konuşmamamı istediler. Telefonum dinlenildiği için olsa gerek sorgulanmadım ama yine de polis gözetimi devam ediyordu. Daha sonra Emniyet Müdürü ile görüştüm ve polisin sürekli beni takip etmesinden sıkıldığımı söyledim. Emniyet Müdürü takip edilmiyorsunuz ki dediğinde o halde beni sürekli izleyen polisinizin dükkânımı kapattıktan sonra ne yaptığını söyleyeyim. Polisiniz dükkânımı kapattıktan sonra ara sokaktan Kısmet pastanesine gitti. Sağ dipteki masada oturup iki tabak sirkeli sarımsaklı işkembe çorbası içti dedim. Nereden biliyorsun diye sorduğunda ben de sizin polisinizi takip ettirdim dedim. Bu görüşmemizden sonra bir daha izlenmedim.
O günkü CHP ile bu günkü CHP yi kıyaslıyorum. Ben amatör bir gazeteciydim ama hem Ulus gazetesi hem de CHP yönetimi bana çok büyük bir destek vermişti. Oysa İlhan Selçuk ağabeyimiz yıllardır Atatürk ilkelerinin ve demokrasimizin yılmaz savunucusudur. O dürüst gazeteciliğin anıt adamıdır. Buna rağmen CHP Genel Başkanı tarafından aranılmamış olması içime büyük bir ateş düşürdü.
İlhan ağabey müsterih olun. Sizden feyz almış olan her insanımızın gönlü sizinle birliktedir. Dileğim bir daha böylesine bir durumla karşılaşmamanızdır. Zira siz bu yaşadıklarınızı yaşamaya layık bir aydın değilsiniz. Size uzun ve mutluluklarla dolu bir ömür dilerim.
Özcan Nevres

26 Mart 2008  00:26:40 - Okuma: (503)  Yazdır




İstatistik