Yazı

(Bilinmeyen) Gelibolu-1
(Bilinmeyen) Gelibolu-1 

Asil S. Tunçer

Karakol Dağı'ndan Yusufçuk Tepe'ye

Bundan 5 yıl önce bir Ramazan günü Kuşadası'ndaki bir acente tarafından özel bir Gelibolu turu için arandım.
         Bu turda herkesçe bilinmeyen ve rutin turlarda pek gezilmeyen savaş alanları gezilecekti; Anzak Koyu, Alçıtepe ve Abide gibi hepimizin çok iyi bildiği yerlerden çok nadir gidilen ve a z bilinen yerlerden özellikle birkaçı görülmek isteniyordu. Grubun farklı bir amaçla burada olduğunu ve özel bir tur istediklerini acentenin bana bazı yer isimleri sıralayıp buraları bilip bilmediğimden emin olmak istemesiyle iyice anladım. Bu yerler arasında Chocolate Hill ve Scimitar Hill ya da bizdeki adıyla Yusufçuk Tepe'nin adı özellikle geçmekteydi. Bunlar zaten yeterince beni heyecanlandırmıştı. Kısaca bu şu demekti; Mustafa Kemal'in idare ve kumandasında kalan bölgeleri daha çok tanımak ve az bilinen savaş alanlarına yeniden keşfe çıkmak…   
         Bundan 15 yıl önce eğitim amaçlı olarak Gelibolu savaş alanlarını kimi yerleri araçla ama birçoğunu da yürüyerek tam 5 gün dolaşmıştım. Yaya olarak gezdiğim yerler içinde kuzeyde kalan ziyaretgâhlar çoğunluğu teşkil etmekteydi. Bu bölgede o zamanlar normal araçla seyahat etmek nerdeyse imkânsızdı. Elimde haritalar, askerliğini burada yapmış olan rahmetli babamdan öğrendiklerim ve ninemden dinlediğim burada savaşmış olan dedemin ona anlattığı birtakım anekdotlardan yola çıkarak kendimce bir keşif çalışması yapmış, bu bölgeyi daha iyi tanımıştım. İşte bu şimdi mesleki anlamda çok işime yarıyordu; bu yüzden aranmıştım.  
         Tur için tekrar bana dönen acenteme burada yapılacak esaslı bir gezinin en az 3 gece Çanakkale konaklaması gerektireceğini ve kuzeydeki alanları gezecek tur aracının da alt takım yiyeceğini belirtmiştim. Sabah erken saatlerde Kuşadası'ndan aldığımız grubumuz ile bu iş için biçilmiş kaftan olan Kaptan Veli ile ben Rehber Asil (iki deli misali) yollara koyulduk. Grup İrlandalı ve asker emeklileriydi; onlarında dedeleri burada kendileri gibi askerdi; kimi burada savaşmış ve hayatını kaybetmiş kimiyse aldıkları ders ve edindikleri acı tecrübeleri memleketlerine döndüklerinde çocuklarına, torunlarına aktarmışlardı. 
         Özellikle emekli Albay Arthur Reid, kendisiyle aynı adı taşıyan asker dedesinin izini sürüyordu. Yıllar sonra o da aynı birlikte subay olarak görev yapmış ve emekli olduktan sonra kendisi gibi emekli olan asker arkadaşlarını toplayıp Türkiye'ye gelmiş; Çanakkale-Gelibolu'nda atalarının izini sürmek içinde özel bir tur istemişti. Emekli olduktan sonra da askeri okullarda seminer ve ders vermeye devam ettiği için öğrencilerine tutturduğu ders notları ve oradaki askeri kütüphanelerinde ulaştığı bilgi ve dokümanların yanı sıra güncellenmiş harita ve krokiler de getirmişti yanında. Toplam sayımızın çok üstünde koltuğa sahip aracımızda bu yüzden oturacak boş yer bulmak güçtü.
         Çanakkale'deki Helen Otel'e yerleştikten sonra doğruca karşıya geçip turumuza başladık. Grubuma rutin tur programlarında yer alan güzergâhları gösterip genel bir bilgi altyapısı sağladıktan sonra günü tamamlayıp otelimize geri döndük. Ertesi gün sabah otelin önünde hemen hepsi etek giymiş grupla, Çanakkalelilerin kâh şaşkınlık kâh hayranlık dolu bakışları arasında bismillah deyip asıl hedefimiz olan Suvla Koyu ve çevresindeki savaş alanlarına yöneldik. Ambulans koyundan sonra yol (o zaman) bozuk olduğundan aracımız zorlanmaya başladı. Veli'ye oldukça yavaş gitmesini tembihliyordum çünkü araca bir şey olursa bu sefer işimiz daha da zorlaşırdı. Yanımızda bulunan çantalar dolusu evrak ve harita sayesinde her geçtiğimiz yerleri ayrı ayrı tespit edip bilgi tazeliyor, zamanında dedelerinin çektiği (işgal birliklerinin fotoğrafçıları tarafından çekilmiş) siyah beyaz karelere bakarak yer tanımlamaları yapıyorduk.
         Albay Reid bana dedesinden kalma orijinal bir resim gösterdi. Bu İngiliz ordusunda görev yapan İrlanda birliklerinin ilk çıkartma yaptıkları nokta itibariyle karşı tepelerin görüntüsünden başka bir şey değildi. Doğruca Büyük Kemikli Burnu'na doğru yol alıp Lala Baba mevkiine geldik. Orada bir mola verdikten sonra bu sefer daha kuzeydoğuya Kireçtepe sırtlarına yöneldik. Bu nokta özellikle İrlanda birliklerinden 5inci Fusiliers birliklerinin Mustafa Kemal'in emrindeki kuvvetlerle bizzat çarpıştığı savaş alanlarıydı. Bu noktadan tura başlamak istediğini belirten Albay Reid, hem dedesinin ayak izlerini sürmek hem de Mustafa Kemal'in savaş taktiklerini ve dehasını anlamak istiyordu; ben de büyük komutan Mustafa Kemal'in makûs tarihimizin seyrini değiştirdiği topraklarımızı bir kez daha görmek…
 
Sürecek…


24 Mart 2008  11:11:34 - Okuma: (681)  Yazdır




İstatistik